Jeffrey Epstein’in suç ortağı ve eski sevgilisi Ghislaine Maxwell, kamuoyunda "Epstein dosyaları" olarak bilinen binlerce sayfalık belgenin gün yüzüne çıkmasını engellemek için hukuk mücadelesini sertleştirdi. ABD federal mahkemesine sunulan dilekçede Maxwell’in avukatları, belgelerin yayımlanmasına izin veren yasal düzenlemenin anayasaya aykırı olduğunu ileri sürdü. Bu hamle, dünya çapında ünlü isimlerin adının geçtiği davanın şeffaflık sürecinde yeni bir krizin kapısını araladı. Maxwell tarafı, mahremiyet haklarının ihlal edildiğini savunurken, kamuoyu 90 bin sayfalık devasa arşivin içinde neler olduğunu merakla beklemeye devam ediyor.
90 Bin Sayfalık Gizli Arşiv İçin Hukuk Savaşı
Maxwell’in hukuk ekibi, Virginia Giuffre tarafından açılan ve yıllar önce uzlaşmayla sonuçlanan tazminat davasına ait 90 bin sayfalık belgenin mühürlü kalması gerektiğini savunuyor. Avukatlar, bu belgelerin 30’dan fazla tanığın ifadesini, hassas mali kayıtları ve özel cinsel içerikli bilgileri barındırdığını belirtti. Dilekçede, Adalet Bakanlığı’nın halihazırda gizlilik kararı bulunan bu dosyalara "usulsüz" bir şekilde erişim sağladığı iddia ediliyor. Maxwell cephesi, belgelerin kamuoyuna sızdırılmasının adil yargılanma ve mahremiyet ilkelerini telafi edilemez şekilde zedeleyeceği görüşünde.
Kongre Yasasına "Kuvvetler Ayrılığı" İtirazı
Haberin en dikkat çekici noktası, Maxwell’in avukatlarının ABD Kongresi tarafından Aralık 2025’te kabul edilen yeni yasaya saldırması oldu. Söz konusu yasa, Epstein bağlantılı milyonlarca belgenin halka açılmasının önünü açmıştı. Ancak savunma tarafı, Kongre’nin mahkemelerin dosyalarını koruma yetkisini ellerinden alamayacağını iddia ediyor. Yapılan açıklamada, "Kongre, yargı erkinin dosyaları kötüye kullanımdan koruma yetkisini ortadan kaldıramaz; bu durum anayasadaki kuvvetler ayrılığı ilkesine doğrudan aykırıdır" denilerek, yasama organının yargıya müdahale ettiği savunuldu.
Mahkumiyet İptali ve Cezaevi Süreci
Hakkındaki tüm suçlamaları reddeden ve 20 yıl hapis cezasına çarptırılan Ghislaine Maxwell, kendisini "haksız yere mahkum edilmiş bir kurban" olarak tanımlamaya devam ediyor. Texas’taki federal cezaevinden hukuk mücadelesini sürdüren Maxwell, mahkumiyetinin iptal edilmesi için her yolu deniyor. Bilindiği üzere daha önce açıklanan belgelerde Bill Clinton, Donald Trump ve Prens Andrew gibi isimler yer almış, ancak bu kişilerin doğrudan suç ortağı olduklarına dair somut bir kanıt sunulamamıştı. Maxwell’in bu son hamlesi, "müşteri listesi" tartışmalarını yeniden alevlendirecek gibi görünüyor.