Cumhuriyetin Kızları Altın Gibi Parlıyor!

İnsan bazen elindekilerin kıymetini başka hayatları,  başka hikayeleri, dinleyince daha iyi anlıyor. Karşılaştırma yapabiliyor çünkü… Geçen gün yaşadığım bu türden bir tanışma tam da bunu sağladı.

Abone Ol

Türkmenistanlı genç bir kadınla; asgari nezaketle başlayan konuşmanın, derin bir sohbete döneceği aklıma gelmezdi doğrusu. 

Ayperi, Türkiye’ye çalışmak için gelen göçmen Türklerden biri…

Çekik gözleri, çıkık elmacık kemikleri, bize göre biraz daha yapılı duran vücut yapısı yaşadığı coğrafyanın izlerini taşıyor.

Türkçesi oldukça akıcı.  Yıllardır Türkiye’deki şehirlerde çalışmış.

Hoş Türkmenistan Türkçesi de anlaşılmayacak gibi değil. Biraz  konuşmasını rica ediyorum, pekala anlayabiliyorum.

Ayperi’ye göre en çok Kastamonu yöresinin konuşmasına benziyor Türkçeleri.

Şehrimizde bulunma sebebi ise Trabzonlu biri ile evlenmesi. 

Gelinimiz, sizin anlayacağınız!

Burada yaşıyor olmaktan son derece memnun, ülkesinde kadınların yaşadıklarını anlatıyor:

‘Kadın tek başına bırak seyahat etmeği dışarı bile çıkamıyor’ diyor. Haliyle araba kullanması da yasak!

Arabayı sadece çok zorunlu hallerde evde hasta varsa ve erkek yoksa kullanabiliyor.

Ha başka bir yasak daha var. O da arabanın ön koltuğuna hiçbir şartta oturamıyor!

Araçta sadece eşi ve kendisi dahi olsa arkada oturacak!

Zengin kaynakları olan bir ülke Türkmenistan.  Petrol, doğalgaz… Ancak ayda 150 dolardan fazla para kazanamıyorlar. Ülke kaynakları ve zenginliği devlet başkanı ve ailesinin hizmetinde.

Ülkesine yapılan Afgan saldırılarını anlatıyor.  ‘Rusya koruyor bizi bu saldırılardan’ diyor.

Esir edilen bir Afganlının yalvarması sonucu serbest bırakılıp, kendisini serbest bırakan Türkmen askerini öldürmesini ise gözleri dolarak anlatıyor.

Deve etini özlüyor, buradaki et fiyatlarının kendi ülkesindeki gibi ucuz olmasını diliyor…

*****

Ben bu yazıyı yazarken Türk voleybol takımı Avrupa Şampiyonu oluyor.

Coşku… Gurur… Sevinç…

Ülkem, bu sevinci, uzun zaman susuz kalmış biri gibi kana kana içiyor…

Aslında onlardan bu şampiyonluğu bekliyorduk milletçe…

Sadece biz değil aileleri de…

Kızların babalarıyla  yapılmış çekimler var onlar yayınlanıyor.

Hepsi, göğsü kabarmış, gözleri nemli, kızlarının arkasında bir dağ gibi duruyor.

O kadar duygulanıyorlar ki konuşmakta güçlük çekiyorlar.

Genç voleybolcular neden bu kadar öz güvenli belli oluyor.

Babalar ve Kızları filminin, çekilmesinin artık zamanı gelmedi mi dedirtiyor.

İstiklal Marşı okunuyor.

Türk bayrağı, kupa, madalyalar…

“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” diyen Atatürk anılıyor.

Atatürk’ün;  Cumhuriyetin kızları, bir kez daha başarıyor!

Başaran,  yıldız gibi parlayan, biri daha var. Küba asıllı Türk voleybolcu Varkas!

Bir paylaşım yapıyor, Malatyalı Varkas:

“ Kabilesi tarafından kucaklanmayan çocuk, büyüyünce sıcaklığı hissedebilmek için köyü yakar!” diyor. Geçtiği çetin yolları anlatıyor.

Türkiye’de kendini var etme şansını yakalıyor.

Ayperi ve diğerleri hayranlıkla izliyor!