Emeklinin duyulmayan çığlığı

Bir ülkede emeklilik, ömrün yükünü sırtından indiren bir durak olmalı. Bizde ise emeklilik, dinlenmek bir yana dursun, hayata tutunma mücadelesinin en yorgun hali maalesef.

Abone Ol

Yıllarca çalışmış, üretmiş, vergi ödemiş insanlar, bugün market raflarında fiyat etiketlerini ezberliyor. Torunlarına harçlık verip veremeyeceğini, ekmek alıp alamayacağını düşünüyor:

Ve hala emekliyor bizim emeklimiz…

Bir ürünü sepete atmadan önce ‘lazım mı?’ değil, ‘kalsın mı?’ diye düşünüyor. Çünkü emekli olmak geçim derdinin bitmesi değil; çoğu zaman derdin adının değişmesi demek bizim ülkemizde.

Ayrıca, emekliler için mesele sadece düşük maaş da değil, diğer mesele de hayatın dışına itilmişlik. Bir zamanlar çalışarak bu ülkeye katkıda bulunmuş insanlar, şimdi “Yük” gibi hissettirilmenin ağırlığını taşıyor.

Kimse lüks istemiyor.

Kimse refah masalları da dinlemek istemiyor.

Sadece insanca yaşamak; yaşlılığını hesap yapmadan huzurlu geçirmek istiyor.

En acı olan ne biliyor musunuz? Emeklilerin büyük bir kısmı şikâyet bile etmiyor artık. Cılız bir sesle sustu emekli.. Ama bu suskunluk memnuniyetten değil umutsuzluktan.

Bir ülkede haklı; haklı, olduğu halde sustuysa, umut etmeyi bırakmışsa orada yalnızca ekonomi değil, toplumsal adalette çökmüş gençlerin geleceği karanlıkta kalmıştır.

Bugün emekliye reva görülen hayat, yarının çalışanına verilmiş bir mesajdır.

“Çalış… Didin… Üret…”

Sonra;

“Şükret… Sabret… İdare et”

Ve ne acıdır ki bu yetmeme hali normalleştirildi.

Emeklilik bir lütuf değildir.

Bir sadaka hiç değil…

Yıllarca alın teri dökmüş insanların hak edilmiş payıdır, ödenmiş bir bedelin karşılığıdır.

Bugün emeklilerin hali konuşulurken rakamlar, yüzdeler, bütçe kalemleri sıralanıyor.

Ve bunlar konuşulurken aynı cümle tekrar ediliyor:

“Kaynak yok”

Kaynak yoksa neden yük hep aynı sırtlarda?

Hiç düşündünüz mü?

Mesele para mı? Değer mi?

Bir ülkenin medeniyet seviyesi o ülkenin emeklisine, yaşlısına, nasıl davrandığıyla da ölçülür. Yapılan yatırım ve saygıdır ölçü…

Gelişmiş ülkelerdeki duruma bir bakayım dedim. Ve, OECD; yani Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün verileriyle karşılaştım.

OECD verilerine göre Kuzey Avrupa ve bazı Batı ülkelerinde emekli maaşı asgari ücretin üstünde veya ona yakın. Örneğin,

İsviçre’de emekli maaşı asgari ücretin yüzde 123’ü

Norveç de yüzde 108

Almanya ve Amerika’da yüzde 106 ve yüzde 112

Hatta Yunanistan’da bile emekli maaşı asgari ücretin yüzde 115 üzerinde..

Gelelim Türkiye’ye

2026 rakamlarına göre en düşük emekli maaşı 20 bin tl ne asgari ücret 28 bin tl. Bu da emekli maaşının asgari ücretin yalnızca yüzde 71’i olduğu anlamına geliyor.

Ve biz bu ölçümde de sınıfta kaldık maalesef..

Son sözüm odur ki ‘Değer verilmez alınır’

Siz siz olun ‘haklarınızı bilin ve kendinize her daim en iyisini layık görün’

Görüşmek üzere…