Sevgili Okur!
Şartlar iyileşince değişim de kaçınılmaz oluyor.
Değişiyor eşya.
Değişiyor mahalle, sokak.
Yediğin tabak su içtiğin bardak bile; rengi değişiyor ceketin...
Dün aynı şemsiyenin altına sığınanlar bugün çiseden muzdarip çünkü.
Kısacası, bahçeler çiçeklendikçe çitler uzadı.
Dün "kardeşim" diye sarılanlar bugün unvanıyla sesleniyor birbirine.
Sevgili Okur!
Elbette hayat değişecek. Şehirler değişecek, yollar değişecek.
Elbette koşullar iyileşecek, elbise askıları çoğalacak.
Fakat bolluk elleri titretmese merhametin önüne geçmese ne güzel olur değil mi?
Başarılar, statüler hatırı unutturmasa ne hoş olur değil mi?
Günün sonunda geriye dönüp bakıldığında ne arabanın markası kalıyor, ne oturduğun semt, ne de taşıdığın unvan...
Hatırlanan dara düştüğünde omzuna dokunan el, unutulmayan tebessüm ve yarım bırakılmayan dostluk...
Hatırlanan o oluyor yalnızca...
Evet, dünden bugüne çok şey değişti, değişiyor, değişecek de...
Evler arabalar, tatlılar tuzlular; ve daha bir çok şeyler.
Evet, değişim güzeldir.
İnsan büyüsün, gelişsin, öğrensin, kazansın, değişsin de.
Şartlar, elbette değişsin. Darlık yerini ferahlığa, yokluk bolluğa bıraksın.
Emek karşılığını bulsun, sofralar bereketlensin.
Yollar açılsın, kapılar umutla aralansın.
Fakat bütün bu değişimin içinde korunması gereken bir şey var öz; özümüz!
"Özümüzü Kaybedersek Ne Olur" başlığı altında haftaya buluşmak dileğiyle...
Saygı ve Muhabbetle