Ama yıllardır bu toprağın alın terine omuz verdim.
Karadeniz’in en büyük trajedilerinden biri de budur zaten.
Toprağın gerçek sahibi konuşunca “abartıyor” deniyor,
Masa başında rakam açıklayanlar ise kendilerini üreticinin hamisi sanıyor.
Çayın fiyatını açıklayanların önemli bir kısmı hayatında belki bir kez bile çay makası tutmadı.
Yağmurun altında sırtta sepet taşımadı.
Diz boyu çamurun içinde sabahın köründe bahçeye girmedi.
Ama üreticinin bir yıllık emeğinin kaç liraya karşılık geleceğine onlar karar veriyor.
Karadeniz insanı yıllardır aynı cümleyi duyuyor,
“Bu yıl fiyat iyi.”
Kime göre iyi?
Market rafına göre mi?
Şehirdeki memurun maaş hesabına göre mi?
Yoksa Ankara’daki klimalı odalara göre mi?
Üreticiye sorun bakalım.
Mazot kaç para?
Gübre kaç para?
İşçi yevmiyesi ne kadar olmuş?
Nakliye maliyeti ne durumda?
Bir çuval çayın maliyet hesabını yapan var mı?
35 lira açıklanıyor.
Sanki büyük bir lütufmuş gibi anlatılıyor.
Oysa üretici artık para kazanmayı bile bırakmış durumda; sadece zarar etmemeye çalışıyor.
Çünkü bu ülkede üretici hiçbir zaman ürününün gerçek değerini alamadı.
Fındıkta da böyle oldu.
Dünyanın en kaliteli fındığını üreten Karadenizli, fiyatı Hamburg’daki borsadan öğreniyor.
Çayda da aynı hikâye.
Toprağın sahibi başka, karar vereni başka.
Kazanan başka, yorulan başka.
Tütün zaten göz göre göre yok edildi.
Bir dönem geçim kapısı olan ürünler ya kaderine terk edildi ya da ithalata kurban verildi.
Şimdi köylerde genç kalmadı.
Bahçeler yaşlandı, insanlar yoruldu.
Üreten değil, aracılık yapan kazandı.
İşin en acı tarafı ise şudur
Karadeniz insanı hâlâ sabrediyor.
Hâlâ “belki seneye” diyor.
Hâlâ emeğinin karşılığını alacağı günü bekliyor.
Ama görünen tablo değişmiyor.
Çünkü bu ülkede üreticiye hep fedakârlık tavsiye edildi.
Fedakârlığın faturası da sürekli aynı insanlara kesildi.
Şimdi bahçelerde salatalık yetişiyormuş,
Hıyarseverlere duyurulur.
Aslında memleketin tarım politikasının özeti bu.
Toprağın kıymetini bilmeyenler yüzünden üretici toprağa küstü.
Köylü üretmekten yoruldu.
Gençler köyden kaçtı.
Ve ne yazık ki bugün Karadeniz’de en çok yetişen şey; çay, fındık ya da tütün değil.
Umutsuzluk oldu.
Evet, 2026 yılı yaş çay taban fiyatının 35 TL olarak açıklanması, Doğu Karadeniz’de büyük hayal kırıklığı yaşattı.
Çünkü fiyat açıklanmadan önce birçok üretici örgütü, ziraat odası ve siyasi temsilcilerin maliyet hesapları üzerinden en az 40 ila 46 TL arasında bir rakam bekliyordu.
Örneğin Hopa-Kemalpaşa Ziraat Odası, bir kilogram yaş çayın maliyetini yaklaşık 41,66 TL olarak hesapladıklarını ve desteklemeyle birlikte en az 46 TL verilmesi gerektiğini açıkladı.
Fındıklı Çay Üreticileri Meclisi ise “45 TL’nin altını kabul etmiyoruz” diyerek sert tepki gösterdi ama duyan kim?
Bir de şimdi kota ve kontenjan dayatmasıyla üretici özel sektörün insafına bırakılacak.
Bir kilo yaş çay ile artık iki ekmek bile almıyor.
Daha ne diyelim.