BORÇ NEDEN 3 YILDIR 980 MİLYON LİRA

Abone Ol

BORÇ NEDEN 3 YILDIR 980 MİLYON LİRA SEVİYELERİNDEN AŞAĞIYA DÜŞMÜYOR?

Mesleğim gereği yıllarca Trabzonspor’u rakip ederim. Başkan adayları kongre öncesinde çıkar hep şöyle konuşurlar: "İlk etapta maddi anlamda çöken kulübün borcunu aşağılara çekmeye çalışacağız!" Ama gelin görün ki, söylenen sözler hep uçar gider, geriye tekrardan artan borç tablosu kalır! Trabzonspor’un borcu bu açıklamalara rağmen her nedense aşağıya indirilmiyor! Aynen dövizdeki yükseliş gibi hep yukarıya çıkıyor! Başkan adayları güzel cümlelerle delegelerin gözünü boyayıp, kulaklarının pasını silerken bol keseden atıp başkanlık koltuğuna oturuyor! Ama her nedense koltuğa oturumlarında söylediklerini unutuyorlar! Ve ne hazindir ki, ondan sonraki harcamalar batan geminin malları gibi yapılıyor.

Basın toplantılarında; "İyi bir banka anlaşması yaptık, 2 yıl geri ödemesiz, 5 yıl süreli ve düşük faizli bir yapılandırma yaparak borcu bitirdik" deyip hava atmayı da biliyorlar! Tamam da banka ile anlaşmayı yapmak, borcun bittiği anlamına gelmiyor ki! Ayrıca satılan oyunculardan gelen para nereye gidiyor? Bu gelirlerin yüzde kaçını banka kesiyor. Bizim edindiğimiz bilgiye göre banka %60'ını kesiyor. Bu doğru mudur? Kulüpten bir açıklama yapılmadığı için bilmiyoruz! Borsaya kote bir kulüp, açık ve şeffaf olmalı! Hatta "olmalı" temennisi de yetmez, açık be şeffaf olmak zorundadır! Bildiğim kadarı ile Sörloth’tan alınan 10 milyon avro ve Yusuf Yazıcı’dan gelen 17,5 milyon avronun yüzde 60’ı yapılandırma nedeniyle banka tarafından kesildi.

 Ayrıca kulübe yapılan maddi yardımlar ve Banka hesaplarına gelen gelirlerin de %60'ı anlaşma gereği kesiliyor. Son bir ay içerisinde yapılan incelemede bordo- mavili takım borcunun toplamı 1.440.000.000 lira. Kısa vadeli alacaklar ise 460.000.000 lira. Kısa vadeli alacağı borçlan düşersen geriye net borç 980 milyon lira kalıyor. Ve net borç 3 yıldan beri bir türlü aşağıya düşmüyor! Neden? Bu da kamuoyuna duyurucu bir şekilde açıklanmalıdır!

YA SANDIĞA GİDİN YA DA KÜSLÜKLERİ KALDIRIN

İnsan gerçekten üzülüyor. 25 milyon taraftarı olan kulüp, bir türlü huzuru bulamıyor. Yıllardır her transfer döneminde taraftar, yönetim, hoca birbirlerine girip, bütün olumsuzlukları yaşıyorlar. Her gün yazılı ve görsel medyada Trabzonspor’la ile ilgili problemler dile getiriliyor. Bunun önüne geçmek için maalesef en ufak bir gayret gösterilmiyor.

