Konyaspor ve Ankaragücü maçlarında 4 puan kaybeden Trabzonspor zirve yolunda beklemediği darbeler alırken, komşu Giresunspor’un İstanbul’da Fenerbahçe’yi mağlup etmesi hem Bordo-Mavili taraftarın üzüntüsünü önemli ölçüde azalttı, hem de Trabzonspor’a büyük bir fırsat yarattı.
Zira, eğer Fenerbahçe kazansaydı bu takımla arasındaki puan farkı 9 a çıkacak olan Fırtına’nın Dünya Kupası arasından sonra oynayacağı ilk maçta Sarı-Lacivertlileri mağlup etmesinin de taraftarın yüreğinin şişini indirmekten fazla vereceği moral dışında bir değeri olmayacaktı.
Oysa şimdi işler değişti.
Bu Fenerbahçe maçı Trabzonspor için kesinlikle dönüm noktasıdır.
Zirve yarışında mı olacak yoksa 3.4. sırayı mı zorlayacak anlaşılma maçıdır.
Bu maç kazanıldığında hem aradaki fark 3 e inecek, hem de Visca’nın da dönecek olmasıyla bir türlü çare bulunamayan sağ kanatta işler rayına oturacaktır.
Ki bu havayla yelkenlerini umut rüzgarlarıyla doldurup her şeye yeniden başlayacak olan Trabzonspor’da sonuna kadar zirve iddiasını sürdürecektir.
Kaldı ki eğer Karagümrük’ten 4, Ümraniyespor’dan 3, İstanbulspor’da 2 ve son olarak Giresunspor’dan 2 olmak üzere ikisi büyük bir olasılıkla küme düşecek 4 mütevazı takımdan 4 maçta 11 gol yiyen Fenerbahçe’yi bu şartlarda yenemiyorsan, zaten fazla yükseklere bakmanın da bir anlamı yoktur.
Bu arada Giresunspor Teknik Direktörü Hakan Keleş ile en kötü zamanında ona inanıp, güvenen başkan Hakan Karahmet’i kutluyorum.
Çok kısıtlı imkan ve yeterli olmayan destekle Süper Lig’de iyi işler yapıyorlar.
İstanbul’da hem Galatasaray’ı hem de Fenerbahçe’yi yenmek her babayiğidin harcı değildir.
Bunu bir de Giresunlular anlasa..
Süper Ligin Giresun kenti için nasıl bir nimet olduğunun farkına varsa.
Çotanak Stadının tribünleri de gariplikten kurtulsa..
Tebrikler komşu.
Gönlümüz seninle..
Foto. Sevinç ve iki hakan
Yeni bir format lazım
Uruguaylı forvet Maxi Gomez ile geçen yıl Süper Ligde gol kralı olan Umut Bozok kadroya katıldığında, ben de çoğu kimse gibi ‘Trabzonspor bu sezon gol sıkıntısı yaşamaz’ diye düşünmüştüm.
Gomez’i hiç tanımıyordum ama Umut için, ‘Kasımpaşa’da bu kadar gol attıysa Trabzonspor’da bunu katlar’ diyenler anasındaydım.
Ancak gelinen noktada Trabzonspor’un en büyük gol umudu yine Bakasetas …
Bir de, ilk maçlarda hayal kırıklığı yaratan Trezeguet.
Buraya bir nokta koyup İcardi’nin iki çok şık gol attığı Galatasaray-Başakşehir maçından sonra yaptığı açıklamaya kulak verelim.
Ne demiş Arjantinli yıldız forvet:
Ben santraforum, ne kadar çok topla buluşursam, o kadar çok gol atarım..
Peki biz bu Gomez ile Umut’u, Umut’tan pek umudum yok ta, Gomez’i topla yeterince buluşturabiliyor muyuz?
Demem o dur ki; istersen kristal avize al, eğer evinde elektrik yoksa nasıl yanacak?
Bu yüzden Trabzonspor’un öncelikle oyun şekline yeni bir format atması gerekiyor.
Özellikle de iç sahada rakibe baskı kurup kanatları iyi kullanan, daha çabuk, daha temaslı, daha coşkulu oynayan bir Trabzonspor’a dönüş yapan bir format..
Yoksa sabaha kadar, yana ve geriye oynayıp ,rakip ataktayken kaptığın ve öne oynasan pozisyon bulacağın topları bile kalecine verirsen..
Bu elbise Trabzonspor’a uymaz..
Kimse de fazla gol sesi duymaz!..
Futbolda elbette yana ve geriye oynamakta vardır lakin.
Bu şekil lakabı Fırtına olan bir takımın ana karakteri haline gelirse..
Genlerine uymaz..
Üzerinde hiç şık durmaz…
İş futbolcuda biter..
Başarısızlıklarda topun ağzına ilk teknik adamlar atıldığına göre başarılarda da bana göre en büyük pay onlarındır.
Bir teknik adam bir takım için çok şeydir lakin,tek başına her şey değildir.
Sen en kral çalışmayı yaptır, en iyi taktiği ver maçları kazandıran senin bilginden çok, futbolcularının sahada bunları uygulayabilme becerisidir.
Eğer sahadaki futbolcu yeterli, yetenekli ve sorumluluğu yüksek değilse, teknik adamın bilgisi de soyunma odasının taktik tahtasında kalmaya mahkümdur.
Çünkü antrenör bir yerde sağdıça benzer.
Gerekli bilgileri verip damadı gerdek odasına atar.
Eğer damatta sıkıntı varsa , sağdıç Haydar Dümen olsa hikaye!..