“Bir Millet, Bir Bayrak, Bir Gelecek”

T*r*r, yıllardır bu topraklarda sadece canlarımızı bizden almadı; umutlarımızı yaraladı, ocaklara ateş düşürdü, kardeşlik duygumuzu sınadı. Nice evlatlarımız vatan uğruna şehit oldu, nice aileler tarifsiz acılar yaşadı.

Abone Ol

Bugün gelinen noktada Türkiye, “Terörsüz Türkiye” hedefi etrafında yürütülen çalışmalarla yeni bir dönemin eşiğinde bulunuyor. Elbette bu süreç, yalnızca güvenlik politikalarıyla değil; akıl, sağduyu, hukuk ve toplumsal dayanışmayla başarıya ulaşabilecek bir yolculuktur. Yapılan açıklamalar ve değerlendirmeler milletimizin ortak geleceğine dair umutları güçlendiriyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son değerlendirmelerinde: “Birlik ve beraberliğimizden ödün vermeden, ülkemizi daha da güçlendirmek için aynı azimle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” sözleri de

bu sürecin yalnızca bir güvenlik meselesi olmadığını; Türkiye’nin huzurunu, kardeşliğini ve geleceğini ilgilendiren tarihi bir adım olduğunu vurgulayarak, birlik ve beraberlik ruhunun her zamankinden daha büyük önem taşıdığını ifade etmektedir.

Çünkü terörden arınmış huzurun ve kardeşliğin hâkim olduğu güçlü bir Türkiye’nin temeli; ortak değerlerine sahip çıkan, vatanına, bayrağına ve milletine gönülden bağlı bir toplum olmaktan geçmektedir ve bu sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de en büyük ortak hedefi olmalıdır.

Yıllarca süren terör, ülkemize sadece can kayıpları yaşatmadı; milletimizin hafızasında derin ve silinmesi güç izler bıraktı.

Nice askerimiz, polisimiz, güvenlik güçlerimiz, korucularımız ve sivil vatandaşımız, masum insanlarımız terörün hedefi oldu, vatan uğruna toprağa düştü. Nice anne ve baba evlatlarını toprağa verdi, nice çocuk babasız ya da annesiz büyüdü, nice eş hayat arkadaşını kaybetti, nice aileye şehit ateşi düştü. Her şehit haberi, yalnızca bir ailenin değil, seksen beş milyonun ortak acısı oldu.

Bunun yanında terör, Türkiye’ye sadece güvenlik açısından değil; ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan da ağır bedeller ödetti. Ülkemizde yatırıma, eğitime, sağlığa, üretime ve kalkınmaya ayrılabilecek milyarlarca liralık kaynak, yıllarca terörle mücadele için kullanıldı. Oysa bu kaynaklar; yeni okullar, hastaneler, fabrikalar ve geleceğe umutla bakan nesiller için harcanabilirdi.

İşte bu nedenle terörsüz bir Türkiye hedefi, sadece silahların susması güvenliğin sağlanması değil; gözyaşlarının dinmesi, acıların sona ermesi, kaynakların milletin refahına yönelmesi ve çocuklarımızın huzur içinde yaşayacağı güçlü bir geleceğin inşa edilmesi ve daha huzurlu bir vatan bırakılması anlamına gelmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti, bin yıllık kardeşliğin üzerine kurulmuş büyük bir devlettir. Bu topraklarda farklı kültürler, aynı bayrağın gölgesinde ortak bir geleceği paylaşmıştır. Bizi güçlü yapan; kökenimiz değil, kader birliğimizdir. Çanakkale’de omuz omuza verilen mücadele de, Kurtuluş savaşında düşmana karşı birlikte direniş de, 15 Temmuz gecesi meydanlarda gösterilen kararlılık da bunun en açık göstergesidir.

Ay yıldızlı bayrağımız, sadece bir kumaş parçası değildir. O bayrak; şehitlerimizin emaneti, gazilerimizin gururu, çocuklarımızın umudu ve bağımsızlığımızın sembolüdür. Vatan ise üzerinde yaşadığımız bir toprak parçasından ibaret değildir; uğruna can verilen, şehit kanlarıyla sulanmış, nesilden nesile emanet edilen ortak yuvamızdır.

Terörün olmadığı bir Türkiye; yalnızca daha güvenli bir ülke değil, aynı zamanda daha güçlü bir ekonomi, daha fazla yatırım, daha fazla üretim, daha çok istihdam ve gençler için daha umut dolu bir gelecek demektir. Huzurun hâkim olduğu bir ülkede kalkınma hızlanır, şehirler büyür, kırsallar gelişir daha güvenli hale gelir, çocuklar geleceğe daha güvenle bakar.

Ancak unutmamamız gereken bir gerçek vardır: Birlik ve beraberlik sadece zor günlerde hatırlanacak kavramlar değildir. Millet olmanın gereği; sevinçte de kederde de aynı duyguda buluşabilmektir. Fikirlerimiz farklı olabilir, siyasi tercihlerimiz değişebilir; fakat söz konusu vatan olduğunda hepimizin ortak paydası Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Bugün dünyada sınırlar kadar milletlerin dayanışması da önemlidir. Bölgemizde yaşanan savaşlar, krizler ve belirsizlikler; güçlü devlet olmanın en önemli şartının içeride sağlam bir birlik ruhu olduğunu bir kez daha göstermiştir. İç cephemizi güçlü tutan en büyük değer ise karşılıklı saygı, ortak akıl ve millet olma şuurudur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.” sözü, bu ortak aidiyetin en güçlü ifadelerinden biridir. Çünkü bu devlet, farklılıkları ayrılık sebebi değil, ortak bir geleceğin zenginliği olarak gören bir anlayış üzerine yükselmiştir.

Dileğimiz odur ki; annelerin gözyaşı dinsin, çocuklar korkunun değil umudun içinde büyüsün, şehit haberleri değil başarı hikâyeleri konuşulsun. Ay yıldızlı bayrağımız sonsuza kadar özgürce dalgalansın, ezanlarımız dinmesin, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ilelebet korunsun.

“Çünkü bizi geleceğe taşıyacak olan; farklılıklarımız değil, aynı bayrağın altında kurduğumuz ortak bir gelecektir. Bu toprakları bize emanet edenlerin en büyük arzusu da buydu: Bir millet, bir bayrak ve sonsuza kadar yaşayacak güçlü ve huzurlu bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti…”