BİR TÜRK FİLMİ: MİLLİ TAKIM (1971’DEN BERİ)

Türk A Millî Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası’ndaki başarısızlığını bir oyuncunun saçına, sakalına ya da özel hayatına bağlamak gerçekçi değil. Özel hayat eleştirilemez. Bu yüzden konuya bir film yapım süreci gibi yaklaşmanın daha doğru olacağını diye düşünerek yazmak istedim.

Abone Ol

Bir futbol takımı, tıpkı bir film seti gibidir. Bu filmde senaryoyu teknik direktör Yönetmen ve ekibi yazar. Rolleri oyunculara göre dağıtır, sahada ne yapmaları gerektiğini anlatır. Ancak burada kritik bir nokta var: Oyuncuların Türk olması ve Türkiye’de yetişmiş olması beklenir.

Oysa farklı kültürlerde büyümüş oyuncularla aynı ruhu yakalamak zordur. Hele bir de yabancı bir yönetmen varsa, işler daha da karmaşıklaşır. İstiklal Marşı’nda ağzı kıpırdamayan bir oyuncu, filmin ruhuna ne kadar hizmet edebilir?

Yine de asıl belirleyici güç ne yönetmen ne de oyunculardır. Bir filmin var olması için en önemli unsur yapımcıdır. Yapımcı finansmanı sağlar, ekibi motive eder ve en önemlisi oyuncu seçiminde belirleyici rol oynar. Eğer yapımcı, Türkiye’de yetenekli oyuncu yetişmesini engelleyen sınırlamalar koymuşsa ki koymuş, bu bir sistem sorunudur. Üstelik bu sınırlamalar 1971’den beri sürmektedir. (Yapımcı şirket, 1971 tarihinde aldığı bir kararla Türkiye’ye ilk defa yabancı oyuncu getirilmesine onay vermiştir).

Peki, suçlu kim? Oyunculara villa vadedip dışarıdan oyuncu getiren yapımcı ve şirketi mi, bu filmde rol alan oyuncular mı? Yoksa yönetmen mi? Asıl sorun, sistemin kendisidir: Kâr odaklı, uzun vadeli planlamadan yoksun, altyapıyı geliştirmek yerine hazır çözümleri tercih eden bir yapı… Ne oyuncular ne de yönetmen, bu sınırlı koşullarda mucize yaratamazlar…

Türkiye-ABD maçını izledim. 3-2 kazandık, Amerika’yı yenmek güzel. Ama bu sadece bir teselli. Kabaca Amorti… Asıl kaybettiklerimizi düşünelim. Oyuncular bu maçta sadece futbol oynamak için sahaya çıktı; doğrusu da budur. Gerisi kişisel tercihtir. Millî takımın başarısı, yapısal sorunların çözülmesine ve herkesin uyum içinde çalışmasına bağlıdır. Ancak o zaman Türk futbolu hak ettiği seviyeye ulaşabilir.

ABD maçından sonra yönetmenin “Bunu hak etmedik, onurumuz için oynadık”, “Bugünkü galibiyet 1000 tane zafere denk oldu.” Gibi sözlerini yorumlamadan geçmek istemiyorum. Evet, demek ki, diğer maçları onurunuzu, pardon onurumuzu düşünmeden oynamışsınız. 1000 tane zafere gelince, söyler misin sayın yönetmen 27 Haziran 2026 tarihi gece yarısı saat 00:42’de İstanbul havaalanına inen uçak benim uçağım mıydı? 1000 zafer kazananlar uçaklarla ülkelerine mi postalanıyordu bu organizasyonda… Yoksa organizasyonun formatı mı değişmişti? Bilen varsa bize söylesin. Bu kadar boş konuşmayı, bu pişkinliği kaldıramıyorum. İşin en üzücü ve kahredici tarafı konvoylarla gittiler ve hiç kimsenin haberi olmadan sessiz sedasız döndüler. Bunu bu ülkeye ve bu ülkenin çocuklarına hiç kimsenin yaşatma hakkı yoktur. Bu konuda yazılacak çok şeyler var. Fakat siz okurlarıma duyduğum saygı nedeniyle yazamıyorum. Lütfen beni anlayışla karşılayın…

Makalemde farklı bir yazım metodu uyguladım. Bu metoda Analoji deniliyor. Analoji; Bir kavramı veya olguyu başka bir olgu veya kavrama benzeterek anlatma biçimi demektir. (Milli Takım-Sinema filmi gibi) Yukarıdaki yazımda sözünü ettiğim oyuncu, yönetmen ve yapımcı şirket gibi olgu ve kavramları aşağıda soruyorum. Bu sorulara vereceğiniz yanıtlar Türk futbolunda gerçek sorunun ve sorumluluğun kim veya kimlerde olduğu gerçeğini iyot gibi açığa çıkaracaktır.

Kısaca belirtmekte yarar var: Türk futbolu dolayısıyla Türk Milli Futbol takımı bugün bulunduğumuz seviyeye yapımcı şirketin, 1971 yılından itibaren uygulamaya koyduğu yabancı futbolcu kuralı sayesinde gelmiştir. Bence tek suçlu 1971 yılından bu tarihe kadar bu şirketi yönetenler, bu kuralı sayı olarak sürekli artırarak Türk futbolunun gelişmesine kota koyanlar ve onlara çanak tutanlardır. Ülkemizde uygulanan bu sistem gençlerimiz için umut vermiyorsa ki, vermiyor o zaman bu sistem yıkılır ve yerine yeni bir sistem kurulur. Suçlu ve Sorumlu sizce kimlerdir? Oyuncular mı? Yönetmen mi? Yapımcı ve şirketi mi? Yanıtını lütfen siz bulun. vesselam.