Bordo- Mavi Bir Delilik Hali

Trabzon’da bazı insanlar futbol takımı tutmaz… Direkt kader tutar. O kaderin adı da Trabzonspor’dur.

Abone Ol

Malumunuz cuma akşamı Antalya’da bir final oynandı…
Ama ses Trabzon’dan, Of’tan, Hayrat’tan, yaylalardan duyuldu.

Çünkü Trabzonspor kupa alınca mesele sadece futbol olmuyor.
Bu artık toplumsal bir ruh hâline dönüşüyor.

Antalya’da maç bitti…
Karadeniz’de gerçek hayat durdu.
Bir anda herkes sokağa çıktı.
Normalde apartmanda birbirine “günaydın” bile demeyen insanlar camdan birbirine bağırıyor:

“ALDUK UŞAĞUMMM!”

Bir mahallede aynı anda bu kadar korna çalınır mı?
Çalındı.
Hatta bazı insanlar neden korna çaldığını bile bilmiyordu.
Adam sadece sesi duyup katıldı.
Karadeniz insanında böyle bir refleks var zaten:
Biri bağırıyorsa ya horon vardır ya Trabzonspor kazanmıştır.
Başka seçenek yok.

O gece Trabzon’da coğrafi bir karmaşa yaşandı ayrıca.
Çünkü maç Antalya’daydı ama herkes kendini Trabzon Meydan’da sanıyordu.
Bir çocuk eline bayrağı almış koşuyor:
“Avrupa’ya gidiyruk!”
Uşağum sen daha Trabzon dışına çıkmadın.
Ama ruhen şu an UEFA delegesisin.
Bir de o meşhur maç yorumcuları ortaya çıktı tabii…
Türkiye’de herkes teknik direktördür ama Trabzonspor kupa alınca olay başka seviyeye geçiyor.
Biri dedi ki:
“Fatih Tekke rakibi ikinci bölgede kilitledi.”
Bunu diyenin hayatında kilitlediği tek şey eski demir kapı.
Ama anlatıyor…
Yan masadaki arkadaş daha profesyonel:
“Onuachu bugün tam hedef santrfor oynadı.”
Gardaşım sen geçen ay “ofsayt kalktı mı?” diye soruyordun.
Şimdi taktik analiz yapıyor.Karadeniz’de futbol bilgisi maç kazanınca otomatik yükleniyor galiba.

Bir de sosyal medya kısmı var…
Maçtan önce:
“Bu takımdan bir şey olmaz.”
“Ruh bitmiş.”
“Sezon çöptü.”

Maçtan sonra:
“Biz zaten inanmıştık.”
“Bu arma pes etmez.”
“Fırtına geri döndü!”

Uşağum siz iki gün önce kulübü kapatıyordunuz.
Trabzonspor taraftarı dünyanın en hızlı duygu değiştiren topluluğu olabilir.
90 dakika içinde:
- Teknik direktörü gönderebilir,
- Futbolu bırakabilir,
- Hakeme sinir krizi geçirebilir,
- Takımı eleştirebilir,
- Sonra kupayı görünce arabaya çıkıp horon tepebilir.

Bu psikoloji değil.
Bu artık doğa olayı.
Ama en güzeli ne biliyor musunuz?
İnsanların yüzündeki o çocuk sevinci…
Çünkü memlekette herkes biraz yorgun artık.

Hayat pahalı.
Moral düşük.
Herkesin kafası dolu.
Ama bazen bir gol…
Bir kupa…
Bir cuma akşamı…
İnsanın içindeki çocuğu yeniden ayağa kaldırıyor.
İşte bu yüzden Trabzonspor kupa alınca insanlar sadece maç kazanmıyor.
Bir süreliğine dertlerini unutuyor.

Dün gece bir amca marketten ekmek almaya bu mevsimde bordo-mavi atkıyla gitti.
Ekmek değil sanki kupayı teslim almaya gidiyor.
Bir araba gördüm:
- Önde dev Trabzonspor bayrağı,
- Arkada “Şampiyon Fırtına” yazısı,
- Aynada bordo-mavi püskül,
- Kornada horon ritmi…
Araç değil; mobil Karadeniz festivali.
Bir de kutlamaların en tehlikeli grubu var:
Aşırı coşkulu dayılar.
Bunlar maç bitince bir anda gençleşiyor.
Normalde dizinden dolayı merdiveni yavaş çıkan adam, kupa gelince arabanın tavanına çıkıyor.
Bilim insanları bunu araştırmalı.
Adrenalin mi?
Horon enerjisi mi?
Yoksa bordo-mavi kaynaklı geçici delilik mi?
Bilinmiyor.

Ama şunu çok iyi biliyoruz:
Trabzonspor sıradan bir takım değil Karadeniz insanı için.

Biraz memleket…
Biraz çocukluk…
Biraz inat…
Biraz da “biz hâlâ buradayız” meselesi.

Bu yüzden kupa alınca sadece futbol kazanmaz.
Mahalle kazanır.
Kahve kazanır.
Yayla kazanır.
Çay kazanır.
Hatta o gece bazı çayların daha koyu aktığı söyleniyor.
Çünkü Karadeniz insanı mutlu olunca önce çayı demliyor.
Sonra dünyaya kafa tutuyor.

İşte cuma gecesi Antalya’dan yükselen o kupa, aslında bütün Karadeniz’e şunu söyletti:

“Biz bazen çok yoriliruk,
Bazen çok sinirleniruk…
Ama sevinduk mi da dünyayı ayağa kaldıriruk uşağum!”

TEBRİKLER TRABZONSPOR…