DÜŞÜNMEK VE OKUMAK
Okumaktan çoktandır habersiziz. Gün geçtikçe daha da cahilleştiğimizi anlamakta güçlük çekiyoruz. Hep menfaatimiz yönünde harcıyoruz mesaimizi. Namazımızda bile “maddi menfaat” gözetir olduk. Oysa böyle namaz namaz değil, Yunus’un dediği gibi… Bazen de hiçbir beklentimiz olmadan, şuursuzca bir eylem gibi sürdürür olduk kulluğumuzu.
Çağın tanığı olmak durumunda olan aydının, gönülden karanlık bir hayat sürdüğünün farkında değiliz. Kavramlar, hep kelimelerde kaldı çağımızda. Sevgiyi dilimizden düşürdüğümüz yok; ama onu bir türlü kalbimize indiremiyoruz. İndiremeyiz, çünkü sevgimizin amacı Allah rızası değil. Sevgilerimiz de göstermelik. Allah için bir sevgiye dayanmayan sevginin, göstermelik olacağının farkına bir varabilsek. İşte o zaman dilimizdeki yüce duygular, gönüllerimize iniverecek. Böyle giderse riyakâr bir hayata devam edeceğimiz bir gerçek. Dediği ile inandığı tam bir çelişki içinde olan insanın mutlu olması hayal bile olamaz. Ondandır ki, insanımız mutsuz, çağımız mutsuz, hasta. İnsan sevgisi, dostluk, barış, aşk, vs. dilde kaldıkça, hayatımızda olumlu şeylerin olmasını beklemek boşuna.
İnsanımız mutlu değil; insanlık mutsuz. Bu, yapılan mutluluk araştırmalarında da böyle, kendi gözlemlerimizde de maalesef böyle. Oysa mutluluk öğrenilebilir. Çocuklarımıza mutlulukları için göstermemiz gereken sevgiyi göstermedikçe, onları istediğimiz kadar maddi bolluklar içinde yaşatalım, mutlu olamayacaklar. Çocuklarımızın mutlulukları üzerinde düşünmek ve kritik sorularla bu soruna çözümler üretebilmek, öncelikli ödevimiz olmalıdır. Düşünebilmenin erdemine ve yüceliğine ulaşabilmenin ilk adımı “okumak” tır. Okuyarak mutluluğu öğrenebileceğimiz gibi, okuyarak kritik sorulara da cevaplar bulabiliriz. Hemen mazeretimiz hazır; okumaya fırsatımız mı var? İnsanoğlu her türlü işe yaramaz işler için fırsat ve zaman buluyor da okumaya fırsat bulamıyor. Bu çok komik bir savunma!.. İçinde yaşadığımız imkân ve fırsatların farkına varabilmek için, öncelikle okumak ve okuduğunu anlayıp hayata geçirmek gerekir. Okumadan şuurlu bir vatandaş da olunmaz, kul da…
İnsanı hayvandan ayıran en temel özellik, insanın düşünüyor olmasıdır. İnsan düşünmüyorsa, durum vahim demektir. Düşünmek yetmez, düşünmenin altyapısı olan okumayı da hayatımızın hobisi haline getirmek zorundayız. Ne düşündüğümüzü, niçin düşündüğümüzü, aynayı kendimize tutarak değerlendirebilir ve hayatımızdaki olumsuzluklara yeni çözümler üretebiliriz.
Okumak ve düşünmek, çağdaş inanın en çok üzerinde durduğu iki kavram; ya biz? Düşünmeden yapılan hiçbir eylemin gerçekte hiçbir değeri yoktur. “Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım” yerine, gözünü dört açıp vazifemizi yapmak daha akılcı bir davranış olabilir.