Bugünün çocukları ve gençleri, tarihin en "merkezde tutulan" jenerasyonu. Ancak burada kritik bir hata yapıldı Birçok veli, çocuğuyla "arkadaş" olma çabası içinde, ebeveynlikteki "otorite ve sınır çizme" rolünü terk etti. Sınırın olmadığı yerde saygı yetişmez. Evde hiçbir kurala çarpmadan büyüyen, her isteği anında karşılanan çocuk; okulda öğretmeninin koyduğu kuralı bir "engel" veya "tehdit" olarak algılıyor. Öğretmene duyulmayan saygı, aslında evde temeli atılamamış hiyerarşi bilincinin bir yansımasıdır.
Duygusal İhmalin Öfkeye Dönüşümü
Modern dünya velileri, çocuklarına maddi imkanlar sunarken "duygusal aynalama" noktasında eksik kalabiliyor. Ekranlarla susturulan, duygularını regüle etmeyi öğrenemeyen çocuklar, yaşadıkları hayal kırıklığını veya yetersizlik hissini dışarıya saldırganlık olarak püskürtüyor. Öfke, aslında dile getirilemeyen bir imdat çağrısıdır. Ancak bu çağrı, okul koridorlarında fiziksel veya sözel şiddet olarak karşılık bulduğunda, artık sadece psikolojik değil, toplumsal bir güvenlik sorununa dönüşüyor.
Bir toplumda öğretmene duyulan saygı, o toplumun geleceğine duyduğu saygıdır. Velilerin, evde öğretmen hakkında yaptıkları en küçük olumsuz eleştiri, çocuğun zihninde öğretmenin otoritesini yerle bir ediyor. Çocuğunu koruma içgüdüsüyle okulun kurallarına savaş açan her ebeveyn, aslında kendi çocuğunun karakter inşasına zarar veriyor.
🎯Sevgi, sınırlarla desteklenmediğinde şımarıklığa ve nihayetinde saldırganlığa evrilir.
🎯Başkasının canının yanabileceğini ve her eylemin bir sonucu olduğunu öğretmekte geç kalıyoruz.
🎯Veliler olarak öfkemizi nasıl yönettiğimiz, çocuğun şiddeti bir çözüm aracı olarak görüp görmeyeceğini belirliyor.
Artık sadece akademik başarıyı değil, insani nezaketi ve hiyerarşik saygıyı eğitimin merkezine koymak zorundayız.
Okul, sadece bilgi alınan bir yer değil; bir başkasının varlığına saygı duyarak "bir arada yaşama kültürü"nün öğrenildiği yerdir. Eğer bugün bu saygıyı yeniden inşa etmezsek, yarın güvenli bir gelecekten bahsetmemiz mümkün olmayacaktır.
ARKADAŞ DEĞİL EBEVEYN OLUN SINIRSIZ BÜYÜTTÜĞÜNÜZ ÇOCUKLARINIZ OKULLARI SAVAŞ ALANINA ÇEVİRİYOR!
Taka Gazetesi Özel Röportajı
Eğitim camiası peş peşe gelen sarsıcı haberlerle sarsılıyor. Bir yanda can veren öğretmenler, diğer yanda can havliyle pencerelerden atlayan öğrenciler... Türkiye eğitimde "en karanlık" haftasını yaşıyor. Sırt çantaları kitap yerine silahla dolmaya başladıysa, fail sadece çocuk değil, sınırsızlığı özgürlük sanan tüm sistemdir!
Taka Gazetesi : Sayın Ak bugün okullarımızda çocuklar can havliyle pencerelerden atlıyor. Bir uzman olarak bu tabloyu nasıl okuyorsunuz? Biz nerede hata yaptık?
PSİKOLOG MERVE AK: Aslında biz hata yapmadık, biz "iflas ettik". Bir çocuğun sınıf arkadaşlarını ve öğretmenini hedef alacak kadar gözünün dönmesi, anlık bir öfke değil, yılların "sınırsızlık" birikimidir. Ebevenler "çocuğum özgüvenli olsun" derken "özsaygıyı" unuttular. "Çocuğumla arkadaş olayım" dediler ama "anne-baba" olmayı, yani o güven veren otoriteyi terk ettiler. Sınırın olmadığı yerde çocuk kendini boşlukta hisseder ve o boşluğu şiddetle, sokak kültürüyle, sahte kabadayı modelleriyle doldurur. Pencerelerden atlayan o çocuklar, bizim toplumsal olarak kuramadığımız "Güven Çemberi"nin kurbanlarıdır.
Taka Gazetesi : Bir 8. sınıf öğrencisi çantasına 5 silah koyabiliyor. Bir ebeveyn bunu nasıl fark etmez?
PSİKOLOG MERVE AK: Bu tam anlamıyla bir "duygusal terk edilmişliktir". Modern dünya velisi, çocuğuna en iyi tableti, en iyi kıyafeti almayı "ebeveynlik" sanıyor. Oysa çocuğun çantasına silahın girmesi için, önce o çocuğun ruhuna yalnızlık ve öfkenin girmesi gerekir. Bir ebeveyn, çocuğunun odasına girmiyorsa, gözünün içine bakmıyorsa, o ruhsal fırtınayı fark etmiyorsa; orada maddi imkan çok ama "bağ" yoktur. O silahlar evden değil, o koptuğumuz bağların boşluğundan sızıyor okula.
