EĞİTİM ÜZERİNE DÜŞÜNMEK
Eğitim bir süreçtir; beşikten mezara kadar süren, sadece insana özgü bir hizmettir. Böylesine insani bir iş olan eğitimin, hiçbir zaman gündemimizden çıkmaması gerekirken, sadece sınavlar sonrasında konuşulur olması, eğitimde neden istenilen başarıyı yakalayamadığımızla ilgili önemeli ipuçları taşımaktadır.
Yeni Milli Eğitim Bakanı’nın eğitimci olması, eğitimin sorunlarının çözümü için bir umut olabilir. Ne var ki “oyun oynanırken kural değiştirilmeyeceğini” beyan eden Bakanın bu oyunun altında kalan çocuk ve gençlerin hayatları ile ilgili riski göze alması, kendisinden beklenen umutları sanki karartmış görünmektedir.
Yeni liseye giriş düzenlemesi ile binlerce öğrenci “açık liseye” gitmeye mahkum olacağa benziyor. Zorunlu eğitimin 12 yıl olduğu bir sistemde, 15-16 yaşındaki gençlerin açıkta kalmış olmalarını zorunlu eğitimle nasıl açıklayacağız?
Eğitim sistemini yönetmek kolay iş değildir. Ama eğitim sistemini “bilimin” öncülüğünde yeniden inşa etmedikçe, eğitimin sorunlarının katlanarak devam edeceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yoktur. Öncelikle, eğitimle nasıl insan yetiştireceğimize yeniden karar vermek zorundayız. Nasıl bir insan yetiştirmeliyiz? 500 sorunun hepsini doğru cevaplayan, ama insani nitelikleri gelişmemiş öğrenciler mi? Yoksa önce insani nitelikleri gelişmiş, sonra da bilgi bakımından yeterli öğrenciler mi? Bu soruların cevaplarını sadece sonuçları konuşarak veremeyiz. Sonuçlara bakarak, aslında sistemle ilgili rasyonel cevaplar bulmamız da çok mümkün değildir.
Eğitim sistemini yönetenlerin, öncelikle yeniden düşünmek zorunda oldukları bir şey var: Eğitim yöneticiliğini tekrar meslek haline getirmek!.. Eğitim yöneticiliğini meslek haline getirmek demek, okul yöneticilerinin liyakatli kişilerden seçilmelerini sağlamak demektir. Okul müdürlüğü meslek olmaktan çıktıktan sonra, okulların yönetilmeleri daha bir zorlaşmıştır. Aslında okul yöneticiliğinin meslekleşmemesi başlı başına bir eğitim sorunudur. Bu sorunu eğitimin diğer sorunlarından bağımsız düşünmek gerçekçi bir yaklaşım olmaz.
Eğitim sistemini düşünürken, sadece sınavlara odaklanmak, eğitimin sorunlarının katlanarak devam edeceği anlamına gelmektedir. Sınav sonuçlarını iyi okuyarak, sisteme dair iyileştirmeler yapılabileceği umudu varsa da bu işlem, sistemin bütününü iyileştirmeye asla yetmeyecektir.
Eğitim, sadece sonuçlara bakılarak değerlendirilecek kadar basit bir iş değildir!..