Evet, bordo-mavililer iyi futbol oynamıyor. Bundan da herkes rahatsız. Ama ne olursa olsun kulübün başkanı ile asbaşkanı arasındaki gerilim bu kadar gündem olmamalı ya elele verin kenetlenin gövdenizi taşın altına koyun Trabzonspor kulübünü layık olduğu yere getirin ya da yol yakınken sandığı ortaya koyun ya da aranızdaki küslüğü kaldırın. Trabzonspor kulübü kimselerin oyuncağı değil. Başkan bir tarafa asbaşkan başka bir tarafa rüzgâr gibi Trabzonspor’u savurmamalı. Galatasaray maçından sonra Başkan Yardımcısı Ertuğrul Doğan’ın kiraladığı özel uçakla İstanbul’a dönen Başkan Ağaoğlu’nun buradaki konuşmaları gizli veya aşikâr şekilde telefon videosuna çekilip servis edilmesi koskoca camiayı küçük düşürdü. Bu tutum ve davranışlarınızla Trabzonspor’un rahmetli olan kurucularının kemiklerini sızlatıyorsunuz. İstanbul saltanatını yıkan Anadolu’da ihtilal yapan tüm oyuncuların o zamanki başkanlar ve yöneticileri üzüyorsunuz. Bir tane Trabzonspor’umuzu var. Başka Trabzonspor’umuz yok.

NE OLACAK BU TRABZONSPOR'UN HALİ?

Trabzonspor transfer mevsiminde menajerlerden çektiğini kimseden çekmedi. Eski Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, Muharrem Usta zamanında da menajerlerle yapılan futbolcu transferlerinde Trabzonspor’un kasasından milyon avrolar çıkmıştı. Bordo-Mavili takımın her kongresinde menajerlere verilen paralar konuşulur. Kürsüye çıkan başkanlar menajerlerle iş yapmayacaklarını, kulübün kapısından içeri dahi sokmayacaklarını, hatta tel örgüler etrafında bile dolanamayacaklarını söyleyip dururdular.

Ama bu söylenen sözlerin hepsi havada bulut, söylediğini unut olur! İşin başında menajerlere yönelik gösterilen büyük tepkiler, her ne hikmetse zaman içinde unutulup gider ve menajerler neredeyse kulübün günlük çalışanı olur! Başkan Ağaoğlu Trabzonspor başkanlığına adaylığını açıklamadan önce eski Başkan Usta’dan kulübün gelir gider tablosunu istedi.

Kurmayları ile birlikte inceleme yaptı. Özellikle de menajerlere verilen paraları gördükten sonra açtı ağzını yumdu gözünü! Demediğini bırakmadı! “Menajerlere bu kadar paralar verilir mi?” diyen Başkan Ağaoğlu ne hikmetse geçen sezon ve bu sezonki yabancı futbolcu transferini menajerler marifetiyle yaptı. Hadi geçen sezonki transferleri bir kenara bırakalım. Sörloth dışındakiler bir felaket! Bu sezon ise Trabzonspor Başkanı Ağaoğlu menajer üzerinden 10 yabancı oyuncu transferi gerçekleştirdi. Bordo-Mavili takımın kasasından bu 10 oyuncu için toplam 10 milyon Avro para çıktı. TL bazında100 milyona yakın bir kaynak!

Gelin görün ki bu sezon sadece Sırp asıllı Türk vatandaşı menajer Matuh'a ve diğer menajerler dahil toplam 5 milyon 600 bin Avro para ödendi. Şimdi bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Bu kadar mı söylemle eylem zikzak çizer ve bu kadar mı Trabzonspor zarara uğratılır? Yani Trabzonspor taraftarı İbrahim Hacıosmanoğlu ve Muharrem Usta'nın fütursuzca transfer harcamaları, parayı adeta saçmaları ve menajerlere ödedikleri milyon avroları eleştirirken, onlara harcamalarına rahmet okutmak da neyin nesi? Bu başkan ve idarecilerle ne olacak bu Trabzonspor'un hali?

KÜFÜR EDEN, KENDİNE EDER!