Taka Gazetesi: Şiddet içeren diziler ve sosyal medya... Çocuklar neden "kabadayı" olmaya bu kadar hevesli?
PSİKOLOG MERVE AK: Çünkü çocuklarımız "sağlıklı otoriteye" aç. Evde anne-babasından, okulda öğretmeninden çekinmeyen (saygı duymayan) çocuk, gider elinde silahla adalet dağıtan karanlık figürlere tabi olur. Biz onlara "nazik olmayı" zayıflık, "şiddeti" ise güç olarak pazarlayan bir dijital dünyayı ellerine verdik. Empati eğitimi vermediğimiz her çocuk, bir başkasının canını sadece bir "oyun karakteri" gibi görmeye başlıyor.
Taka Gazetesi: Peki çözüm ne? Merve Ak olarak topluma, özellikle de Trabzon’daki hemşehrilerimize ne öneriyorsunuz?
PSİKOLOG MERVE AK: Çözüm kağıt üstünde değil, vicdanlardadır. Yarından tezi yok; çocuklarımıza "hayır" demeyi öğrenelim. Onlara bir başkasının canının kutsal olduğunu, hukukun üstünlüğünü ve emeğe saygıyı anlatalım. Okullarımıza sahip çıkalım. Öğretmeni yeniden baş tacı edelim. Ben okullarda yürüttüğüm "Güven Çemberi Psikososyal Sağlamlık" çalışmalarıyla bu aidiyet bağlarını yeniden örmeye çalışıyorum. Ancak bu sadece benimle olmaz; bu bir seferberliktir. Çocuğunuzun karne notunu değil, bugün birine iyilik yapıp yapmadığını sorun.
MERVE AK’TAN VELİLERE 3 ALTIN KURAL:
Arkadaşı değil, rehberi olun; sınır koymaktan korkmayın.
Öğretmeni çocuğunuzun yanında asla eleştirmeyin.
Çantasındaki kitaptan önce, ruhundaki öfkeye bakın.
Taka Gazetesi: Peki, bu çocuklar neden bu kadar öfkeli?
PSİKOLOG MERVE AK: Çünkü onlara "duygu yönetmeyi" öğretmiyoruz. Müfredatımız formüllerle dolu ama merhamet ve öfke kontrolüyle boş. Ayrıca, okullardaki akran zorbalığını görmezden gelmek, potansiyel patlamalara pimi çekilmiş el bombası bırakmaktır. Sistematik olarak dışlanan çocuk, varlığını kanıtlamak için en yıkıcı yolu seçiyor. Öfkesini kelimelere dökemeyen çocuk, silahına sarılır.
Taka Gazetesi: Pencerelerden atlayan o çocukların travması nasıl silinecek?
PSİKOLOG MERVE AK: Sadece ölenler değil, o dehşete tanık olan tüm nesil kurban oldu. Okul artık zihinlerde "güvenli bölge" değil, "tehdit alanı". Bu çocukları rehabilite etmek yıllar alacak. Acilen her okula rehberlik seferberliği lazım.
MERVE AK’TAN KIRMIZI BAYRAK" LİSTESİ
Ebeveynler, çocuğunuzda şunları görüyorsanız acilen bir uzmana başvurun:
🚩Arkadaşlardan kopma ve tamamen dijital dünyaya gömülme.
🚩Hayvanlara veya eşyalara yönelik sebepsiz zarar verme.
🚩Kuralları birer kişisel saldırı olarak algılama.
🚩Bilgisayar ekranını saklama ve anonim gruplarda aşırı vakit geçirme.
Taka Gazetesi: Öğretmene yönelik şiddetin bu kadar artmasının psikolojik altyapısı nedir?
PSİKOLOG MERVE AK: Cezasızlık algısı ve hiyerarşinin yıkılması. Çocuk, öğretmenine bir şey yaptığında ailesinin arkasında duracağını, sistemin onu koruyacağını düşünüyor. Oysa öğretmen toplumun vicdanıdır; o vicdanı yaralarsanız toplum çöker.
Taka Gazetesi: Sizce eğitim sistemi akademik başarıya çok mu odaklandı?
PSİKOLOG MERVE AK: Kesinlikle. Sadece "derece" yapan ama "insan" olamayan nesiller yetiştiriyoruz. Bir çocuk tıp kazansa ne olur, eğer can almayı bir seçenek olarak görüyorsa? Önce karakter, sonra kariyer demeliyiz.
PSİKOLOG MERVE AK: Yarın sabah her veli çocuğuna "Bugün kaç test çözdün?" diye değil, "Bugün kime nezaket gösterdin?" diye sormalı. Gelecek, korkudan pencerelerden atlayan çocukların değil; sınırlarını bilen, merhametli ve ahlaklı gençlerin omuzlarında yükselecek.