Fakat hangi kitap, sararmış bir yaprağın toprağa düşerken bıraktığı hüznü satırlarına sığdırabilir?
Bilmek, denizin derinliğini ölçmektir; hissetmek ise kıyıdan ufka bakarken o tarifsiz uzaklığı yaşamaktır. Dalgaların yüksekliğini hesaplamak mümkündür belki, sahile vuran suyun şiddetini, dinginliğini, rakamlara dökmek mümkün değildir.
Bazı hakikatler vardır ki kelimelerle açıklanamaz, kifayetsizdir kelimeler.
Dil anlatır, bilgi sıralar.
Yine de tam halini sese dökmekte yetersiz kalır.
Hissedildiğinde tanımlanır ve tamamlanır kimi şeyler.
Yağmurun nasıl yağdığını bilmek başka şeydir, kuraklıktan sonra toprağın o ilk damlayı içerken yaydığı kokuyu hissetmek başka şeydir.
Bilgi taş duvarlar örer, sağlam, düzenli ve güvenli. Hisler ise sarmaşık gibidir. Taşların dahi gizleyemediği yerlere uzanır.
Hesap makinelerinin bildiğini, akıl yıllarca öğrenemez. Sayfalarca açıklamanın anlatamadığını tek bir susuş açıklar bazen.
Saatler sürecek izahların ulaştığı yere tek bir bakış ulaşır bazen. Çünkü anlamın kapısı dışarıdan seyretmekle değil, eşiğinden geçip onunla birlikte yaşamakla aralanır.
Bazı şeyleri bilmek için bilmek yetmez, hissetmek gerekir biraz.
Bilmek yolun haritasıdır belki, oysa anlama ulaşmanın pusulası hissetmekten geçer sevgili okur.
Saygı ve Muhabbetle