Orta Doğu’da tarihin en kanlı savaşı hüküm sürüyor. İran-Irak savaşı, Afganistan’a müdahale, Irak’a körfez harekatı, Arap Baharı ve son olarak Kuzey Irak ve Suriye’deki iç karışıklıklar.
 
Her gün yeni bir gelişme yaşanıyor.
 
Küresel güçler kukla unsurlarla bölgenin yeraltı kaynaklarını sömürmenin derdindeler.
 
Akan Müslüman kanı.
 
Türkiye, Rusya ile uçak krizinden sonra ciddi bir yakınlaşma içine girdi.
 
ABD’nin ilk saatlerde sıcak baktığı! darbe akamete uğradı.
 
Türkiye, bölgesinde rol verilen değil rol üstlenen olmak istiyor. Yazımda Osman Sağırlı’nın ifadelerinden de istifade ederek, Orta Doğu’daki son gelişmelere ışık tutmak isterim. Yoğun gündem arasında gerçekleri gözden kaçırmamak gerekir.
 
Mavi Akım ile Türkiye’ye doğalgaz satan satan Rusya, doğalgazı Türkiye üzerinden AB’ye satmak için de girişimlerde bulundu. Bulgaristan ile “Güney Akımı” anlaşması yapan Rusya, ABD’nin Bulgaristan üzerinden yaptığı engele takıldı.
 
Rusya, Güney Akımı’ndan vazgeçip “Türk Akımına” yöneldi.
 
7 Haziran seçimleri öncesi prensipte anlaşıldı. Rusya “Türk Akımı”nı ilan edince, hattın Edirne sonrası için Makedonya, Bulgaristan, Arnavutluk ve Yunanistan’da karışıklıklar başladı.
 
ABD’nin bu projeye onay vermediğinin anlaşılması çok da fazla uzun sürmedi.
 
Putin-Çipras arasında Türk Akımı’nın devamı anlaşması da böylece ABD’nin engeli sonucu yapılamadı.
 
Rusya, Türkiye ile gaz konusunda yeni bir hamle yapamayınca İran ile anlaştı ve DAEŞ’i bahane ederek resmi bir duyuru ile Suriye’de operasyon yapma kararını açıkladı. Şu anda Suriye’de boru hattı civarında İran ile birlikte operasyon yapıyor.
 
Dünyanın en büyük doğalgaz üreticilerinin kanıtlanmış rezervleri Suriye’de 2011 yılında bulunan doğalgaz rezervleri ile yeniden şekillendi.
 
Dünyadaki enerji denkleminde ülkeler bazında doğalgaz rakamları ile karşılaştırılınca Suriye’deki gelişmeler buradaki enerjiyi stratejik bir araca dönüştürüyor.
 
Doğalgaz rezervlerinin % 43’ü Orta Doğu’da, % 29.1’i Rusya ve eski SSCB ülkelerinde, % 8’i Asya-Pasifik ülkelerinde, % 6’sı Kuzey Amerika’da.
 
Rusya 1.7 katrilyon m3 rezervle birinci sırada yer alırken, İran 1.6 katrilyon m3, Katar 900 trilyon m3, Türkmenistan 265 trilyon m3, ABD 275 trilyon m3, Nijerya 180 trilyon m3, Cezayir 160 trilyon m3, Irak 50 trilyon m3 rezervle dünyanın en çok doğalgaz rezervlerine sahip ülkeler.
 
Ancak, ABD merkezli Oil&GasJournal adlı araştırma dergisinin 2012 yılı sonu verilerine göre, Suriye’nin doğalgaz rezervleri yaklaşık 240 trilyon metre küp.
Aynı kaynağa göre Suriye’nin petrol yatakları gibi doğal gaz rezervlerinin büyük bir kısmı da Kürtlerin yaşadığı Kuzey Suriye’de.
 
Bu veri bile Suriye’deki savaşı anlatmaya fazlasıyla yetiyor.
 
Suriye’nin Akdeniz havzasındaki doğalgaz payları hesapta bile yok. Zira zaten buradaki rezervler Suriye ile yapılan gizli anlaşma sonucu Rusların kontrülüne verilmiş durumda.
 
Orta Doğu’da yeni aktör olarak sahneye çıkan Kürtlere doğan fırsat ne yazık ki PKK/YPG eliyle harcanıyor.
 
K.Irak’ta hem petrol hem doğalgaz var. Barzani petrol ve doğalgazı Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşımak istiyor.
 
Türkiye’nin “enerji üssü” hamlesi olma yönünde anlaşmalar dahi yapıldı. Ancak bölgede hesapları olan güçler enerji üssü bizim kontrolümüzdeki Suriye olacak diyerek, Barzani-Türkiye anlaşmasını önlemek adına PKK’yı harekete geçirdi.
 
PKK, hem Irak hattını hem Türk Akımı’nı engellemek için son dönemdeki faaliyetlerini artırdı. Suriye’nin Kuzeyi’ne yerleştirilen hatta desteklenen PYD’ye yönelik uygulamanın bir benzeri Musul’da yapıldı.
DAEŞ’e bir günde peşkeş çekilen Musul, bu günlerde buradaki enerji kaynaklarının kontrolü için koz olarak kullanılıyor.
 
Tıpkı Suriye’de onlarca ülkenin yıllardır sürdürdüğü savaş Musul merkezli olarak yine onlarca ülke tarafından Irak’ta sahnelecek görünüyor.