Söylendiği gün alkışlanır ya da eleştirilir ama asıl kıymeti yıllar geçtikçe anlaşılır.
6 kez gidip 7 kez gelen bir dönem de Cumhurbaşkanlığı yapan merhum Süleyman Demirel’in o meşhur sorular silsilesi de tam olarak böyledir.
Silah satan barış ister mi?
İlaç satan sağlık ister mi?
Din satan ilim ister mi?
Hırsız olan hukuk ister mi?
Evet bu cümleler veya bu sorular meşhur devlet büyüğümüz Süleyman Demirel’e ait.
Bu cümleler sadece bir dönemin eleştirisi değil, insanlık tarihinin değişmeyen gerçeğine tutulmuş bir aynadır.
Düne baktığımızda, güç ve çıkar ilişkilerinin dünyayı nasıl şekillendirdiğini görürüz.
Savaşlar çoğu zaman barış için değil, ekonomik ve stratejik kazançlar için yapılmıştır.
Ekonomisini tamamen silah tüccarlığına bağlayan Amerika savaşların bitmesini, dünyaya barışın gelmesini ister mi hiç
Asla istemez
Çünkü çöker
Sağlık sektörü, insan hayatını kurtarma misyonu taşırken aynı zamanda devasa bir ekonomi haline gelmiştir.
Yani Dünyanın ilaç baronları kanser hastalığına çare bulunmasını ister mi?
Asla istemez.
Din ise kimi zaman insanların vicdanını aydınlatan bir rehber, kimi zaman da kitleleri yönlendirmek için kullanılan bir araç olmamış mıdır?
Din kisvesi altında saklanıp dini siyasete alet edenler ilim ister mi, okul ister mi?
Eğitim ister mi?
Asla istemez.
Ve elbette adalet, hukuk
Herkes için eşit olması gereken bir kavram, çoğu zaman gücü elinde tutanın yorumuna göre şekillenmemişimdir.
İki dilim baklava satanlara sözümüz yok ama devleti soyanlar hortumcular adalet ister mi? Düzenini adil değil adi düzen üzerinde kuranlar adalet ister mi?
Şunu herkes çok iyi biliyor ki ve anonim bir değiş olan Adalet bir gün herkese lazım olacak. Zaman her şeyi gösterecektir.
Bugüne geldiğimizde değişen çok şey var gibi görünse de özünde aynı sorular hâlâ geçerliliğini koruyor.
Küresel dengelere baktığınızda, silah üretimi ve ticareti hiç olmadığı kadar büyük bir pazar. Sağlık alanında ilerlemeler baş döndürücü ama aynı zamanda hastalıklar üzerinden dönen dev bir ekonomik düzen var.
Eğitim ve ilim, toplumların gelişimi için vazgeçilmezken, bazı çevrelerin bundan neden rahatsız olduğu da ayrı bir tartışma konusu.
Çünkü bilgi, sorgulamayı getirir; sorgulama ise düzeni sarsar.
Yarın ise bugünün bir devamı olacak.
Eğer bu döngü kırılmazsa, çıkar ilişkileri yine değerlerin önüne geçmeye devam edecek.
Ama burada kritik bir nokta var.
Toplumların bilinç seviyesi.
Çünkü artık insanlar daha fazla sorguluyor, daha fazla görüyor ve daha fazla hesap soruyor.
Bu da geleceğin tamamen karanlık olmayabileceğini gösteriyor.
Unutulmaması gereken bir gerçek var,
Adalet, gecikebilir ama yok olmaz.
Ve o anonim sözün dediği gibi, “Adalet bir gün herkese lazım olacak.”
Bugün adaleti istemeyenler, yarın ona en çok ihtiyaç duyanlar olabilir.
İşte bu yüzden mesele sadece bugünü anlamak değil; dünü doğru okuyup yarına doğru bir iz bırakabilmektir.
Zaman gerçekten her şeyi gösterecek.
Ama önemli olan, o zaman geldiğinde hangi tarafta durduğumuz olacak.
Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i bir kez daya saygı ve sevgiyle anıyorum.