Dağıtınca toparlamak yıllar sürüyor!

1996’da Trabzonspor’un 8-0 kazansa kimsenin yadırgamayacağı maçta, kalesine 1 defa gelen Fenerbahçe’ye Hüseyin Avni Aker’de 2-1 mağlup olarak şampiyonluk mucizevi bir şekilde gidince, biri kaleci iki takviye ile art arda şampiyonluklar kazanıp, Avrupa’da da çok büyük başarılara imza atabilecek kalite ve kapasitede bir takım darmadağın edildi ve Trabzonspor ile Trabzon futbolu tartışmasız en az 20 yıl geriye gitti.

Abone Ol

Bu girişten sonra lafı hiç dolaştırmadan Trabzonspor-Fenerbahçe maçına gelelim.

Ben şahsen stadyuma ‘ İnşallah kazanırız ama bu maç berabere bitse de razıyım’ düşüncesiyle gittim.

Ancak Trabzonspor maça kötü başlamasına rağmen Muçi’nin golüyle öne geçince herkes gibi çılgınca sevinip umutlandık, kendi hatalarımız sonucu yediğimiz basit 2 golle yenik duruma düşünce ‘Olacağı buydu’ deyip karamsarlığa düştük,

Onuachu’nun beraberliği sağlayan muhteşem kafa golüyle ‘neden olmasın’ deyip yeniden havaya girdik.

Bu golün verdiği moralle Trabzonspor’un ikinci yarıya daha iyi başlamasını beklerken 47.dakikada yine başlangıçta kendi hatamız olan bir pozisyonda yediğimiz çok basit 3. golün ardından önce iki kez art arda topu kaptırdığı için ‘Onuachu’ya ‘Ahh, vah ‘edip, deparla gelse golü atan Asensiyo’yu engelleyebilecek Augusto’nun tin-tin gitmesine kızdık ,

Ve en az 8-10 olması gereken uzatmayı 5 dakika olarak gösteren hakem Meler’e tepkimizi herkes gibi sesli olarak gösterip stadyumdan ayrıldık.

Daha doğrusu ayrılamadık.

Zira bu maç için İstanbul’dan gelen oğlum Özgür ve bizi de götürecek Burak Kayıkçı yeğenimizle taksisini park ettiği yerden çıkarmak için 2 saate yakın beklemek zorunda kaldık.

Demek ki Şehir Hastanesi faaliyete geçtiğinde, kimse derbi maçı olduğu gün hastalanmasın..

Doktora ulaşana kadar Veladdalin Aminnn!..

Tabi maçın ardından belli bir zaman geçipte duygular normale yaklaşınca değerlendirmeler de daha sağlıklı oluyor .

Katılana da , katılmayana da saygılıyız diyelim, düşündüklerimizi dile getirelim..

Bir defa iki takım arasında kadro zenginliği ve alternatif olarak uçurum var.

Fenerbahçe Teknik Direktörü Todesco ikinci yarıda sahaya her biri 20-30 milyon Euroluk 4-5 oyuncu sürebilirken, daha düne kadar ‘Türkiye’nin en iyi orta sahası ‘denilen Fred’i bile düşünmezken,

Fatih Tekke’nin kulübesinde kimler var, varsa da kaç kişiler?.

Orta saha 2 kişiye kalıyor!

Bence bir diğer ve asıl sorun orta sahada yaşandı Trabzonspor’da ...

Şöyle ki; Burada görev yapanlardan Muçi ofansif yönü kuvvetli, gol şansı yüksek, zaten o pozisyonda oynuyor.

Dolayısıyla bu bölgeye defansif ve sayısal olarak pek katkısı yok.

Bu durumda orta sahanın yükü Falcorelli ile Olai’ye, yani iki kişiye kaldı.

Oysa maça 4 orta saha ile başlayan Fenerbahçe, zaman zaman burayı 5 ledi..

Böyle oyunca da bu bölgede üstünlüğü ele geçirip Trabzonspor’un özellikle son maçlarda gayet güzel uyguladığı pas trafiğini gerçekleştirip oyunu kontrolüne almasını engelledi.

Aslında bu sorun hemen her maçta var da, derbiler hariç bir şekilde aşıldı lakin derbilerde çok zor..

Bence Trabzonspor bu maça Muçi’yi sağ öne kaydırıp Falcorelli ve Olai’nin gerisine de Okay’la başlayabilirdi.

Hatta iyileştiğine göre burada ön libero pozisyonunda Saviç ‘te görev yapabilirdi.

Bu yüzden bence Trabzonspor’un ilk ihtiyacı ne açıktır, ne de 10 numara..

Mbia gibi, Marco Aurello gibi hem top kesip diğer iki arkadaşının daha önde oynamasını sağlayacak,

Hem de ayağı ve oyun görüşü iyi bir ön libero kesinlikle şarttır.

Bu durumda Oulai ile Falcoralli’ de daha öne çıkıp ofansif katkılarını da arttıracaktır.

Bütün bunlara rağmen, son dakikalarda Onuachu’nun kafa vuruşunda top bir karış aşağıdan gitse beraberlik gelmişti diyelim,

Ve enseyi karartmadan desteğe devam edip sezonu 3. sırada bitirelim.

Çünkü Trabzonspor zaaflarına karşın bunu başaracak güçtedir.

Elbette görebildiğimiz , bilebildiğimiz kadarıyla eleştireceğiz ,kızacağız, söyleneceğiz ama bunu bir sonraki maça kadar bitireceğiz.

