Beyaz Saray’ın Trabzonlusu

İki merkezde Trump ve Savunma(Savaş) Bakanları açıklama yaparken ne söyleyecekleri kadar acaba Trabzon’un evladı Yavuz Atalay ne soracak diye de bekliyoruz.

Abone Ol

ABD-İran savaşının en dehşet dönemini yaşıyoruz ve her akşam ekran başındayız.

Hem savaş makinesi silahların acımasızlığını izliyor hem de işin nereye doğru evrildiğini anlamaya çalışıyoruz.

İran’ın insanlık düşmanlarına teslim olmamış olmasından her Türk gibi bizlerde mutlu oluyoruz. Sağcısı da Solcusu da aynı istikamette düşünüyor.

İran’a yönelik saldırıların planlandığı yer ABD’nin Beyaz Sarayı ve Pentagon.

Bu iki merkezde Trump ve Savunma(Savaş) bakanları açıklama yaparken ne söyleyecekleri kadar acaba Trabzon’un evladı Yavuz Atalay ne soracak diye bekliyoruz.

Deriz ya ‘Elimizde büyüdü.’

Ben Yavuz için öyle diyemeyeceğim çünkü Yavuz inanılmaz bir mücadele verdi. Lise-Üniversite okurken gazeteciliğe başlayacaksınız, İngilizce bursu alıp ABD’ye gideceksiniz, Türkmedya’nın ABD temsilcisi olup Kıdemli Beyaz Saray muhabirliği kartına ulaşıp Trump’a soru soracaksınız.

Böyle bir mücadele görülmüş değildir.

Yavuz Atalay’ın Trabzon’daki annesi rahatsız. Allah şifa versin, onun için sürekli konuşuyoruz.

Trump ne yapmaya çalışıyor diye sordum, ‘Abi öngörülebilir bir lider değil. Sabah başka, öğle başka, akşam başka konuşuyor. İran’a kaybetmek istemiyor. İran’ın üzerine çok gidince de ABD ve piyasalar anında bozuluyor. Kasım seçiminde Trump’ın geleceği belli olur’ cevabını verdi.

Trump ile ilgili dün İngiliz Ekonomist Dergisinin analizi vardı.

Onu birlikte okuyalım:

“Kapakta, fevri kararlarıyla ABD'yi krizden krize sürükleyen ve Avrupalı müttefikleriyle arasını açan Donald Trump arka planda bağırırken resmediliyor.

Ön planda ise yaşanan bu kaosu hafif bir tebessümle izleyen Çin Devlet Başkanı Şi Cinping yer alıyor.

Kapağın manşeti ise diplomasi tarihinin önemli kurallarından birini hatırlatıyor: Düşmanın bir hata yaparken onu asla bölme.

Derginin analizine göre, ABD'nin İran'a yönelik saldırgan politikası büyük bir stratejik hata. "İran'ın patlayan petrol kârları" alt başlığıyla verilen dosyada, ABD'nin bu hesapsız adımlarının küresel petrol fiyatlarını uçurarak aslında rakiplerini finanse ettiği vurgulanıyor.

Bu tabloda Şi Cinping, ABD ile doğrudan çatışmaya girmek yerine "stratejik sabır" gösteriyor. ABD'nin Batı Asya'da enerjisini tüketmesi ve Ukrayna ya da Asya-Pasifik gibi asıl cephelerden dikkatini uzaklaştırması, Çin için bir fırsat. Dergiye göre Çin, hiçbir şey yapmadan, sadece rakibinin kendi kendini yıpratmasını keyifle izleyerek küresel sahneye "daha istikrarlı ve güvenilir bir alternatif" olarak çıkıyor.

Şi Cinping’in kapağa yansıyan "gülümsemesi", akıllara 1 Eylül 1939 sabahı Ankara'da yaşanan meşhur olayı getirdi.

Hitler'in Polonya'yı işgal ederek İkinci Dünya Savaşı'nı başlattığı haberi Çankaya Köşkü'ne ulaştığında, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün kahkaha attığı bilgisi yıllarca dilden dile dolaşmıştı.

Tıpkı bugünkü analizlerde olduğu gibi, İnönü'nün o günkü tepkisi de aslında bir "savaş sevinci" değil, derin bir stratejik rahatlamaydı.

O dönem Türkiye için en büyük tehdit, Ege'de yayılmacı emelleri olan İtalya'ydı. Savaşın başlamasıyla birlikte büyük güçlerin (Almanya, İngiltere, Fransa) birbirine girmesi, Türkiye'nin üzerindeki baskıyı bir anda dağıtmıştı. İnönü de tıpkı bugünün Çin'i gibi, rakiplerinin ve büyük güçlerin enerjilerini tüketmesini izleme stratejisini benimsemişti.

O gün atıldığı belirtilen o "kahkaha", aslında Türkiye'nin bu ateş çemberinin dışında kalabileceğini gören bir devlet adamının stratejik öngörüsüydü.

Gerek 1939'da Avrupa'nın birbirine girmesini izleyen İsmet İnönü'nün kahkahası, gerekse 2026'da ABD'nin kendi kendini yıpratmasını izleyen Şi Cinping'in tebessümü aynı kapıya çıkıyor.

Güç dengelerinin sarsıldığı kriz anlarında bazen en kazançlı çıkanlar, kılıcını ilk çekenler değil; rakipleri hata yaparken izlemeyi bilenlerdir.”