Vefat tarihi ise çok konuşulan ve Cumartesi öyküsünü de paylaşacağımız 28 Şubat vakasından bir gün önce:
27 Şubat 2011. Ankara
*
Rahmetli sadece siyasette değil, hayatın her alanında kendine münhasır tercihleri olan bir Adem oğlu idi.
TOBB’de Genel Sekreterlik.
1969’da Adalet Partisi’nden milletvekilliği adaylığı, ancak Süleyman Demirel tarafından veto yemesi, ama bağımsız adaylığını Konya’dan koyup, 2 milletvekili çıkaracak oy ile parlamentoya girmek…
1970’de Milli Görüş Hareketi’nin ilk partisi Milli Nizam ile siyasi arenada yer almak…
1974’de Bülent Ecevit’in başkanlığındaki CHP ile olan koaliasyonda Rum mezalimine son veren Kıbrıs Barış Harekatını yapmak…
Haziran 1996-1997 Refahyol Hükümeti ile Başbakanlık…
*
1987’de siyasi yasakların kalkmasından sonra Refah Partisi ile tekrar politikaya dönen Sayın Erbakan’ın ilk mitingi Trabzon’da ve Atapark da yapılmıştı.
Sonrasındaki süreçte ve Refahyol döneminde Anadolu Ajansı adına muhabir olarak kendini takip eden kadronun içinde yer almıştım.
Siyasette “Hoca” lakabıyla da bilinen Rahmetli Erbakan’ın hayatında 28 Şubat 1997’deki süreç ne kadar önemli ise o kadar da farklı değerlendirilmiştir.
Bunu o günün 29’uncu yılına tekabül eden 28 Şubat 2026 Cumartesi günü tekrar paylaşacağız.
Bugün sadece Hoca’nın yasaklar sonrasındaki ilk mitinginde aynı kareye rahmetli meslektaşım Turgut Özdemir’in çektiği fotoğraf ile düşmemizi paylaşayım.
FINDIĞA KÖTÜLÜK YAPANLAR, CEZASIZ!
Bu sezon fındık ihracatında hem miktar, hem de gelir olarak yaşanan büyük azalma sadece dış ticaret de değil, sektörde üretimden tüketime kadar her aşamada büyük bir endişe yaratıyor.
Fındığı sadece bir gelir vasıtası değil, aynı zamanda Karadeniz için sosyal bir vaka olarak da görüp, her açıdan bakıp, değerlendirme yapmasını bilen Karımex’in sahibi Mehmet Albayrak’ın gönderisini paylaşırsam, vahamet daha iyi anlaşılır.
“Yüzde 50-60’la varan dış ticaret kaybının ülke ekonomisine yansıması 500 milyon dolar civarında. Türkiye tarafının satmak istediği fiyattan kullanıcılar fındık taleplerini kıstılar, ya da tamamen vazgeçtiler. Biofach fuarında yaptığımız görüşmelerde fiyatın bir yıl 7 dolar-kg, diğer yıl 15 dolar olması ile bu fiyatlarla pazarda olmamızın büyük hayal kırıklığı yarattığına şahit olduk.
Bu sezon eski-yeni yeterince fındık olmasına rağmen, bazı oyuncuların kendi pozisyon ve kendi çıkarlarına göre fiyatları yükseltme çabaları, bazı tellalların fındık 400-500 TL olacak söylemleri üreticilere, kendilerine ülkeye ve kullanıcılara büyük zarar vermiştir. Bugünkü tablo herkese gerekli cevabı vermektedir.”
*
Sayın Albayrak’ın asıl üzücü taraf olarak tarif ettiği, bizlerin de onlarca yüzlerce kez “Gereği yapılsın” diye erk sahiplerine hatırlattığımız bir uygulama var. İşte o çağrısı:
“Asıl üzücü olan bu kötülüğü bu sektöre yapanların cezasız kalmasıdır. Türk Ticaret Kanunları aslında yalan beyanda bulunup kendisine veya bir guruba haksız kazanç sağlayanları manipülasyon yaptıkları için Ayrıca Rekabet Kurulu’muz var.”
YENİKÖY MOTORS 35 YAŞINDA…
Müesseselerin hayatında birbirini ardına sıralanan istikrarlı yılların ne denli önemli olduğunu ifade etmek için satırlara değil, geçmişten günümüze olan seyrine bakmak yeterlidir.
Trabzonspor yönetiminde Başkan Yardımcısı olarak da görev yapan Nevzat Kaya’nın sahibi olduğu Yeniköy Motors’da 35 yılı geride bırakıp “41 kere maşallah” denecek yıllara doğru yürürken, yarım asra da yaklaşıyor.
Kendinin “35 yıldır kalite, istikrar ve seçkin bir hizmet anlayışıyla ilerlediğimiz bu yolculuk” diye tarif ettiği yürüyüşte ki başarıyı “Geçmişten aldığımız güç ve geleceğe dair koyduğumuz hedefler” diyerek anlatıyor.
Kendisini yakından tanıyan bize de, “Nice yıllara” demek kalıyor.
DÜNDEN BUGÜNE
Ahâlinin halini “Amiiin”de!
Bundan tam tamına 14 yıl önce, o günkü ekonominin halini, vatandaşın gidişatını ortaya koymak için yazmışız.
O günden bugüne ne değişmiş?
Olsa olsa “Amiiin” yerine, daha gür ses ile “Amiiiiinnnnn” almıştır!
*
Vatandaşın ekonomisi nicedir?
Bunu anlamak için kurumlar, kuruluşlar kişi başına düşen milli gelire, enflasyona, asgari ücrete, anketlere başvururlar.
Ben ahalinin halini camilerde anladım!
Nasıl mı?
Genelde kandillerde, bayram namazlarında ya da mevlitlerde uzun uzadıya Allah’a (CC), “meccanen (karşılıksız) bizi af eyle(!)” diye yalvarırken imam tarafından niyaz edilen dualar arasına çokça sıkıştırılır!
“Dertlilere deva!
Hastalara şifa!
Borçlulara eda nasip eyle Yarabbi” diye!
Her deva, şifa ve eda talebinin ardından herkesin bildiği gibi “Amin” çekilir!
Çok dikkat eyledim ve şahit oldum ki; bunların içinde en gönülden olanı, en canhıraş yapılanı “Borçlulara eda”nın sonunda “Amiiin” diye yüksek perdeden zikredilendir!
KISSADAN HİSSE…
Bir gün Hz. Ali'nin taraftarlarının yoğun olduğu Küfe'den, bir Arap, devesiyle Şam'a gelmiş. Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış:
- "Ver o dişi deveyi bana!" demiş. Tartışma büyümüş. Küfe'den gelen adam; "Bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir" diye itiraz etmişse de anlaşamamışlar. Konu Muaviye'ye yansımış.
Halk meydanda toplanmış... Muaviye, Küfe'den gelenle Şam'da deveye sahip çıkan yerliyi dinledikten sonra, kararını açıklamış:
-Bu dişi deve Şamlınındır!
Sonra toplananlara dönmüş ve sormuş:
-Ey cemaat, bu dişi deve kimindir?
Cemaat hep birlikte bağırmış:
-Şamlınındır!
Küfeli şaşkın bir vaziyette devesinin ardından bakakalırken, Muaviye onu yanına çağırmış:
-Ey Küfeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Küfe'ye dönünce gördüklerini Ali'ye anlat ve de ki: Ey Ali, Muaviye'nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!"