Gerekli yerlere mesajları verdikten sonra tadında bırakıp hepten dağıtmayacağız..

Çünkü toparlamasını yıllar alıyor.

Ve çoğumuzun da, bunu bir daha görecek zamanı yok!.

Güvenlik işi abartıldı!

Trabzonspor ile Fenerbahçe hem saha dışında , hem de saha içinde son yılların en sakin maçını oynadı. Sarı-Lacivertlilerin başkanı ve yöneticileri şehri gezdiler, Nihat Usta’da köfte yediler, ne sataşan oldu , ne bulaşan..

Maçtaki bir iki cılız küfür girişimi de taraftarın çoğundan destek görmedi..

Nitekim Sarı-Lacivertlilerin Başkanı Sadettin Saran Bey’de tüm Türkiye’nin huzurunda Trabzonlulara kendilerine gösterilen bu güzel davranışlar için teşekkür eti.

Lakin güvenlik sağlayacağım diye alınan ve uygulanan çok aşırı önlemler ve yapılan uygulamalar hem büyük tepki gördü, hem de hiç uygun düşmedi.

Bu kez 96’da ve devamındaki Fenerbahçe maçlarında olduğu gibi çatılara sniperlar yerleştirilmedi ama, stadyum dışındaki vatandaşı mağdur eden uygulamaların yanında özellikle de Erzurum’dan getirilen çevik kuvvetle maçtan sonra sahaya dalınıp Fenerbahçelilerin ablukaya alınma görüntüleri kayıtlara geçti.

Hem de sıfır olayla oynanıp biten maçta..

Trabzon bunu haketmedi..

Onana’ya ne oldu?

Başlangıçtaki maçlarda Onana’yı izleyince, ben şahsen Galatasaray’a giden kaptan kalecimiz Uğurcan Çakır’a teşekkür etmiştim.

Hem şampiyonlukta en büyük pay sahibi olduğu için, ayrıca sezon sonunda bedava gidebilecekken Trabzonspor’un kasasına koyduğu çok yüksek bonservis bedeli ve de Onana gibi hem kalede başarılı hem de gençlerle ilgilenen, Trabzonspor’u sahiplenen bir kalecinin gelmesine dolaylı da olsa sebep olduğu için.

Ancak bu Onana’da son maçlarda çok büyük gerileme var, sanki eski iştahını da kaybetmiş gibi..

Doğrudur ,yanlıştır bu konuda sağda, solda, şöyle bir şey dilden dile, kulaktan ,kulağa dolaşıp, taraftar da buluyor.

Deniyor ki ; Onana Trabzonspor’a elbette kalıcı olmak için gelmedi ama , geldikten sonra kendisine gösterilen büyük ilgi ve sevgi ,duyulan güven karşısında etkilenip..

Trabzon’un futbola tutkusu, takımına olan büyük aşkı ile şehrin güzelliği ve sakin yaşamı karşısında niyet değiştirmiş..

Ancak, Başkan’ın ‘Onana’yı alma gibi bir niyetimiz yok. Zaten o kadar bonservis veremeyiz’ demesiyle de morali bozulmuş ?

O zaman ne olur, ne olmaz..

Bari Muçi için de benzer şeyler söylemeyin.

Maydanozlu köfteler!..

Fenerbahçe’nin ilk golünün başlangıcında İsmail’in topu koluyla kontrol ettiği iddialarını,

Talisca’ya ikinci sarıdan kırmızı göstermen gerektiğini yorumlarını bıraktık bir yana .

10 oyuncunun değişip, sakatlık gerekçesiyle sürekli yere yatıp oyunu durduran Sarı-Lacivertli oyunculara,

kaleci Ederson’un senin bile dayanamayıp sonunda sarı kart çıkardığın ısrarla vakit geçirmelerine, üstelik karta rağmen buna devam etmesine karşın bu maçın sadece 5 dakika uzatılmasına ne diyorsun Sayın Meler?..

Anladım, anladım; Maydanozlu köfteler!..

Şen ola Sebat ve İstanbul sevdası!

3.Ligde yenilgisiz olarak şampiyonluğa koşan Sebat Gençlik, en yakın takipçisi 52 Orduspor ile deplasmanda 1-1 berabere kalarak aradaki 6 puanlık farkı koruyup şampiyonluk yolunda önemli bir engeli aştı.

Temsilcimizi kutlarken bu maçta Trabzon’dan giden taraftarların otobüsünü taşlayıp, maçta da kendilerine saldıran, ayrıca Fenerbahçe forması göstererek güya kızdıran birkaç Orduluya da bir şeyler diyelim..

Kendi takımınıza sahip çıkıp yücelteceğininiz yerde , İstanbul takımlarına olan tutkunuz ve sevginiz yüzünden,3 Orduspor’dan biri amatör kümede, diğeri de gitmek üzere.

Öteki de belli ki yoluna 3. ligde devam edecek...

Oysa başta Kaptan Fikret, Üstün, Arif, Erol olmak üzere hem futbol hem de karakter olarak pek çok yıldız çıkarıp bir zamanlar 1.Ligde (Süper Lig) fırtınalar estiren,

Avrupa Kupalarında ülkemizi başarıyla temsil eden o güzelim Orduspor’u gömdünüz de , hala doğruyu göremediniz demek!.

Çok yazık!