ÇOCUKLARIN DEĞERİ

Abone Ol
Çocukların Değeri, Farkındalık İle Anlaşılabilir
 
Mevlana’nın, “Sufi vakit çocuğudur, geçmişe üzülmez, gelecek endişesi taşımaz, sadece olduğu anı yaşar” ifadesi, psikolojinin günümüzde açıklamaya çalıştığı farkındalıktan başka bir şey değildir.
 
Farkındalık, kişinin kendini tanıması, duygularının farkında olması, seçim tercihi yapabilmesi, sahip olduğu kaynakların ve varoluş iksirinin farkında olması demektir. Kişinin duygularını bilmesi, tanıması, onların bilincinde olması ve gerektiğinde bu duyguları açıklayabilmesi “farkındalık” sayesinde olabilir. Farkındalık, kişinin kendini tanımasını, güçlü yanları ile güçsüz yanlarının farkında olmasını sağlayan önemli bir yetenektir.
 
Her konuda kendini geliştirmek zorunda olan günümüz anne-babaları, psikolojik olarak da yeterli ve sağlıklı olmak durumundadırlar. Ebeveynlerin psikolojik olarak yeterli ve sağlıklı olması, onların farkındalık bilincinin gelişmiş olduğu anlamına gelir.
Farkındalık, bilincin açık olması demektir. Bilinci açık anne-baba, çevrede olup bitenlerin farkında olup, çevresindekileri “alıcı gözle izleme” becerisi geliştirmiş kişidir. Anne-baba, herkesten daha iyi, yapılan işin neden yapıldığını bilmek zorundadır. Bu da onun farkındalığı ile ilgili bir durumdur. Farkındalık sayesinde anne-babalar, çocuklarının değerli olduğunun farkına varır. 
 
Anne-baba, kişisel bütünlüğünü sağlamış bir kişi olarak, farkındalık bilinci de gelişmiş bir bireydir. Anne-babaların, herkesten çok farkındalığın farkında olması gerekir.
Farkındalık aslında yapılan işlerin bilinçli olarak yapılması ile ilgilidir. Mesela birkaç gece önce “Mevlid Kandili” ni idrak ettik. Bu idrak ediş, gerçek bir idrak ediş mi? Yoksa sadece bir ritüel mi? Eğer yapılan iş, sadece ritüel olarak yapılmış ise, bu işten bir şey çıkmayacağı söylenebilir. Eğer bu kutlama, kişisel bütünlüğümüze yeni bir katkı yaptıysa o zaman yapılan işten bir kazanım elde edilmiş demektir. Yapılan işlerden kazanım elde etmek için “farkındalık” yeteneğinin olması gerekir. Bu yeteneğin olması, Hz. Peygamberi(A.S) yeniden daha bir bilinçli olarak anlamamıza katkı yapacaktır. Eğer farkındalık yeteneğimiz gelişmemişse, bütün hayatımızı “mış gibi” yaşamaya başlarız ki, bu hayatın anlamsız bir hayat olacağı aşikârdır.
 
Farkındalık yeteneği gelişmemiş bireylerin, anlamlı hayat yaşamaları güçtür.
Ancak farkındalık yeteneğimizi geliştirerek, bilinçli bir ebeveyn, bir öğretmen, bir mümin olabiliriz. Aksi halde bilinçsiz bir hayatın etkisiz elemanı olmaya mahkûm olabiliriz. Farkındalık yeteneği gelişmemiş bireyler sufi gibi olamazlar. Yani geçmişe üzülürler, gelecek endişesi taşırlar ve içinde oldukları nimetlerden keyifle yararlanamazlar. Şairin dediği gibi,
 
“Ol mahiler ki, derya içredirler, deryayı bilmezler!”
 
Gerçekten içinde bulunduğumuz imkânların farkında mıyız? Sağlığın, konforun, yeme-içme imkânlarının, çoluk-çocuğun!.. Hele de dünyada milyonlarca çocuğun, kadının yaşlının ölümle pençeleştiği, açlık savaşı vermeye çalıştığı bir dünyada içinde bulunulan imkânların farkına varılamıyorsa yazıklar olsun…
 
Kandilleri, farkındalık yeteneğimizi geliştirerek idrak etmeyi denemeye ne dersiniz? Kandilleri, daha bilinçli ebeveyn olabilmek için bir vesile kılabilir miyiz? Hepsinden önemlisi bu günleri daha bilinçli yaşayıp Sevgili Peygamberimizi(A.S) daha bilinçli anlayabilir miyiz? Çünkü O’nu anlamaya her zamankinden daha çok muhtacız. O’nu bilinçli anlayabilirsek, çocuklarımızı da daha iyi anlamaya başlayacağız demektir. Denemesi kolay...
 
Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar dilerim…