Bugün sizinle bir meslektaşımın elektronik posta adresime gönderdiği mesajını paylaşmak istiyorum. Bu mesajı gönderen meslektaşım, mesajın arkadaşlarıma gönderilmesini rica ediyordu; ben daha iyi olacağı düşüncesi ile siz değerli okuyucularımla bu mesajı paylaşıp, bununla ilgili bir fikir jimnastiği yapmak istiyorum. Yaptığı iş üzerinde düşünen tek varlık olan biz insanoğluna da düşen bu değil mi? Düşünmek…İşte ibret dolu mesaj, buyurun…
Jack, yavaşlamadan önce takometresine baktı; hız limitinin 50 olduğu bir yerde 73 km ile gittiğinin farkına vardı. Son dört ay içerisinde polis tarafından dördüncü defa durduruluyordu. “Bir insan nasıl bu kadar şanssız olabilir ki?” diye geçirdi içinden.
Jack, arabasını sağa çekti. “İnşallah şu anda yanımızdan daha hızlı bir araba geçer” diye dua ediyordu içinden.
Polis, elinde kalın bir not defteri ile arabadan indi. “Bu polis, kiliseden tanıdığım Bob değil mi?” diye düşündü. Sahi bu Bob’tu.
“Merhaba Bob. Birbirimizi yeniden görmemiz çok ilginç!”
“Merhaba, Jack diye karşılık verdi” polis; ama polis gayet ciddi görünüyordu.
“Beni, karımı ve çocuklarımı görmek için eve giderken yakaladın” dedi Jack.
“Evet, öyle” diye cevap veren polis, umursamaz görünüyordu. Jack devam ediyordu konuşmaya:
“Son günlerde eve hep çok geç gidiyorum. Bu yüzden çocuklarım uzun süreden beri beni hiç göremez oldu. Ayrıca karım Diana bana bu akşam patates ve biftek yiyeceğimizi söyledi. Ne demek istediğimi anlıyor musun?”
Polis, “Evet, ne demek istediğini anlıyorum. Ayrıca trafik kurallarını ihlal ettiğini de biliyorum” diye cevap verdi.
Jack, “Eyvah bu taktik fazla işe yaramayacak gibi, taktik değiştirmem gerekiyor” diye geçirdi içinden.
Polise, “Beni kaç km. ile giderken yakaladın?” diye bir soru yöneltti Jack.
Polis, “70 km ile gidiyordun” diye cevap verdikten sonra, “Lütfen arabana girer misin?” diyerek Jack’ı uyardı.
Jack polisi etkilemek adına bir şeyler yapması gerektiğini düşünerek, şunları söylemeye çalışıyordu: “Ah Bob! Beni bir dakika bekle! Seni gördüğümde takometreme baktım, sadece 65 km ile gidiyordum”.
Polis, “Lütfen Jack, arabana gir!” diye üsteledi.
Jack, canı sıkkın bir şekilde arabasına girdi, kapıyı çarparak kapattı. Bob, not defterine bir şeyler yazıyordu.
Jack, “Bob benim ehliyetimi ve ruhsatımı niye istemiyor ki?” diye düşündü birden. “Ne olursa olsun, bundan sonra kilisede bu adamın yanına oturmaktansa, birkaç Pazar kiliseye hiç gitmemeyi tercih ederim” diye karar verdi kendi kendine.
Biraz sonra, polis, Jack’ın arabasının kapısını tıklatıyordu. Jack, arabasının camını 5 cm kadar açtı. Polis, Jack’a bir kâğıt uzatarak uzaklaştı. Jack kendi kendine, “Bu ceza değil” diye söylendi. Bir anda sevinmişti. Polisin ona verdiği bir yazı idi ve bu kâğıtta şunlar yazılıydı:
“Sevgili Jack, benim bir kızım vardı. Altı yaşındayken, çok hızlı araba kullanan biri tarafından öldürüldü. Bu kazadan dolayı, adam cezalandırılmıştı. Aldığı ceza, 3 ay hapis cezasıydı. Bu adam cezasını çekip hapisten çıktı. Hapisten çıktıktan sonra da çocuklarına sarılıp, öpüp, onları tekrar koklayabiliyordu. Ama ben?.. Ben kızımı tekrar koklayıp, öpebilmek için, cennete gidinceye kadar beklemem gerekiyor. Adamı bin defa affetmeye çalıştım, bin kere de affedebildiğimi zannettim. Belki di başarabilmişimdir, ama hâlâ, kızımı düşünüyorum. Lütfen benim için dua et ve dikkatli ol Jack! Hayatta tek bir oğlum kaldı!..
Jack, 15 dakika bir süre yerinden kıpırdayamadı. Daha sonra kendine gelip, yavaş yavaş evine gitti. Evine varınca, çocuklarına ve karısına sıkıca sarıldı. Şunları düşündü kendi kendine: “Hayat çok değerli, sürekli dikkat et! Dikkatli araba kullan ve başkalarının hakkına saygı göster! Hiçbir zaman unutma ki, istediğin kadar araba alabilirsin, ama insan hayatını asla!..”
Bu mesajı gönderen Beril Artan öğretmene teşekkür etmek boynumun borcudur. Bu vesile ile “yaptığımız iş üzerinde düşünmemiz gerektiğini” bir kez daha hatırlamış olduk. Umarım ki, siz okuyucularım da yaptığımız iş üzerinde düşünmemiz gerektiği üzerinde bir fikir jimnastiği yapmış oldunuz. Sahi hayatımızı tanzim ederken başkalarının hakkına ne kadar saygı gösterebiliyoruz? Başkasının hakkını gözetmeyen insanların “kul hakkına tecavüz” ettiklerini unutuyor muyuz? Sosyal hayatın her alanında olduğu gibi trafikte de başkaları yokmuş gibi davranarak, insan haklarına saygıda kusur ettiğimizin ne kadar farkındayız? Bütün bu soruların cevaplarının da yine eğitimde saklı olduğunu vurgulayarak, bugünkü yazımıza nokta koyalım.