Hangi sektörde olursa olsun, başarmayı hedefleyen her ciddi kurum geleceğe dönük iş ve eylemlerinde kendisine önceden bir yol haritası belirler, belirlediği bu harita üzerinde temkinli bir biçimde yürür. Eğitim kurumları da bu şekilde hareket eder/etmelidir.
Eğitimde öğretmen, mutfaktaki aşçı gibidir. Yani öğretmen, maarif mutfağının aşçısı kabilindendir. Mutfaktan çıkan ürünlerin (yemeklerin) güzelliği (tadı) onun tecrübesiyle doğru orantılıdır. Demem o ki öğretmen, eğitim planlamasını hakkıyla ve lâyıkıyla, doğru bir biçimde yaparsa netice de o oranda istenilen düzeyde olur. Bu, söz konusu alanda makro (büyük) ve mikro (küçük) planlamalar yapmayı gerektirir. İşte eğitimdeki bu makro ve mikro planlamalar öğretmenler kurulu ve zümre öğretmeler kurulu toplantılarından ibarettir. Bunlar ne kadar ciddiyetle (tabir caizse dört elle sarılarak) yapılırsa başarı da ona nispette olur.
Zümre öğretmenler kurulu deyip de geçmemek lâzım. Teşbihte hata olmaz derler ya. Okullar kalpse (ki geleceğimiz için öyledir) zümre öğretmenler kurulu da okulun kalbe giden damarları hükmündedir. Kalbin (okulun) sıhhatle vazifesini yürütebilmesi, damarlar (zümreler) vasıtasıyla gerçekleşen bu kan (eğitim ve öğretim) akışıyla mümkün olur. Kan akışı sekteye uğrarsa kalp (okul)yeterince beslenemez, dolayısıyla da görevini yapamaz. Bu da kalp krizi şeklinde bünyenin tarumar olmasını beraberinde getirir. Bu da amiyane tabirle eğitimdeki "kim kime dum duma" hâlidir. Senkronizasyonun bozulmasını beraberinde getirir.
Zümreler eğitimin (okulların) mihenk taşlarıdır. Başarı, onların ortak akıllarının körpe idraklere yansımasıdır. Tabir caizse zümre öğretmenleri, aynı hedefe koşan uzun maraton koşucuları gibidir. Yolları uzun ve zahmetlidir. Hepsinin amacı başarıyla hedefe varmaktır. Bu kutlu koşuda tökezleyenlerin de, düştüğü yerden kalkıp koşuya devam etmektir nihai hedefleri. Buna bir çeşit bayrak yarışı da diyebiliriz, gaye bayrağı daha ileri taşıyabilmektir.
Eğitimin başarısı, zümre içi ve zümreler arası koordinasyonun birebir yansımasıdır. Bu organize tutum, başarıya giden yolu kısaltır. Onun içindir ki zümrelerde alınan kararlar, eğitimin engebeli yollarında birer yol haritası olarak görülmeli ve bu yol haritası üzerinden azim ve kararlılıkla yürünmelidir. Bu konuda naçizane görüş ve tavsiyelerim şunlardır:
Öncelikle ve özellikle zümre gündemleri zümre haftasında değil çok önceden belirlenmeli, öğretmenlerin görüşlerinin şekillenmesi için onlara süre tanınmalı, gündemler okul idarelerinin veya MEB'e bağlı merkezi yönetimlerin oldubittisiyle hazırlanmamalı, işin mutfağında yer alan ilgili öğretmenlerin gündem taslağına dair görüşleri alınmalıdır. İlgili gündemler toplantı öncesi katılımcı zümre elemanlarına iletilmelidir. Zümre öğretmenleri toplantıya girmeden evvel bu konularda fikir yürütmeli, toplantıya gelirken belli konulardaki görüşlerini oluşturmalıdır. Böyle bir ön hazırlık toplantının verimini şüphesiz artıracaktır.
Öğretmenler öncelikle zümre toplantılarında alınan kararların eğitim ve öğretimin anayasası hükmünde olduğuna inanmalıdır, sonra da onu kendine rehber ve ölçü edinmelidir.
Zümre toplantılarının öğle arası, ders bitimi gibi belli bir vakte (dar vakitlere) sıkıştırılmaması, daha geniş zamanlarda yapılması gerekir. Öğretmenin zümre toplantısına girerken aklının derste, yemekte veya evdeki işlerde olmaması verimli bir toplantının gerçekleşmesi için önemlidir. Bu da toplantıların zamanlamasının önemini ortaya koyuyor.
Zümre toplantılarının baştan savma (laf olsun diye) yapılmaması, öncelikle öğretmenlerce içselleştirilmesi fevkalâde önemlidir. Eğitimin lokomotifi olan öğretmen, inanmadığı ve uygulayamayacağı şeyleri lâf-ı güzaf kabilinden söylememesi gerekir.
Zümre toplantılarında, pratikte uygulanması zor kararlardan uzak durulması, alınan kararlarda okul şartlarının (imkânlarının) mutlaka nazar-ı dikkate alınması gerekir.
Zümre öğretmenler kurulu toplantılarında ortak akla değer verilmesi ve meslekî iş birliğine gidilmesi gereklidir. Alınan kararların gerekçelendirilmesi önem arz etmektedir.
Zümre kararlarının teorik (kuramsal) değil, uygulama odaklı olması elzemdir. Bu çerçevede ders işleniş yöntemleri, ortak sınavlar, materyal geliştirme ve öğrenci projeleri enine boyuna tartışılmalı, bu hususta bütün katılımcıların görüşleri dikkate alınmalıdır.
Okulların kutup yıldızları hükmündeki zümreler "İmam bildiğini okur, bitsin de gidelim." basitliğinde(mantığında) yapılmamalıdır. Öğretmen önce kendi düşüncelerini ortaya koymalı, diğer zümre arkadaşlarının görüşlerine de değer vermeli, ortak akılda buluşma yoluna gitmelidir. Böyle bir bakış açısı zümre toplantılarını daha verimli ( rantabl) kılacaktır.