CÜBBEYİ DE GİYDİK VESSELAM
Anadolu Ajansı Görüntü Hizmetleri (ARG) ve Tekel Tuz İşletmeleri Genel müdürlüğü,
Bakan danışmanlığı,8 kamu kurumunda yönetim kurulu üyeliği,
30 yıldan beri sürekli, Basın Kartı sahibi gazeteci ve yazarlığı,
6 yıldan beri devam ettiğim G.Ü İletişim Fakültesi’ndeki akademisyenlik derken,
2015-2016 yılı mezuniyet törenleri etkenliğinde cübbemi de giymiş olduk.
Gazetecilik üst düzey bürokratlık derken şimdide akademisyenlik..
Umarım yakışmıştır.
***
AK Parti Kurultayı, Genel Başkan ve Başbakan değişimi yeni hükümet ve kabine derken, Antalya izlenimlerime ancak sıra geldi.
Ankara’nın yoğun temposundan kaçarak;18-22 Mayıs tarihleri arasında Antalya’ya gittik(ailece). AntalyaTürkiye’nin en kalabalık beşinci ilimiz.2015 sonu itibarıyla yaklaşık 2.5 milyon insanı barındıran, turistlik şehrimizden en önemlisi.
Antalya ya her gidişimde beni şaşırtıyor, hayretleredüşürüyor. Yıllaröncesinde, Antalya Kalesi’nde bir Deniz Çumra’sını yiyelim demiştik. Bir de ne görelim, yağ kabında kızartılmış balığı getirmişlerdi.
Ayaküstü nar suyunu içelim dedik. Fiyatı 2 TL yazıyordu, içtik, altı TL istemişlerdi.” Neden, altı TL ,iki TL yazıyor” dedik. “Büyük bardakla verdik” cevabını almıştık.
Sabah Gazetesi’ndeki köşemde “Antalya’nın Çuprası” başlığı ile yazdığım yazıma, dönemin Antalya valisi Alâeddin Yüksel bozulmuştu.
***
19 Mayıs günü Antalya Kale içini dolaştık. Aynalı Cafede yemek yedik. Restoranı arkana aldığında sol tarafa giderken 15-20 metre ilerideki, limana açılan ilk mendireke sıfır noktasındaki tur teknesi. Ne baba teknesi mi, ne Allah’ın belası, tam hatırlamıyorum. Liman karakolundaki;ogünkü görevli polis memuru biliyor. Bu vesile ile bu görevli polisin nezaketine teşekkür ediyorum
Gelelim konuya. Tam teknenin önünden geçerken, son anda tekne turuna katıldık. Tekne sahipleri, kimine 15,kimine 10,kimine 5 TL karşılığında yolcu topladılar. Bizden kişi başı 5 TL aldılar. Ne makbuz, ne fiş kesiyorlar. Tuttuklarını, rüzgârın şiddetine göre öpüyorlar.
***
Tekne hareketinden 5 dakika sonra, denizdeki şiddetli dalgalanmalar neticesinde, tekne neredeyse alabora olacak duruma gelince birkaç aile ile birlikle önce eşim, sonra oğlum, arkasından bendeniz, kalp krizi geçirecek bir şekilde krize girdik. Bağırmalar, bayılmalar derken, ortalık karıştı. Bayılanlara kolonya ve soğuk su tedavisi yapıldı. Liman başkanlığı böyle kötü havada, tekne turuna neden izin verir anlamış değilim. İlle de bir faciamı olacak?
Kaptana derhal dönmemiz gerektiğini, zaten beş dakikalık bir mesafede olduğumuzu, bizi ve rahatsız olan yolcuları indirdikten sonra, isteyenlerle yola devam edebileceklerini, aksi halde Cumhuriyet başsavcılığına suç duyusunda bulunacağımı belirtim.
Tekne geri döndü. Biz ve birkaç aile tekneden indiler. Sonrası, tekne sahibi ve etrafındaki itleri, çakalları, teknedeki tüm yolcuları tutarındaki ücreti istediler. Sonradan öğrendiğime göre Ogünkü hava şartlarında kimse tekrar denize açılmak istememiş, tekne sahipleri beş dakikalık bir turla cukkaları cebe indirdiler. Bu krizi kara çevirmişlerdi bile.
Abartmış olabiliriz. Fazla korkmuş de olabiliriz. Önemli olan insan sağlığı değil mi? Limana yanaşırsın, yolcuyu indirirsin, devam etmek isteyenlerle devam edersin. Zaten parasını almışsın. İnenlerden hiç kimse parasını geri istemedi. Yanı şirketin hiçbir kaybı yok. 45 dakikalık tekne turundan en çok 10 dakikalık kayıp söz konusudur. Söz konusu in sağlığı ise, gerisi teferruattır.
***
Rahatsız olan yolcuları hastaneye yetiştireceklerine, yardımcı olacaklarına, ”Geri döndük, bir turparasını vereceksin” eşkıyalığına soyundular. Devreye giren sağduyulu esnafların sayesinden dayak yemekten kurtulduk.
Liman polisine derdimizi anlattık.19 Mayıs etkinlikleri nedeniyle ancak tek polis memuru nöbetçiydi. Hukuken bir şey çıkmayacağını, bu ülkede Genel müdürlük, Başbakan baş danışmanlığı görevlerinde bulunan bir kişi olarak bilmeme rağmen derdimizi yine de anlattık. Görevli memurun nezaketine öncelikle teşekkür ediyorum.
“Hangi tekne bir bakalım” dedi. Önce karıştırdık, sonrada bulduk. Bütün yolcular inmiş, yeni yolcuları bekliyorlardı. Beni görünce, şehir eşkıyaları tekrar saldırdılar, görevli memur zor engel oldu, bana” siz gidin” dedi. Sonra bu şehir eşkıyaları yalan dolanla su üstüne çıktıklarını tahmin ediyorum.
***
Netice. Antalya Valisi Muammer Türker’i, Büyükşehir Belediye başkanı Menderes Türel’i Ankara’dan tanıyorum. Takdir ettiğim kişilerdir.
Antalya Emniyet Müdürü, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Liman Başkanı, Denizcilik Müsteşarlığı Bölge Müdürlüğü ve bu alanda kim görevli ise…
Ankara’dan sesleniyorum. Tarihi ve turistlik ilimiz, Türkiye’nin gururu güzelim Antalya’yı, bir avuç çapulculara, çakallara, şehir eşkıyalara mı emanet ettiniz? Buraları hiç denetlemiyor musunuz? Antalya’nın her köşesinde, müşteriyi kazıklama, dolandırma, kandırma çakalları cirit atıyorlar. Siz tatil mi yapıyorsunuz?
Meydanı sahte kabadayılara mı bıraktınız? Zaten yabancı turistler gelmiyor, yerlilere de böyle davranırsanız daha ok sinek avlarsınız.
Sayın Başbakan Binali Yıldırım’a, Sayın İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya, sayın ulaştırma bakanına ve tüm Antalya protokolüne duyurulur.