ÇÖKÜŞ DÖNEMİNİN ŞİFRESİ

Abone Ol

Farkında mısınız, Trabzonspor deformasyon yaşıyor ve inişli çıkışlı skorlar alıyor. Süper Ligde 13 maç geride kaldı ve Dünya Kupası için 40 günlük ara verildi. Trabzonspor bu aranın son maçında Ankaragücü ile 1-1 berabere kaldı. Bordo-Mavili takımın şampiyon olduğu geçen sezona oranla bu sezonki en büyük zaafı takım defansı boyutunda yaşıyor. Abdullah Avcı’yı ilk geldiği yarım sezonluk dönemde ön plana çıkaran özelliği "takımı gol yememeyi, eş kaza yese dahi mutlaka karşılık vermeyi" işlemiş ve bunda da başarılı olmuştu. Bu sezon Trabzonspor defans anlamda büyük bir deformasyon içinde debeleniyor! Gol atıp galip gelse de skoru tutamıyor, ya gol yiyip, beraberlikle sahadan ayrılıyor, ya da attığından fazla yiyip, maçı ve 3 puanı veriyor. Trabzonspor sezon başı kampı ve oradaki hazırlık maçları dahil, sonraki lig ve Avrupa arenasında 23 resmî maç yaptı ama Akyazı'da Monaco'yu 4-0 yendiği maç hariç hiçbir maçta taraftarını memnun eden OYUN GÜCÜ yüksek bir futbol sahaya koyamadı.

Süper Ligde ise 13 maçta 19 gol atıp 16 gol yemesiyle de defans anlamında da büyük bir zafiyet içine girdi. Peki bunun nedenleri ne olabilir? Yönetim mi, teknik heyet mi, futbolcular mı, takım doktorları mı, kulüp CEO’su mu, taraftarlar mı, basın mı, yoksa siyasette çok kullanılan ve literatüre giren şekliyle "dış güçler" mi? Bence ya hepsi ya hiçbiri! Nasıl yani? Trabzonspor'daki asıl sorun sinerji! Ne demek "sinerji?" TDK'nin kısa tanımına göre, "görevdaşlık!" Bir işi yapmak ve sonuçlandırmak için ortak tavır, ortak istek… Trabzonspor'un ortak hareket kabiliyeti azalmış bu kulübün. Takımdaki sakatlıklar, eksikler, diğer faktörler ne kadar olursa olsun, bordo-mavili takımın hedefine ulaşabilmesi için ortaklaşa hareket duygusunun kabarması, kabuğunu kırması ve bir yumruk gibi olmalı! Bordo- Mavili takımda santrafor olarak oynayan Sörloth 49 maçta 33 gol, iki asist yapmış. Norveçli oyuncunun ayrılmasından sonra onun yerine transfer edilen Danimarkalı santrafor Cornelius ise görev yaptığı süre içerisinde 49 maçta 20 gol 6 asistle başarısı gösterebildi. ‘Yıldız’ diye lanse edilip Fenerbahçe’ye çelme atılarak kulübe kazandırılan Maxi Gomez, Bordo- Mavili forma altında çıktığı 11 maçta 2 gol dört asistle oynadı. Keza geçen sezon Süper Ligin gol kralı Umut Bozok ise bu da demek oluyor ki Uruguaylı santrafor gol yollarında Trabzonspor’a ilaç olamadı.

Keza takımın tamamı hem defansif hem de ofansif anlamda sezon başında konulan şampiyonluk hedefinde, şampiyonluğu hak edecek bir performans ortaya koyamıyorsa bu başta Teknik Direktör Avcı ve teknik heyet tarafından kabullenip, teşhisi doğru koyup, tedaviye kısa sürede başlamalı! Şunun şurasında adeta 40 gün gibi uzun bir kamp dönemi var. Abdullah Avcı kendisi ve takım hakkında yapılan tüm eleştirileri doğru kabul edip, o eleştirilerden beslenmesini de bilmelidir. Bunu yapabildiği taktirde taraftarın tamamıyla bir hedef uğruna bütünleşmiş olacaktır ve takımda kaybolan sinerjiyi tekrar geri kazanacaktır. Eğer Bordo-Mavili taraftar 42.500 kişilik stadyumu dolduruyor ve koşulsuz Trabzonspor 'u destekliyorsa ve mücadeleyi adeta yaşıyorsa, o zaman yaptığı tüm eleştiriler doğru yanlış da olsa, taraftardır dediği de doğrudur ve haklıdır" demeli, diyebilmelidir. İşte o zaman takım ve taraftar bütünleşmenin zirvesine ulaşır. Ondan sonra da "Vay efendim, teknik direktör Abdullah Avcı oyuncu tercihlerinde hata yapmış, Bakasetas’ı, Umut Bozok’u, Abdülkadir Ömür’ü, Djaniny’yi ilk yarıdan itibaren sahaya sürmeliymiş! 4 stoperden defans hattı kurmuş" gibi, gibi eleştiriler de "Karadeniz yaylalarının yol havası" gibi espiri, keyif veren tarafı olur. Ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Yönetim paragöz Nwaekame ile yeni bir sözleşme yapmamakla çok iyi bir strateji izledi. Keza Trezeguet de Türkiye havasını ciğerlerine kadar solumasına rağmen Trabzon'un yağmurunu, çirkinliğini tanımamış, çiçeğinin kokusunu ciğerlerine kadar çekmemiş, kısaca havasını suyunu tanımamış bir futbolcu. O nedenle sütün sıcaklık kıvamı tutturulamadığı için, ne çeşit maya kullanırsan kullan, süt maya tutup, yoğurt olmuyor! Ve görülüyor ki Avcı, talebelerine geçen sezonki gibi söz geçiremiyor, oyun planını aşılayamıyor. Yardımcılarından da yeterince destek gelmeyince takım ile teknik heyet arasındaki ipler kopuyor. Sonra herkes kim kime dum, duma, kendi kafasına göre hareket ediyor.

GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ

Ben bu sayfadan ve henüz yolun başında iken uyarımı yapmak isterim. Keza bizim kamuoyu adına bir görevimiz de budur. İsteyen okur, fayda sağlar, isteyen de hiç oralı olmaz. Olsun, biz yine bize düşeni yapalım. Atalarımızın boşuna "Görünen köy kılavuz istemez " dememiş! Geçen sezonki şampiyon Trabzonspor’un, 13 haftalık performansı ile bu sezonki 13 haftalık Trabzonspor'un performansına bakarsak; geçen sezon 10 galibiyet, 3 beraberlik ile 33 puan toplamış lig lideri bir Trabzonspor varken, bu sene 13 haftalık periyotta 6 galibiyet, 5 beraberlik, 2 de mağlubiyetle 23 puan toplayıp 7.sırada bir Trabzonspor gerçeği ile karşı karşıyayız. Önümüzde 40 günlük toparlanma ve yüzleşme süreci var. Ve şu an Süper Ligin 29 puanla lideri durumundaki Fenerbahçe ile aramızda 6 puan fark var.

Keşke son 5 maçta 4 beraberlikle kaybettiğimiz 8 puanı alma başarısı gösterebilseydik de bugün çok daha farklı bir motivasyonla lider olarak yolumuza devam edebilseydik. 3 puanlık sistemde 6 puan kapanmaz mı? Kapanır elbette. Ama geçen sezon gibi İstanbul'un 3 büyüğü ve 1 küçüğü ile Anadolu'nun ligin tepesine tutunan, güçlü oyun sistemleriyle ön plana çıkan Konyaspor ve Adana Demirspor gibi takımları olmasaydı işler kolay ve bugün bu sorunları hiç konuşmazdık! 3 puanlık sistemde puan farkı kapanmasına kapanır da Trabzonspor’un oynadığı bu futbolla kapanır mı o da tam anlamıyla bir kapalı kutu!

BU HİKAYENİN YAZICI’SI SENSİN

İlkokul yıllarında yapılan seçmelerde 20 saniyede attığı golle Trabzonspor alt yapısına adımını atarak en büyük hayali gerçekleştirmişti… Aslına bakarsanız, O bu kadarını da hayal etmiyordu… Mahalle arasında maç yaparken, Trabzonspor formasını giymek dahi ulaşılması zor bir hayaldi… Hırslı, zeki ve akıllıydı… Futbolu çok seviyordu rüyalarını bir gün Trabzonspor formasıyla Avni Aker’de abilerinin arasında seremoniye çıkıp, top oynamak süslüyordu… İşte hayallerin ötesi gerçekleşmiş, genç yaşta profesyonelliğe adımını atmıştı. Bordo-Mavili formayı sırtına geçirmişti. Oynadığı futbolla yıldızı parlarken kişisel gelişimine de önem veriyordu. Devamında iyi bir ücretle ile Fransa’nın Lille takımına transfer oldu. Lille’de de başarılı oldu, Fransa Lig 1’de takımı ile şampiyonluk yaşadı. Milli takımın gözbebeği idi. Ne olduysa şampiyonluk sonrası Yusuf Yazıcı’nın futbolunda düşüş başladı. Bir türlü kendini toparlayamayan Yusuf, kiralık olarak Rusya’nın CSK Moskova takımına transfer oldu. Burada kendini buldu her çıktığı maçta goller attı. Yükselen formuyla sezon başında eski takımı Lille’e döndü fakat nedense yine performansında düşüş oldu ve devamında gözünü açtığı, profesyonel olduğu ve çok sevdiği Trabzonspor’a kiralık olarak geri geldi. Gelişi büyük ses getiren fakat bekleneni veremeyen yıldız futbolcu için Ankaragücü maçı büyük bir şanstı. Sorumluluğu artan Yusuf Yazıcı, bulduğu bu fırsatı çok kötü kullandı. Sahaya çıktığında çok yorulduğu her halinden belli oluyor, eski halinden eser kalmamış gibi görünüyordu.

