Evet, LGS sonuçları açıklandı...
Aslında açıklanan yalnızca birkaç rakam, birkaç yüzdelik dilim ve birkaç tercih ihtimaliydi. Fakat biz yetişkinler, çoğu zaman bu rakamların üzerine çocuklarımızın değerini, geleceğini ve hatta mutluluğunu da yazıyoruz.
Oysa hiçbir sayı, bir çocuğun bütün hikâyesini anlatamaz.
Bir düşünün…
Çocuklar, merak ederek büyürler. Bir kelebeğin kanadına dokunmak isterler, yağmurun neden yağdığını sorarlar, gökyüzünün neden mavi olduğunu öğrenmeye çalışırlar. Hayatı, soru sorarak tanırlar.
Çünkü öğrenmenin gerçek yakıtı meraktır.
Ne var ki yıllar geçtikçe o bitmeyen "Neden?" sorularının yerini "Kaç puan alacağım?" sorusu almaya başlıyor.
Burada durup düşünmemiz gerekiyor.
Çocuklarımız gerçekten öğreniyor mu yoksa sadece yarışıyor mu?
Bugün eğitim üzerine konuşurken başarıyı çoğu zaman rakamlarla tarif ediyoruz. Not ortalamaları, deneme sonuçları, yüzdelik dilimler, sıralamalar…
Rakamlar önemlidir; çünkü ölçer. Ancak rakamlar yalnızca ölçebildiklerini anlatır. Bir çocuğun vicdanını, hayal gücünü, dürüstlüğünü, iyiliğini, cesaretini, empati kurma becerisini ve en önemlisi merakını ölçemezler.
Tarihe baktığımızda insanlığı ileri taşıyanların ortak bir özelliği olduğunu görürüz. Onlar en yüksek puanı alan insanlar değildi; en çok soru soran insanlardı.
Medeniyetleri ilerleten şey, doğru cevaplardan önce doğru sorular olmuştur.
Galiba en büyük kaybımız çocukların soru sormaktan vazgeçmesidir.
Bugün birçok öğrenci, öğrenmek için değil, sınavı geçmek için çalışıyor. Kitaplar bazen bilgi kaynağı olmaktan çıkıp soru bankasına dönüşüyor. Yanlış yapmak öğrenmenin doğal bir parçasıyken, adeta suç gibi görülüyor.
Oysa insan, en çok yanıldığı yerde öğrenir.
Bir çocuk yanlış yapmaktan korkuyorsa, aslında öğrenmekten korkmaya başlamıştır.
LGS elbette önemlidir.
Kimse bunun aksini söyleyemez. Emek veren her öğrencinin karşılığını almasını istemek en doğal duygudur. Ancak LGS bir hayat değil, hayatın içindeki duraklardan yalnızca biridir. Bir durağı bütün yolculuk sanmak, hem çocuklara hem de hayata haksızlıktır.
Bugün istediği liseye yerleşemeyen bir çocuk, yarının başarılı bilim insanı olabilir. Bugün derece yapan bir öğrenci ise hayatın başka sınavlarında zorlanabilir.
Çünkü hayatın sınavları optik kalemle çözülmez.
Hayat; sabrı, dürüstlüğü, çalışkanlığı, vicdanı ve merhameti de sınar.
Unutmayın, eğitimin en büyük amacı; bütün çocukları aynı çizgiye dizmek değil, her çocuğun kendi yolunu bulmasına yardımcı olmaktır!!!
Başarı yalnızca yüksek puan almak değildir.
Başarı; düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmektir, pes etmemektir,merak etmeyi bırakmamaktır,başkasını geçmekten önce kendini geliştirebilmektir ve iyi bir insan olarak kalabilmektir.
Sevgili Anne Babalar,
Çocuğunuzun gözlerine bakın. Orada bir puan değil, bir insan göreceksiniz!
Sevgili Meslektaşlarım,
Bir öğrencinin notunu yükseltmek kadar, merakını da canlı tutmanın eğitim olduğunu unutmayalım!
Ve Sevgili Çocuklar,
Bir sınav sonucu sizi tanımlamaz. Siz; çözdüğünüz sorular kadar kurduğunuz hayaller, gösterdiğiniz emek ve hiç vazgeçmeyen yüreğinizsiniz!
Bundan sonra çocuklarımıza ilk sorumuz "Kaç net yaptın?" değil, "Bugün ne öğrendin?" olmalı...
Çünkü dünyayı değiştirenler; yarışmayı bilenler değil, merak etmeyi hiç bırakmayanlardır...
Unutmayın,hayatın en önemli cümleleri çoğu zaman manşetlerde değil, dipnotlarda saklıdır!