Grip virüslerinin evrimi, bilim dünyasını her geçen gün daha fazla şaşırtmaya devam ediyor. Genellikle sığır ve domuzlarda görülen bir patojen olarak bilinen İnfluenza D, son yapılan araştırmalarla ezberleri bozdu. Ohio Üniversitesi öncülüğünde yürütülen çalışma, bu virüsün sadece hayvanlarla sınırlı kalmadığını, insan popülasyonuna "sessizce" sızmış olabileceğini gösteriyor. Klasik grip semptomları olan yüksek ateş veya kas ağrısı gibi belirtiler göstermeden ilerleyen bu süreç, virüsün fark edilmeden geniş kitlelere ulaşma potansiyelini artırıyor. Peki, bu durum yeni bir küresel sağlık krizi için bir öncü mü, yoksa bağışıklık sistemimizin yeni bir sınavı mı?
Belirti Göstermeyen Tehlike: Sessiz Bulaş Riski
İnfluenza D virüsünü diğer mevsimsel grip türlerinden ayıran en çarpıcı özellik, enfeksiyonun klinik tabloya yansımamasıdır. Yapılan saha çalışmalarında, virüsün genetik izlerine sadece çiftliklerde değil, havalimanları ve hastane acil servisleri gibi insan trafiğinin en yoğun olduğu noktalarda rastlandı. Uzmanlar, virüsün yüksek ateş veya şiddetli öksürük gibi "alarm" verici belirtilere yol açmamasının, taşıyıcıların günlük hayatlarına devam ederek virüsü farkında olmadan yaymalarına neden olduğunu belirtiyor. Bu "görünmezlik" hali, virüsün toplum içinde ne kadar yayıldığının tespit edilmesini zorlaştıran en büyük engel olarak görülüyor.
İnsan Akciğerinde Hızlı Çoğalma Kapasitesi
Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen deneyler, İnfluenza D'nin insan dokusuna olan adaptasyon yeteneğini gözler önüne serdi. İnsan akciğer hücreleri ve bağışlanan doku kültürleri üzerinde yapılan testlerde, virüsün mevsimsel grip virüsleri kadar hızlı ve verimli bir şekilde çoğalabildiği saptandı. Daha da önemlisi, virüsün bağışıklık sisteminin erken uyarı sinyallerini baskılayabildiği anlaşıldı. Vücudun savunma mekanizmalarını devre dışı bırakarak sessizce çoğalan bu patojen, akciğer dokusunda kendine güvenli bir alan yaratarak uzun süreli kalıcılık sağlayabiliyor.
Hayvancılıktan Küresel Pandemi Tehdidine
İlk kez 2011 yılında tanımlanan İnfluenza D, uzun süre "önemsiz bir hayvancılık patojeni" olarak sınıflandırılmıştı. Ancak son bulgular, virüsün meşru bir pandemi tehdidi olarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Özellikle sığır ve domuz yetiştiricilerinde saptanan antikorlar, virüsün türler arası geçişi çoktan başlattığını kanıtlar nitelikte. Bilim insanları, virüsün şu an için kanıtlanmış bir bulaş zinciri oluşturmasa da, genetik mutasyonlarla insanlar arasında daha kolay yayılabilecek bir forma dönüşme riskine karşı uyarıyor. Güçlü bir gözetim sistemi kurulması, bu gizli tehlikenin bir krize dönüşmesini engellemek için hayati önem taşıyor.