BU KADAR ERKEN BEKLEMİYORDUK!

Hani genç şair sevgilisine yazdığı şiiri, “Senin için yazmazsam iki satır, bir yalnızlık, bir haksızlık hissederim” diyerek tamamlamış ya… Bizimkisi de söz konusu fındık olunca aynı hesap! Her günkü yazılarda iki satır da olsa, fındıktan dem vurmaz isek, bir eksiklik hissediyoruz.

Abone Ol

Bazen de okuyanların gönderdikleri mailler yardımımıza koşuyor, bir kenara not ediyoruz. Yine not eylemiş ama bu kez kimden geldiğini kayıt eylemeyi unutmuşuz. Notu aktaralım, görüşünü ileteni tespit edersek paylaşırız: “Fındıkta üretim tekelini kaybedebileceğimizi biliyorduk. Ama bu kadar erken olacağını tahmin etmiyorduk.

Arazilerin birleşmesini toplulaştırmayı gerçekleştiremediğimiz müddetçe işimiz her aşamada zor. Elzemdir. Ama Türkiye’deki yapı bunu olumsuz etkiliyor. Zihniyet değişimi gerekiyor.”

YARASI OLANLAR GOCUNDU


Önceki gün, “Adalet için liyakat” başlığı atarak, Cenab-ı Allah’ın Kur’an-ı Kerim’den uyardığı ayetlerden bazılarını anlamaları ve de dolayısıyla liyâkata öncelik verep adaletli davranmaları için hatırlatıp, sıralamıştık. Genelde olumlu olsa da, hangi hesap ve hedef içindir bilinmez (!) birkaç tane ipe sapa gelmez eleştiri de almadık değil. Kimisi “Sen hocamasın?”, kimisi de okur-yazar ve de anlar takımından olduğumuzu unutup, “sen ne anlarsın?” diyerek haddini ve hududunu aşan hezeyanda da bulunmadı değil. Biz “Kem söz sahibine aittir” kabul edenlerdeniz! Hezeyanda bulunanlar ise sevgili dostum, KTÜ Tiyatro Topluluğu’nun kurucusu da olan Ahmet Akyol’un yıllar önce yazıp yönettiği, “Yarası Olan Gocunur” oyununda tarif edilenlerdir.

GÜÇ VE KUVVET, AMA NASIL?

Güç ve kuvvet her zaman, her daim iyidir, elzemdir. Ama ne zaman, hangi halde? Öncelikle ve kesinlikle ahlâkın ve adaletin olması, gücün ile kuvvetin hak ve hukukun tecellisi için elzemdir. Ancak ne hazin, ne acıdır ki, dünya üzerinde, hele hele Ortadoğu coğrafyasında güç ile kuvvet, ifade edildiği gibi ”iyilikleri ve güzellikleri hayata geçirmekten ziyade kendi doğrularını ve çıkarlarını kabul ettirmek için zorbalık yaptırmak için kullanılır” hale gelmiştir.

KANAL-7 DE 7 TÜR

Ben unutmak için çaba gösteriyorum, ama ekranlar adeta bana; “Boşuna çaba gösteriyorsun” dercesine haber üstünü haberleri sıralıyorlar. Geçen sabah Kanal7’de denk geldiğim “Kazanın, cinayetin ve ölümün bin bir çeşidi, 70 türlüsü” dedirten haberleri izlerken ister istemez yine aklıma ünlü düşünür Albert Camus’un; “Bir toplumun adalet anlayışını ve yaşama verdiği değeri” tarif için söylediği “Bir ülkeyi tanımak işitiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın” gelmedi değil. Akıl almaz kazalara mı bakarsınız? Üç beş kuruş için aile içinde işlenen cinayetlere mi? Her biri inanın; “Şeytanın bile aklına gelmez” dedirten türden!

GERİYE, “ÇOK ÇOK GÜÇLÜ KINAMA” KALDI!

Katliamcı İsrail’in son olarak bir bakanının da önderliğinde katil askerleri Mescd-i Aksa’ya saldırması yine kınandı! Ama bu kez yapılan yazılı açıklamada ki ifadesiyle; “En şiddetli şekilde kınandı!” Bu gidişatla muhtemel saldırılar karşısında kullanılmak üzere geriye, “Çok çok güçlü kınandı” ibaresi kaldı! Gerçi bir ara; “Çok şiddetli kınandı” ibaresi de kullanılmıştı ya… Bu durumda; “Çok çok güçlü ve şiddetli şekilde kınandı” da kullanılmak üzere hazır bekletiliyor olabilir! Ama bu tür açıklamalarla “çokgüçlü-şiddetlikınama” kelimeleri de anlamlarından uzaklaştırılmış, işe yaramaz ve de etkisi olmaz hale getirilmiş olmuyor mu?

DÜNDEN BUGÜNE

31 Temmuz 2013’de köşemizde kayıt altına almışız. Sanki “Bugün olup bitenleri tarif ediyor” dercesine!
Aynen paylaşıyorum:
*
Bugün de; Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’den öğrenelim neler olduğunu: -“Bu süreç önce PKK’yı meşrulaştıracak. Sonra siyasallaştıracak. Sonra da devletleştirecektir.”

KISSADAN HİSSE


Ünlü Moğol imparatoru Cengizhan’dan:“Küçük işleri büyük adamlara verdik, önemsemediler. Büyük işleri küçük adamlara verdik, altından kalkamadılar. İşte koskoca Moğol İmparatorluğu bu yüzden çöktü, çöküyor.”