BİR TUTSAĞA SOR!
Başta yok!
Kapta yok!
Cepte beş kuruş para yok!
Ananeler, nineler gözler buğulu buğulu anlatır ya hep… “10 tane doğurdum ama 4’ü yaşadı, kısmet işte” diye …
Kısmet mısmet değil onun adı! Olsa olsa kör olası fakirlik! Hastalık çok ama tedavi yok.
Çünkü hastane yok!
Doktor deseniz anca 337 tane. Anlayacağınız 13 milyon insana bakacak doktor bile yok!
Çünkü okul yok!
Okuma yazma bilen deseniz erkeklerin yüzde yedisi, kadınlarında binde 4’ü okur -yazar!
Varın siz hesaplayın oranı…
Kısacası okuma-yazma bilen yok!
Bakmayın şimdinin sırf karalama yapmak için demediği hakaret kalmayan yobazlara… O zaman kendi mezar taşını okuyacak adam bile yok!
Ölseniz tabuta çakacak çivi yok!
Çünkü çiviyi yapacak maden yok!
Daha sayayım mı?
Elektrik yok, yol yok, bilim yok, kitap yok!
Kadının esamesi yok!
Takat yok!
Mecal yok!
Medeniyet yok!
Dışarıda düşman çok!
İçeride daha da çok!
İcabında hırsı uğruna 35 evladını, kardeşini bir gece sabaha karşı boğdurtan, icabında saltanatı uğruna canı kimi isterse katleden kendisini her şeyin herkesin sahibi olarak gören padişahlarımız var ama…
Hukuk yok!
Hak yok!
Çünkü özgürlük yok…
Sonra günlerden bir gün 29 Ekim 1923 sabahı özgürleşir tüm ülke…
Yoksul halkıyla el ele herkese meydan okuyan Mustafa Kemal Atatürk “ Artık özgürüz “ der…
CUMHURİYET’i ilan eder…
İnsanıyla, kurduyla, kuzusuyla özgürleşir TÜRKİYE.
Dağıyla, toprağıyla, kumuyla…
Atasıyla, varlıklısı, yalın ayaklısıyla…
Kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla…
Özgürleşir…
Ve özgürlük bir insanın başına gelebilecek en güzel duygudur…
İnanmıyorsan bir tutsağa sor!