Dikiş tutmuyor azizim

Bugün bu ülkede insanların en büyük korkusu artık gelecek değil, bugünü çıkarabilmek oldu.

Abone Ol

Eskiden insanlar çocuklarının geleceğini düşünürdü.
Şimdi ay sonunu düşünüyor.
Eskiden bir emekli maaşıyla ev geçinirdi.
Bugün bir emekli bırakın torununa harçlık vermeyi, kendi ilacını nasıl alacağını hesaplıyor.

Ve hâlâ çıkıp “sabredin” diyorlar.

Ne kadar sabredecek bu millet?

Yıllardır aynı cümleleri dinliyoruz.
“Az kaldı…”
“Düzeleceğiz…”
“Enflasyon düşüyor…”
“Program çalışıyor…”

Ama pazara çıkan vatandaş başka bir şey söylüyor.
Market rafları başka bir şey söylüyor.
Elektrik faturası başka bir şey söylüyor.
Kiralar başka bir şey söylüyor.

Çünkü ekonomi rakamlarla değil, insanın mutfağıyla ölçülür.

Bugün milyonlarca insan maaşını aldığı gün borcunu ödüyor ve cebinde hiçbir şey kalmıyor.
Emekli maaşı daha ayın ilk haftasında eriyor.
Asgari ücretli ikinci haftada nefessiz kalıyor.
Memur artık ay sonunu değil, ay ortasını bile göremiyor.

Ama buna rağmen hâlâ kemer sıkmaktan bahsediliyor.

Bu ülkede sürekli dar gelirlinin kemeri sıkılıyor.
Peki zenginlerin kemeri hiç sıkılıyor mu?
Büyük şirketlerin?
İhale baronlarının?
Vergi affıyla büyüyenlerin?

Hayır.

Fedakârlık denince hep aynı insanların kapısı çalınıyor.
Emeklinin.
İşçinin.
Memurun.

Oysa mesele sadece maaş meselesi değil.
Mesele üretim meselesi.

Üretmeden hiçbir ekonomi düzelmez.
Tüketen ama üretmeyen bir sistem en sonunda kendi insanını yer.
Bugün yaşanan tam olarak budur.

Tarım bitmiş.
Hayvancılık can çekişiyor.
Sanayici maliyet altında eziliyor.
Gençler umutlarını bavula koyup yurt dışına gitmenin hesabını yapıyor.

Sonra da hedef açıklıyorlar.

2026 şöyle olacak,
2027 böyle olacak,
2028’de enflasyon tek haneye inecek,

Millet artık hedef değil, gerçek görmek istiyor.

Çünkü vatandaş şunu anladı,
Bu ülkede hedefler sürekli değişiyor ama hayat pahalılığı hiç değişmiyor.

Dün yüzde 16 denilen hedef bugün yüzde 24 oluyor.
Bugün açıklanan rakam yarın yeniden güncelleniyor.
Demek ki ortada tutmayan bir hesap var.

Çünkü sökük büyük.

İğneyi nereye geçirseniz elinizde kalıyor.
Çuvalın dibi delik.
Ne atarsanız yutuyor.

Ve olan yine vatandaşa oluyor.

Özellikle de emekliye,

Bir ömür çalışmış insanlar bugün pazarda domates hesabı yapıyor.
Kasap önünden geçerken fiyat etiketine bakıp yolunu değiştiriyor.
Torununa harçlık verirken cebini gizlice kontrol ediyor.

Bu mudur yılların karşılığı?

Bir emeklinin istediği şey lüks değil.
Bir tabak huzurlu yemek.
İlacını düşünmeden almak.
Ay sonunu korkmadan görmek.

Çok şey mi istiyorlar?

İnsan bazen şunu düşünüyor,
Bu ülkede ekonomi gerçekten düzelmek için mi yönetiliyor, yoksa sadece rakamları makyajlamak için mi?

Çünkü sokakta hayat düzelmiyor.
İnsanların yüzü gülmüyor.
Esnafın içi açılmıyor.
Gençlerin umudu büyümüyor.

Anlayacağınız dikiş tutmuyor azizim.