Gerçek olan ve olması da gereken bu…
Ancak gerçek olan bir durum daha var ki o da, fındığı bir bütün halinde ele almayı beceremeyen bir kısım zevatın, işler yolunda gitmediği zaman, dün söyledikleri de bugün karşılık bulmayınca, ben diyeyim “kabahati”, siz söyleyin “Suçu” başkalarında, söz konusu fındık olunca da ille de Ferrero’de arayanlar var ya!
Hah işte, onları yad etmek için, “Ferrero’de olmasa ne yapacaklardı?” deyip, “Kimi suçlu bulacaklardı?” sorma zamanıdır!
Ortada bir yanlış gidiş, suç var ise de, “orada-burada, şunda-bunda” yerine, önce Hacı Bektaş’ın; “Her ne arar isen kendinde ara” uyarısından bakmak gerek.
Yetmez ise Cenab-ı Allah’ın Nisa Suresi’nin 79’uncu Ayeti ile Kur’an-ı Kerim’de; “Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindir” diye buyurduğunun ne demek olduğunu anlamak için aynanın karşısına geçmek yeterlidir!
Başta ZO’cular olmak üzere, zurnanın son deliği kadar bile etki ve bilgi sahibi olmayanlara birkaç hatırlatmayı, “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” diyerek yapsak fena olmaz sanırım!
Ancak anlarlar mı?
“Sanmam” diyesim geliyor ama!
Ama halk arasında “Birine 40 gün deli dersen deli olur” diye bir söylenti vardır ya! Bizde tekrarlayıp 40’a kadar yazmaya devam edelim, belki işe yarar!
SABRETTİREREK ZARAR ETTİRME!
Fındık 3 ay önce 300 TL’nin üzerinde seyredip, 350 TL’ye doğru yol alırken özellikle Doğu kesimindeki köylüye, “Artacak satmayın” dediler.
Fındığını sattırmadılar.
Ama ZO’lar ile BO’lardan bazılarının çağrılarına kulak vermeyenler, onları dinlemediler sattılar, kazandılar.
Satmayanlara ne oldu?
Fiyatlarda şimdilerde ki 250-260 TL ye kadar düştü.
Ama onlar yine “Acele etmeyin, yükselecek” diyerek, “Sabır edin” çağrısını “Durmak yok, yola devam” ile sürdürüyorlar.
Yani, “Sabreden dervişi, muradına erdirme” için yola çıkaranlar, “Sabreden dervişi, sabrından vefat ettirmişler.” Ama “İnadım inat” diyerek bir türlü vazgeçmiyorlar.
Hem de, 3 ay önce 300 liradan fındığını satıp, altın alsa, ya da faize yatırsa bugün 400-450 liraya tekabül edecek bir geliri olacak üreticiyi yanıltıp, ne kadar kayıp ettirdiklerini düşünmeden!
İHTİYACI OLUP ALMAMAK!
Bazıları öylesine ben diyeyim “akıl almaz”, siz söyleyin “gerçek dışı” laflar ile tahminler yapıyor, iddialarda bulunuyor ki, “Eşyanın tabiatına aykırı” dememek mümkün değil!
Onlara göre, piyasada alım yapmayarak fiyatın düşmesine sanayiciler, ithalatçılar sebep oluyor!
Yani, adamlar fındık almıyor!
İyi de bu firmalar üretim mi yapmıyor? Ya da üretimlerini mi azaltıyorlar?
Yani, fındık pahalı oldu diye öyle 1-2, değil, 4-5 yıllık yaptıkları üretim ve pazarlama planlarını mı değiştiriyorlar?
40-50 yılda hakim oldukları pazarı kaybetmeyi mi göze alıyorlar?
Yani, “Pireyi kızıp, yorganı mı yakıyorlar?”
Yakarlar mı? ZO’ların söylediklerine bakarsınız, yakmışlar!
Öyle ya, sanki çikolatanın vazgeçilmez aroması ve kalitesi olan ve de sadece bizim üretebildiğimiz (!) fındığı almadıklarına göre!
Haa! Çikolatada kullanmak için depoda kalmayınca, tabidir ki öyle veya böyle, az veya çok hammadde, fındık alımı yaparlar, yapacaklardır.
Bunu görmemek, anlamamak, abesle iştigalden başka bir şey değildir!
