Ardından milyonlarca işçinin, memurun ve emeklinin maaş zammı belli oldu.
Yine değişen hiçbir şey olmadı.
Milyonlarca insanın umutla beklediği zam, daha maaş hesaba yatmadan eridi.
Çünkü açıklanan enflasyon başka, vatandaşın yaşadığı enflasyon bambaşka.
Sokağın enflasyonu ile masaların enflasyonu artık aynı dili konuşmuyor.
Çarşıya çıkan biliyor,
Pazara giden biliyor,
Market kasasında ödeme yapan biliyor,
Bir kilo domates 80 lira,
Kiraz 150 lira,
Et, süt, peynir, yağ, sebze, meyve,
Hepsi cep yakıyor.
Kiralar aldı başını gidiyor.
Elektrik, su ve doğalgaz faturaları her ay aile bütçesini biraz daha eritiyor.
Bütün bunlar yaşanırken aylık enflasyonun yüzde 1'in altında açıklanması, vatandaşın yaşadığı gerçekle örtüşmüyor.
Bu ülkede artık insanlar rakamlara değil, cebine bakıyor.
Çünkü rakamlar karın doyurmuyor.
İnsanları yaşatan maaştır.
O maaşın alım gücüdür.
Bugün verilen yüzde 14-18 arasındaki zam, milyonlarca insanın derdine çare olmaktan uzaktır.
Bu zam değil,
Sadece hayat pahalılığına karşı birkaç aylık nefes borusudur.
Sonrası yine aynı.
Yine borç,
Yine kredi kartı,
Yine ay sonunu getirme telaşı.
Buradan hükümete açık bir uyarıda bulunmak istiyorum.
Ekonomi yalnızca tablolarla yönetilmez.
Milletin vicdanı da vardır.
Sabrı da vardır.
Ama o sabrın da bir sınırı vardır.
Bugün yaklaşık 17 milyon emekli var.
Milyonlarca işçi var.
Milyonlarca memur var.
Onların ailelerini de eklediğinizde, Türkiye'nin ezici çoğunluğu geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor.
İnsanlar lüks istemiyor.
İtibar istemiyor.
Şatafat istemiyor.
Sadece insanca yaşayabilecekleri bir ücret istiyor.
Evine huzurla ekmek götürmek istiyor.
Torununa harçlık verebilmek istiyor.
Pazara çıktığında fiyat etiketi görünce geri dönmek istemiyor.
İşte bunun için buradan net bir çağrı yapıyorum.
Eğer işçiye,
Eğer memura,
Eğer emekliye gerçek anlamda nefes aldıracak bir zam vermeyecekseniz,
Eğer seyyanen bir iyileştirme yapmayacaksanız,
Eğer insanlara yeniden umut olmayacaksanız,
Sakın seçim kararı almayın.
Sakın sandığı milletin önüne getirmeyin.
Çünkü sandıkta konuşacak olan seçim vaatleri değil, boş buzdolapları olacaktır.
Konuşacak olan meydanlar değil, Pazar filesi olacaktır.
Konuşacak olan sloganlar değil, mutfakta kaynamayan tencere olacaktır.
Millet cebindeki paranın hesabını sandıkta sorar.
Geçim derdini unutturamazsınız.
Açıklanan enflasyon rakamlarıyla vatandaşın yaşadığı hayat arasındaki makas bu kadar açılmışken, milyonların feryadını görmezden gelmek büyük bir siyasi hata olur.
Siyasetin en büyük sınavı seçim meydanlarında değil, mutfaklarda verilir.
Unutmayın.
Mutfakta kaybedilen güven, sandıkta geri kazanılamaz.
Bunun için hâlâ geç değil.
Milyonların sesini duyun.
İşçiyi duyun.
Memuru duyun.
Emekliyi duyun.
Çünkü sandık günü geldiğinde vatandaş da sizi vereceğiniz sese göre duyacak.
Ama bu kez verdiği cevap, yalnızca oy pusulasında yazılı olacaktır.