Trabzon Meydan Parkı’nda vatandaşlarla gerçekleştirilen sokak röportajlarında; komşuluk ilişkilerinin bitmesi, artan boşanma oranları ve toplumda azalan saygı/hoşgörü ortamı dile getirildi. İşte kent sakinlerinin toplumsal kırılmalara karşı dile getirdiği ortak endişe ve tespitler:
Şehirleşme ve Ekonomik Şartlar Bağları Kopardı
"Komşuluk ilişkileri neden eskisi gibi değil?" sorusunu yönelttiğimiz vatandaşlardan aldığımız cevaplar, şehirleşme ve ekonomik şartların toplumsal dayanışmada ciddi bir mağduriyet ve kopuş yarattığını gözler önüne serdi. Çoğu vatandaş geçmişte köylerde imece usulüyle bağların çok güçlü olduğunu ancak şehirlere göçle birlikte bireyselleşmenin arttığını, artan yaşam maliyetleri yüzünden de artık kimsenin başkasına ayıracak vaktinin ve imkanının kalmadığını belirtti.
Yaşanan bu toplumsal kopuşu ve yabancılaşmayı, dışarıdan gelip Trabzon’a yerleşen bir vatandaşımız şu sözlerle özetledi:
"Ben aslen Trabzon Çaykaralıyım, Kıbrıs’tan geldik buradan ev aldık. Eski bizim Karadeniz insanı sevecen, sıcakkanlı, sosyal ilişkileri güçlü bir toplumdur diye bilirdik. Ama inanır mısınız, üç senedir bu mahalledeyiz, hâlâ bir iki kişi komşu edinemedik. Geçenlerde hastaneden geldik, değneklerle geziyorum; yolda komşular görüyor, bayanlar görüyor, bir 'geçmiş olsun' ya da 'hoş geldin' diyen bile yok. İnsanımız niye bu kadar değişti, toplumsal bağımız niye bu kadar koptu anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum."
"Saygı Tamamen Bitti, Hoşgörü Zaten Yoktu"
Meydanda en çok konuşulan konulardan biri de toplumda hızla tükenen değerler oldu. "Aileyi ve toplumu ayakta tutan en önemli değer sizce nedir?" sorusuna vatandaşların ortak cevabı "karşılıklı sevgi ve saygı" yönünde olsa da, mevcut duruma dair karamsarlık öne çıktı. Toplu taşıma araçlarından sokaklara kadar her alanda bir tahammülsüzlük yaşandığını belirten bir vatandaş, durumu şu çarpıcı örnekle dile getirdi:
"Kimse birbirine saygı duymuyor. En küçük örneği; küçük bir otobüse bindiğinde halk ne yapıyor? Birbirlerine yer vermiyor. Gençler oturuyor, altmış-yetmiş yaşındaki hasta insan ayakta kalabiliyor. Demek ki hoşgörü kalmamış, saygı da yok. Eski bizim özellikle Karadeniz insanı sevecendi, sıcakkanlıydı. Bu kadar sosyal ilişkileri iyi olan bir toplum nasıl böyle oldu, ben de hayret ediyorum."
Z Kuşağı ve Tahammülsüzlük: Evlilikler Pamuk İpliğinde
"Boşanmaların artmasının en temel nedeni nedir sizce?" sorumuz karşısında ise vatandaşlar özellikle yeni neslin evlilik algısına ve sabırsızlığına dikkat çekti. Günümüzdeki boşanma oranlarının evlilik oranlarına yaklaştığını belirten kent sakinleri, köklü aile yapısının modern yaşamla birlikte sarsıldığını ifade etti. Bir vatandaşımız yeni nesildeki bu sosyolojik değişimi şu sözlerle eleştirdi:
"Yetişen yeni neslimiz, Z kuşağı denilen kesim ufacık bir sıkıntıya, strese, zorluğa alışkın değil. Her şey bolluk içinde büyütülüyor. Burada anne babaların da çok suçu var. Bugün iyi günümüzde, kötü günümüzde hani evlenmekten bahsediliyor ya, maalesef yetişen nesle bakıyorsunuz evlenmeyle boşanma rakamları birbirine yakın şekilde. Hayata dair mücadele, paylaşım çok zayıf. Ufacık bir şeyde 'Ben ayrılacağım, ben boşanacağım' diyorlar. Oysa biz çok şeylere katlandık."
Ailenin Temel Direkleri: Anne ve Baba
Röportajın sonunda aile kurumunun nasıl korunabileceğine dair fikirlerini paylaşan vatandaşlar, aile birliğinin sarsılmaması için ebeveyn rollerinin önemine vurgu yaptı. Toplumun en küçük yapı taşı olan ailenin ancak sorumluluk bilinciyle ayakta kalabileceğini söyleyen bir mahalle sakini, durumu tek bir cümleyle özetledi:
"Baba olmazsa aile ayakta olmaz, anne olmazsa aile ayakta olmaz."
TAKA TV olarak toplumsal meselelerin, fındık üreticisinin ve Karadeniz halkının sesi olmaya devam edeceğiz.
Sezanur Aydın/Cansu Çelik/Selçuk Baysal