Bu durumu, fındığı her yönüyle, her aşamada çok iyi bilen, üretici-sanayici-ihracatçı Sebahattin Arslantürk kısa ve net, doğru ifadelerle zaten belirtiyor:
“Ferrero bir tüketici firmasıdır. İhtiyacı olan ürünü almak zorundadır. Bir süre daha alım yapmadan dayanabilirler ama sonrasında piyasaya gelip alım yapmak zorunda kalacaklar.”
TEK YORUM; MEHMET ALBAYRAK’TAN…
Söz konusu, Karadenizlinin en önemli geçim kaynaklarından, bu ülkenin en büyük tarımsal ihraç ürünü fındık olunca Karımex’in sahibi Mehmet Albayrak’ın hiç eksilmeyen ilgi ve duyarlılığı takdire değerdir.
Geçen hafta çeyrek asırlık ihraç rakamlarından yola çıkarak yılda ortalama 1 milyar 600 milyon dolar döviz kazandıran fındıkla ilgili değerlendirme davetimize icap etmeyi yine ihmal eylemedi.
Şimdilik bir bölümü paylaşalım:
“Fındığı bir bütün halinde, bölgenin, ülkenin, üreticinin, sanayicinin, ihracatçının, tüketiciyi de yok saymadan yani kısacası sektörün ortak menfaatlerine uygun hale getirmek, herkesi mutlu edecektir.
Fırsatçılara, stokçulara, haksız kazanç peşinde koşanlara imkan tanımayacak kural ve kaideler acil olarak alınmalı, tavizsiz uygulanmalıdır.
Olmaz ise, uygulanmazsa en çok Ordu, Giresun ve Trabzon zarar görecektir. Özellikle buralarda üretimde farklı sistemler uygulamak, bahçelerde verimi ve kaliteyi yükseltmeliyiz.”
MUSTAFA POYRAZ; “5 YIL SONRA YÜZDE 30…”
Ömrü fındıkla yatıp, fındıkla kalkmakla geçen, hem üretici, hem sanayici, hem de ihracatçı olan Poyraz Fındık Yönetim Kurulu Başkanı Ordulu Mustafa Poyraz, bu dünyadaki ahir süresini fındık endişesi olmadan tamamlamak istiyor.
İstiyor istemesine ama dile getirdiği şu endişe ona kahrettirmiyor değil:
"Ordu Giresun birleşelim, Sayın Cumhurbaşkanımıza gidelim, diyelim ki Sayın Cumhurbaşkanım Batı Karadeniz'de 300 kilolara da aynı fiyat
Türkiye'nin dünya fındık pazarındaki hâkimiyetinin hızla eriyor. 5 yıl sonra Dünya da Türk fındığının payı yüzde 30'a düşecek. Bu gidişle kendi bahçelerimizden fındık toplayamayacağız.”
DÜNDEN BUGÜNE…
Akıl sır ermiyor!
Bundan 10 yıl önce, 4 Aralık 2016’da, fındıkta gelişigüzel söylemlerle ilgili bir yazımızın baş kısmında şunları zikretmişiz:
*
Yuvarlak bir topun peşinde koşanların, ya da topu koşturanların milyon dolarlık rakamlarla telaffuz edilir hale gelmesiyle; futbolun sadece futbol olmaktan çıktığını uzun zamandır zikreder dururuz.
Daha doğrusu, ekonomik bir sektör haline gelen futbolun "rayından çıktığını" anlamak, anlatmak isteriz.
Aslında, bu ülkede her şey değilse bile çok şey rayından çıkmış, amacından uzaklaşmış ve "Neyin ne için yapıldığı da" anlaşılmaz bir hale gelmiştir.
Alın fındık denilen Türkiye'nin bir numaralı tarımsal ihraç ve de net döviz kazanmada ilk sırada olan ürününü…
Ekonominin kuralları çerçevesinde değerlendirmemiz gereken böylesi bir dünya ürünü ile ilgili yapılan, edilen, konuşulanlara kazanım adına akıl gözüyle bakarsanız, öylesine anlamsız, o kadar anlaşılmaz söylemler ve eylemler var ki! "Akıl sır ermiyor" dersem ancak!
Ama sanırım en büyük handikap, çoklarının böylesine geniş yelpazesi bulunan bir ürüne sadece "kendi pencerelerinden bakması" ve de beklentilerini "körün fili tarif ettiği yere göre" yapması! Hem de sanki bir oyun oynanırcasına!