Kırıkkale'de bir kadın daha eşi tarafından bıçakla öldürüldü.
***
Kadının son sözleri,
Ölmek istemiyorum!
***
Ama öldü işte.
Hem de on yaşındaki kızının gözü önünde öldü.
***
Öldüren Erkek,
Yada herif,
Ya da ,
Koca(!)
Ya da koca ayı.
Ki burada "Koca" büyük demek.
Lakin bu her ne mahluksa yaşıyor...

Üzerini,
Zavallının kanıyla görenler ona,
Nedenini sorduklarında,
Utanmadan;
"Bir hayvan kestim" diyor.
***
Peki ne olacak?
Bu haller böyle mi sürüp gidecek?
Gücü yeten yetene,
Vuran vurana  mi devam edecek?
***
Evet insanlara,
"Haklı olmak yetmez.
Bunu güzel bir lisanla anlatmak gerekir,"
***
Evet,
"Ateşe benzin dökülmez,
Nereden inceyse ortan kırılsın denilmez."
***
Evet,
İslam dini, her koşulda,
lisanın münasip konuşmasını,
Güler yüzlü olmasını emreder.
***
Yani eşler,
Haklısı/ haksızı,
Anlaşamasalar da,
Nezaketli bir üslupla sorunlarını konuşmalılar.
Anlaşamadıkları zaman ara vermeliler ve sonra tekrar konuşmalılar...
***
Duygusal ve öfkeli değil,
Sakin düşünerek,
Karşı tarafı da içtenlikle dinleyerek,
Empati de yaparak,
Çözüm için illa da,
Aklı devreye sokarak konuşmalılar...
***
Zira akıldan daha mahir bir mucize yoktur İnsan için.
***
Öyle,
"Öfke gelir köz kararır,
Öfke gider yüz kızarır" durumlarına düşünce,
Derler ya ,
"Sonra eyvah!
Para etmez."
***
Kaldı ki,
Sen,
Haklı olsan da;
Hem de yerden göğe kadar haklı olsan da,
Bu durum sana Allah'ın yarattığı bir canı alma hakkını vermez.
***
Hadi kalbin taşlaşmış.
Vicdanın körelmiş.
İyi de,
Senin dinin,
" Bir insanı öldürmek,
Bütün insanlığı öldürmek gibidir."
Demez mi?
****
Evet,
Haklı da olsan,
Yerden göğe kadar,
Suçlu da olsa,
Sen yine de onu öldüremez,
O ölüm cezasını  sen kesemezsin.
***
Çünkü senin ülkende,
Kanun var.
Devlet var.
Kurallar/kaideler var...
***
İşte bunlar,
Okullarda öğretilen pek çok tiriviri konulardan daha mühim meselelerdir.
Acilen ders kitaplarına konulup  okutulmalıdır.
Gençler  evlilikler hususunda,
Diyaloglar konusunda mutlaka ve acilen eğitilmelidirler.
***
Yani,
Asalım!
Keselim!
Gibi öfkeli laflarla,
Devlet olarak biz bitiremeyiz bu kanlı belayı.
***
Bu olaylar,
Artık münferit olmaktan çıkmış,
Malumunuz çok sık yaşanır olmuştur.
Yani cehalet hortlamıştır.
Cinayetler çoğalmış,
Acil servisler çok yoğun,
Ambulanslar olaylara yetişemez olmuş.
O halde eğitim,
İlla da eğitim...
 
NEDEN KALABALIK DEĞİLDİ
 
Reis Trabzon'a geldi,
Ben dahil pek çok insan,
"Kalabalık olur,
Çünkü,
Fındığa diğer yıllara oranla bu yıl iyi para verildi."
Dedim.
Ama olmadı.
***
Mütevazi bir dinleyici kitlesi vardı.
Nedeni ne olabilir diye düşündüm.
Ak Parti İl /İlçe teşkilatı mı?
Sanmıyorum.
Zira Haydar Revi,
Yıllardır o koltukta nice izdihamlı mitingler hazırladı Erdoğan'a.
***
Asıl sorun bence,
Televizyonların,
Cumhurbaşkanının konuşmalarını anında "canlı" yayınlamasıdır.
***
Yani,
Televizyon maçı veriyorsa,
"Evde, rahat koltukta oturur izlerim" der çoğu taraftar.
Ak Partili de taraftardır.
Ve bakış açısı buna paraleldir.
***
"Ama Ekrem İmamoğlu geldiğinde kalabalık çok daha fazlaydı." gibi yaklaşımın asıl nedeni,
Dedim ya,
Televizyonlar yayınlamayınca,
Bu durum mitingleri kalabalık yapıyor.
***
Bir diğer husus,
Sayın Cumhurbaşkanının,
Miting alanına hayli geç gelmesi de kanımca önemli bir etken olmuştur.
 
SOKAK SANATÇILARI
 
Sokak sanatçılarını severim.
Genellikle sanatçı adayları olarak,
Onlar sahnelere hazırlık aşamasındadırlar.
Sokaklardan  başlar hikayeleri onların...

Sokak sanatçıları dedin mi;
Ressamları da ifade edebilirim,
Ancak daha çok müzisyenler gelir aklıma.
Müzisyenler den de,
İllaki de Kemençe ve ona bağlı olarak horon;
Olmazsa olmazdır.
***
Halbuki,
Olmalı.
Gitaristler olmalı,
Kemancılar da olmalı sokak sanatçıları arasında.
Saz ustaları da olmalı.
Akordeon,
Ney,
Flüt ustaları da olmalı.
Yok illa da kemençe.
İlla da horon.
***
İyi o zaman,
Bu kimseler işinde hiç değilse belli bir noktaya gelmiş olmalı.
Müziği,
Notayı,
Bilmeli.
Sesi dinlemeye değmeli.
Öğle gürültüden ibaret bir görüntü şehrin kalitesine,
İmajına değer katmıyor ve
Meydan Parkı iyi bir sınav veremiyor.
Bu konularda eminim ki,
Trabzon Kültür  ve Turizm Müdürlüğü ve hatta,  
Trabzon Büyükşehir Belediyesi  veya
Ortahisar Belediyesi de  memnun değildir.
O halde,
En kısa zamanda bir çözüm lütfen!
 
FIKRA
 
Çocuk dedesine sormuş:
- Dede, ninem ile kaç yıldır evlisiniz?
- 40 yıldır evlat, demiş dede.
- Peki ama dede, ben sizi hiç kavga ederken görmedim.
Bunun sırrı nedir?
- Otur evlat anlatayım.
Evlat biz ninen ile evlendiğimizde elde avuçta bir şey yok, kimsemiz de yoktu.
Ben nineni bizden oldukça uzakta bir köyden aldım.
Nikâhımız kıyıldı.
Benim at arabasına ninenin üç beş eşyasını attık ve bizim köyün yolunu tuttuk.
Yolda benim atın ayağı sürçtü ve tökezledi.
Ben "Bu bir" dedim.
Devam ederken bir daha tökezledi,
Ben yine "Bu iki" dedim.
Köye de daha epey yolumuz vardı,
Bizim atın ayağı bir daha tökezleyince
"Bu üç" dedim ve çektim belimden tabancayı, atı orada vurdum.
Ben atı vurunca ninen başladı bana söylenmeye.
"Biz şimdi nasıl gideceğiz?
Niye durup dururken atı vurdun.
Sende hiç akıl yok mu?
Bu eşyaları nasıl götüreceğiz"
Ben de döndüm ninene
"Bu bir" dedim.
O gün bugündür, gül gibi geçinip gidiyoruz.