FUTBOLDA ŞİDDETE DAİR!

Abone Ol

Gün geçmiyor ki Türk futbolunda işler biraz daha kötüye gitmesin. Hem kulüp bazında hem de Milli takım bazında Avrupa’nın çok uzağında kalan ülke futbolunda işler iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı.

En son İzmir derbisinde Altay-Göztepe maçında yaşananlar hepimizin malumu.

Sokaktan uzak olsun diye ailesinin binbir zorlukla spora yönlendirdiği gencecik bir sporcunun kafasında bayrak direği kırıldı. Renklerine aşık olduğu takımı desteklemekten başka hiçbir gayesi olmayan bir baba, hayatı boyunca unutamayacağı, her aynaya baktığında acıyla hatırlayacağı yüzünde kocaman bir yarayla ayrıldı stattan, üstelik sedye üzerinde, ambulansla....

Yaralılara Allah’tan şifa diliyorum. Futbol teröristlerine de devletin en ağır cezayı vermesini bekliyorum, umut ediyorum.

Yalnız bu yaşananlar benim için sürpriz olmadı onu belirteyim. Bu yaşananlar benim ha bugün, ha yarın gerçekleşecek diye beklediğim şeylerdi. Yani bu menfur olayı bazıları gibi ağzım bir karış açık, hayretler içinde karşılamadım. Hatta ben bu vahim olayda hayrete düşenleri hayretle izledim dersem abartmış olmam herhalde.

Sanki bu olay yaşanana kadar Türk futbolu toz pembe imiş de bu olay yukarıdan zembille inmiş misali ağzı bir karış açık izleyen spor adamlarına güldüm sadece.

Evet, ağlanacak halimize güldüm diyebiliriz. Çünkü Perşembenin gelişi Çarşambadan belliydi. Türk futbolunda türlü yanlışlar ısrarla yapılıyor olması ile biriken stres bir yerden patlak verecekti. Yani geliyorum diyordu kaza.

Peki biz buraya nasıl geldik, suçlular kim?

Transfer yanlışlarını ve çöpe attıkları paraların üzerini örtmek için sürekli düşman yaratan yöneticiler bu suçun birinci derecede sorumlusudur.

Sürekli “’Hakem konuşmak istemiyorum ama”’ ile başlayarak kötü oyunu hakeme bağlayan donanımsız teknik direktörler yöneticilerin suç ortağıdır.

90 dakikalık bir oyunu yetersiz futbol bilgileri ortaya çıkmasın diye, teknik ve taktik üzerinden değil hakem kararları üzerinden tartışan ulusal spor medyası bu suçun azmettiricisidir.

Başarının çok çalışmaktan değil de hakemi aldatmaktan geçtiğini düşünen yetersiz eğitim almış futbolcu grubu ise tetiği çekendir, bu vahim olayın tetikçisidir.

Velhasıl bu yaşananların gerçek sorumlusu başkanından, yorumcusuna, topçusundan teknik direktörüne bu işten para kazananlardır.

Cebinden para verenler, bu vasat gösterinin müşterisi diyebileceğimiz taraftarlar suçlu ya da şüpheli değil olayın mağdurudur ve muhtemelen en ağır cezayı alacak olanlar da yine onlar olacaktır.

Son olarak da bugün yaşanan şiddet olayları buzdağının görünen kısmıdır, bunu da not düşeyim. Yer altında biriken stresin depreme neden olması misali, Türk futbolunda uzun süredir biriken stresin açığa vurumudur.

Ayrıca bu bir öncü depremdir. Doğru tespit ve müdahaleler olmazsa ana deprem çok daha şiddetli ve yıkıcı olacaktır..

Geçmiş olsun futbol ailem, geçmiş olsun..