FINDIK VE FINDIKLI
Kütüphanemi karıştırırken, elime geçen bir kitap beni 1984 yılına geri götürdü.
26 yıl öncesine.
Nüfus Müdürü-Gazeteci rahmetli Hamdi Yazıcı’nın yazdığı ‘Fındıklı” adlı kitap.
Bu kitap önsözü, dönemin Rize valisi Namık Günel, son sözünü ise meslek büyüğüm MusaAlioğlu yazdı.
Rahmetli Hamdı Yazıcı, ‘Sunuş’, Halil Bahadır, Hamiyet Özşahin, Reşat Yazıcı ve benim de yazılarımız bulunuyor.
Bu kitap Karadeniz Gazetesi’nde hazırlandı. Hamdi abiyi kitap basılıncaya kadar Trabzon’da misafir etmiştik. O da bize her gelişinde; Fındıklı’dan armut getirirdi. Gazete çalışanları olarak o kadar armut yedik ki, hepimiz ishal olmuştuk. Güzel günlerdi. Yazıcı’yı rahmetle anıyorum.
Trabzon’da Uzun Sokak girişindeki Salim Pastanesi’nin(eski yeri) üstündeki bekâr evimizin dili olsa da konuşsa.
Bu kitabın hazırlanmasında en az bir tarihi anıtın inşası kadar emek sarf eden, gündüzlere gecelerini katarak yöremize böyle bir belgeseli kazandıran Hamdi Yazıcı ağabeyimizi tekrar rahmetle anıyor, ailesine saygılar sunuyorum.
***
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin Genel Kurulu’na katılmıştık. Bu vesile ile eski dostlarımızla buluştuk hasret giderdik. Yazı İşleri masasını oluşturduk.
Meslektaşım Osman Çavuşoğlu, Musa’ya ‘en şöhretli elemanında geldi’ pasını verince “Hangınızın öğrencisi, yetiştirdiği eleman devletin ve mesleğin zirvesine çıkabildi” golünü attım.(tatlı ve güzel takılmalar)
Bu ekibin içinde Musa Alioğlu, Tacettin Çebi, Ali Savaş, Hasan Kurt ve diğerleri olunca, 25.Yıl öncesini kaynattık. Musa Alioğlu, Tacettin Çebi ile Ortahısar’da yemek yiyecek yer aradık. Küçük bir lokantaya girdik.25 yıl sonra kimi görelim?
Eski Sağlık Müdürü, şimdiki Belediye başkan Yardımcısı Abdullah Uraloğlu ile karşılaştık. Trabzon’da gazetecilik yaptığımız yıllarda, çok haksızlık etmiş, aleyhine yazılar yazmıştık. Hiç unutmamış, bizi görünce hem çok sevindi, hem de ‘ben şimdi sana ne yapayım’ dedi. Yemek ısmarladı, helalleştik. Eski dostlarımızı yad ettik. Abdullah Bey, gibi devleti bilen, eleştirilere açık, dostlarına kucak açan bir bürokratı artık mumla arıyoruz.
Dostlarımızdan Hasan Melek, Tayfun Sezer, hocaların hocası Osman Nuri Tonyalı ve Azer Benli’yı ihmal etmedik. Osman hoca ölümden döndü, geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
***
İşte iki kelime.
Fındık ve Fındıklı.
İlki Doğu Karadeniz insanının her şeyi, aşı. İşi. Ekmeği. Gelir kaynağımız.
Diğeri ise mavi dalgaların sahile vurduğu kıyılarımızın en şirin yerleşim birimi. Adını bölgenin sembolü olan fındıktan alan ilçemiz. Fındıklı...
Yeşilin en güzelinin fışkırdığı bereketli topraklar üzerine kurulmuş bir ilçe. Fındıklı. Ve Fındık kadar bereketli, Fındıklı kadar güzel, çevre ilçeler. Arhavi, Ardeşen ve Pazar…
Çalışkan, çalışkan olduğu kadar da fedakâr olan Fındıklılı hemşerilerime en derin sevgilerimi gönderiyorum.
***
Yıllar öncesini hatırlarım (35–40 yıl). Çevresel baskılar yüzünden Doğu Karadeniz kıyılarında aileler denize giremezken, Fındıklı’nın köylerinde bile kızlarla erkekler mayolarını giyerek göllerde yüzebiliyor, Fındıklı kıyılarında erkeklerden çok kadınlar ve kızlara rastlanıyordu.
Sosyal yönü bu denli gelişmiş olan Fındıklı’ya o dönemde ‘küçük Paris’ dediklerini bugün gibi hatırlıyorum. Bu güzel insanları yürekten kutluyor, herkese örnek teşkil edecek örnek davranışlarının devamını diliyorum.
Ankara’dan kucak dolusu sevgiler.