Türkiye ekonomisine ilişkin son veriler, enflasyonla mücadele sürecinin kırılganlığını ve üretim tarafındaki baskıyı yeniden gündeme taşıdı. Nisan ayında yıllık enflasyon yüzde 32,37’ye yükselirken, mart ayında sanayi üretimi yüzde 1,1 daraldı. Dış ticaret açığı 11,2 milyar dolara çıkarken, perakende satışların yıllık yüzde 21,1 artması iç talebin hâlâ güçlü kaldığını gösterdi. Türk lirası reel olarak son yılların en güçlü seviyesine ulaşırken, kredi büyümesindeki yavaşlama ekonomide kontrollü soğuma sürecinin belirginleştiğine işaret etti. Veriler, yüksek faiz ve dezenflasyon sürecinin büyüme üzerinde daha hassas bir dönem oluşturduğunu ortaya koydu.
Enflasyonda dezenflasyon süreci zorlanıyor
Nisan ayında tüketici fiyat endeksi aylık bazda yüzde 4,18 artarken, yıllık enflasyon yüzde 32,37’ye yükseldi. Bu görünüm, dezenflasyon sürecinin istenen hızda ilerlemediğini gösterdi. Enerji maliyetlerindeki artış, petrol ve türev ürünlerdeki yükseliş ile gübre tarafında yaşanan arz sıkıntıları fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu. Bununla birlikte hizmet enflasyonu, kira kalemleri ve maliyet geçişkenliği de fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskının sürmesine neden oldu. Üretici fiyatlarında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi nisan ayında aylık yüzde 3,17, yıllık ise yüzde 28,59 arttı.
TCMB enflasyon hedeflerini yukarı çekti
Enflasyondaki görünüm nedeniyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da yılın ikinci enflasyon raporunda ara hedef ve tahminlerinde güncellemeye gitti. TCMB, 2026 ara hedefini yüzde 16’dan yüzde 24’e yükseltti. 2027 yılı için hedef yüzde 9’dan yüzde 15’e, 2028 yılı için ise yüzde 8’den yüzde 9’a çıkarıldı. Merkez Bankası, yıl sonu tahminlerinde de değişikliğe gitti. 2026 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 18’den yüzde 26’ya yükseltilirken, 2027 yılı tahmini yüzde 9’dan yüzde 15’e çıkarıldı. Bu güncelleme, enflasyonla mücadele sürecinin önceki beklentilere göre daha zorlu ilerlediğini gösterdi.
Kredilerde büyüme hızı yavaşladı
BDDK verileri, kredi piyasasında son aylarda belirgin bir ivme kaybı yaşandığını ortaya koydu. Özellikle tüketici kredilerinde 2026 yılı başlarında yüzde 60’ın üzerine çıkan büyüme temposu, nisan sonunda yüzde 36 seviyesine geriledi. Ticari kredilerde ise büyüme yüzde 29,5 düzeyinde kaldı. Sıkı para politikası ve kredi kısıtlamaları, finansal sistem üzerinde etkisini göstermeye başladı. Yüksek faiz ortamı bireysel kredi kullanımını yavaşlatırken, şirketler açısından finansmana erişim daha maliyetli hale geldi. Ticari kredi büyümesindeki zayıf görünüm, reel sektörün yatırım iştahında yavaşlama sinyali verirken, kredi hacminde tam bir daralma yaşanmaması kontrollü soğuma sürecinin sürdüğünü gösterdi.
İç talep perakende satışlarla güçlü kaldı
Sıkı para politikasına rağmen iç talep tarafında dirençli bir görünüm dikkat çekti. TÜİK verilerine göre mart ayında perakende satış hacmi yıllık bazda yüzde 21,1 artarken, aylık artış yüzde 2,6 oldu. Yüksek faiz ortamına rağmen tüketim eğiliminin güçlü kalması, ekonomide talep tarafının henüz tam anlamıyla yavaşlamadığını gösterdi. Hizmet harcamaları, zincir mağaza satışları ve dayanıklı tüketim kalemleri iç talebi desteklemeye devam etti. Enflasyon beklentilerinin tam olarak kırılmaması da tüketicilerin harcamalarını öne çekmesine neden oldu. “Bugün almazsam yarın daha pahalı olacak” düşüncesi, perakende satışların canlı kalmasında etkili oldu.
Sanayi üretiminde kırılgan görünüm sürüyor
Mart 2026 verileri, sanayi üretiminde toparlanmanın hâlâ kırılgan olduğunu ortaya koydu. Sanayi üretim endeksi yıllık bazda yüzde 1,1 gerileyerek yeniden daralma bölgesine geçti. Şubat ayında görülen yüzde 2,2’lik artışın ardından gelen bu düşüş, üretim tarafında kalıcı bir ivme oluşamadığını gösterdi. Yüksek enflasyon, yüksek faiz, artan enerji, hammadde ve işçilik maliyetleri üretim üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Şirketler hem artan maliyetlerle hem de pahalı finansman koşullarıyla mücadele ediyor. Küresel belirsizlikler, jeopolitik gerilimler ve dış talepteki zayıflık da sanayide güçlü toparlanmanın önünde engel oluşturuyor.
Türk lirası reel olarak güçleniyor
TCMB’nin reel efektif döviz kuru verileri, Türk lirasındaki reel değerlenme sürecinin devam ettiğini gösterdi. TÜFE bazlı reel kur endeksi nisan ayında 106,3 seviyesine yükselirken, ÜFE bazlı reel kur 102,16 seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo, Türk lirasının enflasyona göre son 6 yılın en güçlü reel seviyesine ulaştığını ortaya koydu. Kurun kontrollü seyretmesi enflasyonla mücadele açısından ekonomi yönetimine alan sağlasa da üretici tarafında yeni baskılar oluşturuyor. Kur artışının enflasyon artışının altında kalması, Türkiye’de üretimin dışarıya göre daha pahalı hale geldiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.
Dış ticaret açığı yeniden derinleşti
Mart 2026’da ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,4 azalarak 21,9 milyar dolara geriledi. İthalat ise yüzde 8,2 artışla 33,1 milyar dolara yükseldi. Böylece dış ticaret açığı yaklaşık 11,2 milyar dolar seviyesine çıkarak son dönemin en yüksek seviyelerinden birine ulaştı. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2025 mart ayında yüzde 76,5 seviyesindeyken, 2026 mart ayında yüzde 66’ya geriledi. Küresel ekonomideki yavaşlama, jeopolitik gerilimler ve dış talepteki zayıf seyir ihracatı baskılarken, üretimdeki ithal girdi bağımlılığı ithalatın yüksek kalmasına neden oldu.