Bostancı verici İstasyonu ne işe yarar?

Trabzon’un Bostancı Mahallesi’nde yıllardır dimdik ayakta duran bir yapı var.

Abone Ol

Çoğu insanın önünden geçip gittiği, ne işe yaradığını tam olarak bilmediği ama bir şekilde hayatın içinde varlığını sürdüren bir yapı bu.

Bostancı verici istasyonu.

Oysa bu istasyon, bir zamanlar sadece bir teknik tesis değil, adeta bir ülkenin sesi, hatta kriz anlarında kaderini belirleyen bir araçtı.

“Orta dalga 314 metre Trabzon Radyosu…”

Erzurum’da Uzun dalga vardı, kaldırıldı sanırım,

Bir de Kısa Dalga vardı
Bir neslin hafızasında yer etmiş bu anons, aslında Türkiye’nin iletişim tarihinin de bir özetidir.

Bugünün gençleri için belki bir anlam ifade etmiyor.

Ama bir dönem ne internet vardı ne özel televizyonlar ne de alternatif haber kaynakları.

Tek bir kanal vardı,

Devletin sesi.

Ve o ses, en geniş kitlelere bu verici istasyonları aracılığıyla ulaşıyordu.

Sadece gündelik yayınlar mı?

Hayır.

1960’ta, 1980’de…
Türkiye’nin en kritik kırılma anları, darbeler, yönetime el koymalar…
Hepsi ilk kez bu dalgalar üzerinden duyuruldu.

Bu istasyonlar, sadece teknik altyapı değil; aynı zamanda devletin kriz anındaki refleksiydi. Stratejik bir araçtı.

Ama zaman değişti.

1990’larla birlikte FM yayınları hayatımıza girdi.

Ardından özel televizyonlar, radyolar…

Sonra internet.

Artık bilgi tek bir merkezden değil, yüzlerce kanaldan akıyor.

Hatta saniyeler içinde.

15 Temmuz gecesi bunun en somut örneğini yaşadık.
Devletin resmi kanalı susturulurken, halk gelişmeleri farklı kanallardan takip etti. Cumhurbaşkanı’nın çağrısı bile başka bir televizyon üzerinden yapıldı.

Bu tablo bize şunu açıkça gösterdi,
Artık iletişim tek bir vericiye bağlı değil.

Peki o zaman şu soruyu sormak gerekiyor,
Trabzon Bostancı’daki bu verici istasyonu bugün ne işe yarıyor?

Günde birkaç saatlik sembolik yayın dışında aktif bir fonksiyonu var mı?
Yoksa sadece geçmişin bir hatırası olarak mı duruyor?

Dahası, bu tür tesislerin yaydığı elektromanyetik alanlar yıllardır tartışma konusu.

“Zararlı mı, değil mi?” sorusu bilimsel olarak net çizgilerle ayrılmasa da, toplumda ciddi bir endişe olduğu ortada.

Hele ki yakınında hastane varsa…
Hele ki insanlar sağlık hizmeti bekliyorsa…

İşte o zaman mesele sadece teknik değil, vicdani bir boyut da kazanıyor.

Farabi Hastanesi “Cihazlarımızı bozuyor” diye şikâyette bulunmuş ama bir netice alınamamış.

Trabzon gibi sağlık altyapısını büyütmek isteyen bir şehirde, 45 dönümlük böylesine değerli bir alanın kullanım amacı sorgulanmak zorunda.

Bir tarafta artık işlevi tartışılan bir verici istasyonu,
Diğer tarafta kapasitesini artırmaya çalışan bir hastane,

Tercih basit gibi görünüyor ama karar büyük.

Bu yazı bir “kesin hüküm” değildir.
Ama net bir çağrıdır,

Geçmişe saygı duyarken, bugünün ihtiyaçlarını da görmezden gelemeyiz.

Çünkü mesele sadece bir yapı değil,
Mesele, bir şehrin öncelikleridir.

Zehir mi, şifa mı?

İçimiz dışımızın radyasyonla dolu olduğu teknolojik çağda hiçbir işe yaramayan Bostancı Cerici İstasyonunun kaldırılması artık zaruridir.

İnsanları daha çok kanser etmeden

45 dönümlük araziyi KTÜ Farabi Hastanesi’ne devredin de insanlara şifa dağıtsınlar.

Zehir mi vermek daha iyi şifa mı?
Artık bu soruya net bir cevap vermenin zamanıdır.