Yusuf Yazıcı'yı Trabzonspor 'a tekrar getirmekle de büyük stratejik hata yaptı. Ne oldu sana Yusuf, yaşın daha kaç? Kendine çeki düzen vermezsen Türk futbolunda Yusuf Yazıcı ismi silinip gidecek. Tamam bizim evladımızsın ama henüz Avrupa hayalini sonlandırmayan bir hayal içerisindesin. Aklında hala daha La Liga var, Bundesliga var, Premier Lig var, Ligue 1 var, belki de Portekiz, Alpler, İskandinav ülkeleri olabilir. Bu futbolunla zor be kardeşim zor. Bunları kafandan sil, futboluna odaklan, 40 günlük arada şapkanı önüne al kafanda yoğur. Bir an önce toparlanmaya bak. Aklını başına topla. Sosyal yaşamında her ne-neler yapıyorsan onu veya onları değiştir, zira o yaşam şeklinin seni getirdiği nokta ne senin ne kulübün ne de camianın istediği yerdir. Özün sağlam, karakterli ve çalışkansın. Eskiye dön, tek başına yapamıyorsan yardım iste, bundan çekinme. El elden üstündür, iyi bir “bilen” seni kendine getirir. Sahadaki hırslı, inatçı ve kaliteli futbolunla Yusuf’umuzu bize geri ver, seni özledik.

TRABZONSPOR FABRİKA AYARLARINA DÖNMELİDİR

Trabzonspor-Ankaragücü maçında hakem çok adil bir maç yönetti. İlk yarıda bol pozisyon olmadı. İlk yarı oyun resmen kopuktu. Oyun bir Trabzonspor'da bir Ankaragücü'nde gidip geliyordu. Ancak ilk yarı 0-0 bitti. Asıl heyecan ikinci yarıda oldu. İkinci yarıda sahneye çıkan isimler Enis Bardhi ve Başakşehir’den hatırladığımız Tolga Ciğerci'nin golleriyle maç berabere bitti. Abdullah hocam bence Gomez'in yerine Lahtimi’yi oyuna sokabilirdi. Yusuf Yazıcı'nın yerine adaşı Yusuf Erdoğan'ı sokup Ömür’le yer değiştirebilirdi. Toparlanacak diyoruz daha kötüye gidiyoruz. Trabzonspor, bir türlü istediğimiz o coşkulu ve tempolu futbolu ortaya koyamıyor. Milli ara takımımızın fabrika ayarlarına dönmesi için çok iyi bir fırsat. Abdullah hoca ve öğrencilerinin Trabzonspor taraftarını yeniden havaya sokmak için bu arayı en iyi şekilde değerlendireceğine inanıyorum. Trabzonspor takımı ve taraftarı asla pes etmemiştir ve de etmeyecektir. Bunun için de bir kıvılcım yeter. (EFE KAAN ÖZTÜRK)

ORENDA FUTBOL OKULU PARLIYOR

Orenda Futbol Okulu çalışmaları 10 yıldır Çamlık İşitme Engelliler Lisesi (Huzurevi altı) bahçesindeki Orenda halı sahasında devam ediyor. Çalışmalar alanında uzman UEFA belgeli antrenörler ve beden eğitimi öğretmenleri tarafından hafta sonları büyük bir katılımla gerçekleştiriliyor. Orenda Futbol Okulu Koordinatörü Zafer Yener, çalışmalarının yoğun bir katılımla sürdüğünü söyledi. Antrenmanların deneyimli antrenörler nezaretinde devam ettiğini ifade eden Yener “Çalışmalarımızı okul dönemi hafta sonu, tatil döneminde ise hafta içi gerçekleştirmekteyiz” dedi.

Hedeflerinin sadece futbolcu yetiştirmek olmadığını kaydederek sözlerini şöyle sürdürdü; “Hedefimiz iyi futbol oynayan kaliteli insan yetiştirmektir. Futbol okulumuzda eğitimin kapsayıcı tarafını da devreye sokarak kız öğrencilerimize de yer veriyoruz, onların futbol sevgilerini hayata geçirmelerine yardımcı oluyoruz. Gelişme kaydeden kız çocuklarımızı Trabzonspor kadın takımı altyapısına, erkek çocuklarımızı 1461 Soğuksuspor’un alt yapısındaki performans gruplarımıza dahil edip resmî maçlara çıkartarak deneyimlerini attırıyoruz.” Sorumlu antrenör Denizhan Altunbaş da “Son dönemde yetiştirdiğimiz oyuncularımızı Trabzonspor, 1461 Trabzon FK, Yomraspor, Kayserispor ve Malatyaspor olmak üzere pek çok profesyonel kulüplerin altyapısına gönderdik” dedi. Altunbaş sporun önemine de değinerek; “Spor yapmak, çocuklarda fiziksel gelişimin yanı sıra psikolojik ve sosyal gelişimi de desteklemektedir. Spor yapan çocuk psikolojik açıdan kendini kontrol etmeyi, konsantre olabilmeyi, iradesini kullanabilmeyi, başarıya güdülenmeyi öğrenir.”