 Söyleyecek söz bulamıyorum... Son zamanlarda A. Kadir Parmak'ın ailesine sosyal medya üzerinden ağır ve tahrik edici ağza alınmayacak galiz küfürler yapılıyor. Kötü söz sahibine aittir. Sosyal medya arkasına saklanarak, salya sümük böcekler kendileriniz aslan zannediyor ama emin olun siz olsanız olsanız kâğıttan aslan olursunuz! Herkesin annesi, eşi, kız kardeşi, ablası, bacısı var. Küfür eden aşağılıklar, sizlerin annesi, bacısı, eşi yok mu? A. Kadir Parmak’a küfür ederken sizin anneniz ablanız eşiniz göz önüne getirmiyor musunuz? Küfür insan için acizlikten ve aşağılık olmaktan öte bir şey değildir. Zira tepki dediğimiz, eşine, sırf damarına basmak için ölesiye küfür etmek, olsa olsa insanlıktan zerre nasip almamış amipten başka bir şey değildir!

A. Kadır, çıktığı her maç sonrası sosyal medya hesaplardan ailesi, eşi demeden sosyal medyadan gelen bir küfür bulutu içinde kalıyor. O zaman ne oluyor? Tepki ve beyanları konusunda belki de “haksız” pozisyonunda olan A. Kadir, bu defa “haklı” durumuna yükseliyor. İtirazınız varsa, bir de kendinizi o futbolcunun yerine koyarak düşünün. Ne hissedersiniz? Eşinize ya da ailenize en adi küfürleri duyduğunuzu ve o ortamda işinizi yapmak zorunda olduğunuzu düşünün. Ama biz kime. Ne anlatıyoruz? Bunu düşünme kabiliyeti olan yaratıklar, o küfürleri yapar mı? Şunu söyleyeyim. Çok ama çok ayıp ediyorsunuz. Bunu yapmakla da insanlıktan çıkıyorsunuz!

YÜRÜYÜŞ GURUBU SOSYOL PROJELERE İMZA ATMAYA DEVAM EDİYOR

İş insanı, dünyada seyyah gibi birçok ülkeyi gezen Kemal Ulusoy'un Trabzon'da karargâh kurmasıyla oluşturduğu Yürüyüş Gurubu çok önemli bir projeye imza attı. Yaklaşık 10 aylık süreçte ekonomiden sosyal yaşama büyük zararlar veren salgın, gurubun üyelerini de üretmeye itti. Yürüyüş Gurubu geçen ay başlatılan "unutulmadınız" projesi kapsamında, Fatih Devlet Hastanesi sağlık çalışanlarını bir plaketle ödüllendirdi. Bu ay ise öğrencileriyle yaşamsal bir bağ kurmaya çalışan Kanuni Anadolu Lisesi Edebiyat Öğretmeni Halit Ziya Aydoğdu'yu bir plaketle ödüllendirdi...

“Marmara Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. 2003 yılında Samsun Vezirköprü'de başladım. Trabzon'da Sürmene Hasan Sadri Yetmiş bir Anadolu Lisesinde (Sürmene Anadolu Lisesi) çalıştım. Şu anda Kanuni Anadolu Lisesi’nde çalışmaktayım. Öğretmenliği, zeki ve genç insanlarla bir arada olduğum için çok seviyorum. Öğretmen; öğrencisinin vizyonunu ufkunu genişletmeli, yaşadığı zamanın ve dünyanın gerçeklerini ona bütünüyle kavratmalıdır. Her öğrenciye bir birey olarak yaklaşmak, hepsini ayrı ayrı kendi özgünlüğünde değerlendirmek temel ilkemdir. Zeka, insan bedeni gibi gelişmiyor. Bu yüzden öğrencilere, zeki ama yaşamsal tecrübesi az bireyler olarak bakılabilir. Örneğin öğrencilerim William Golding'in "Sineklerin Tanrısı" romanını o kadar mükemmel yorumlamışlardı ki şaşırmıştım. Öğrencilerimle yaşamsal bir bağ kuruyorum. Onlarla sadece sınıfta değil gezilerde çeşitli etkinliklerde, park ve bahçelerde bir araya gelip beraber zaman geçiriyorum. Çünkü onlar zeki ve cıvıl cıvıl bir yaşama arzusuna sahip. Osman abi şu an söyleyebileceklerim bu kadar. Teşekkür ediyorum, her şey için.”