Trabzon’un hafızasında özel bir yere sahip olan Ganita, bu kez şiir, müzik ve anlatının iç içe geçtiği sahne yolculuğuyla tiyatroseverlerin karşısına çıkıyor. Yazar ve yönetmen Tamer Küçük’ün kaleminden çıkan “Ganita’nın Üstünden Bir Martı Geçti – Kırık Kalbin Atlası”, çocukluk izlerinden yarım kalmış aşklara, dostluklardan ayrılıklara, çay buğusuna sinmiş anılardan Karadeniz’in dalga seslerine kadar uzanan güçlü bir hikâyeyi sahneye taşıyor. Dedebaba Mahallesi’nde büyüyen ve Ganita’nın ruhunu çocukluğundan itibaren içinde taşıyan Küçük, 32 yıllık birikimini bu eserle izleyiciyle buluşturuyor.
Ganita’nın Hafızası Bu Kez Sahnede Canlanıyor
Ganita, Trabzon için yalnızca deniz kıyısında bir mekân değil; anıların, şiirlerin, dostlukların ve şehir belleğinin birleştiği özel bir alan olarak öne çıkıyor. “Ganita’nın Üstünden Bir Martı Geçti – Kırık Kalbin Atlası” adlı oyun da tam olarak bu hafızadan besleniyor. Yıllar boyunca Ganita’da yazılan şiirsel metinler, serzenişler, sevinçler, hüzünler ve umutlar bu projede bir araya getirildi. Oyun, izleyiciye yalnızca bir tiyatro gösterisi sunmayı değil, aynı zamanda Ganita’nın taşlarına, deniz kokan hatıralarına ve eski dost sofralarına sinmiş duyguları yeniden hissettirmeyi amaçlıyor.
Tamer Küçük’ün 32 Yıllık Birikimi Oyuna Dönüştü
Yazar ve yönetmen Tamer Küçük’ün çocukluğundan itibaren Ganita ile kurduğu bağ, oyunun temelini oluşturuyor. Dedebaba Mahallesi’nde büyüyen Küçük, yıllar boyunca defterlerinde biriktirdiği şiirleri, kısa anlatıları ve duygusal notları sahne diliyle yeniden yorumladı. Yakın dostlarının ısrarı ve teşvikiyle hayata geçen proje, kişisel bir hafızanın ötesine geçerek Trabzon’un ortak duygusuna dönüşüyor. Çocukluğun masumiyeti, kaybedilen aşklar, mahalle dostlukları ve bir şehrin unutulmayan izleri bu oyunda izleyiciyle buluşuyor.
Kırk Yıllık Dostluklar Aynı Sahnede Buluşuyor
Oyunun en dikkat çeken yönlerinden biri, sahnede ve yapım sürecinde yer alan isimlerin Ganita ile doğrudan bağ kurmuş kişilerden oluşması. Müzikler, 45 yılı aşan mahalle ve Ganita dostluğunun izlerini taşıyan Fuat Çoruhlu tarafından hazırlanıyor. Anlatımları, Ganita’da başlayıp 40 yılı aşan dostluğa dönüşen Prof. Dr. Hüseyin Kurtuldu üstleniyor. Şiir yorumları ise yılların dostluğu ve Karadeniz ruhuyla Hikmet Akbulut tarafından sahneye taşınıyor. Dekor ve kostüm tasarımı Gülsüme Küçük’e, ışık ve ses tasarımı ise Osman Tuğra’ya ait. Bu yönüyle oyun, yalnızca bir sanat çalışması değil, aynı zamanda dostlukların sahnedeki buluşması niteliği taşıyor.
Sanatçıların Uğrak Yeri Olan Ganita Yeniden Hatırlatılıyor
Ganita, yıllar boyunca Trabzon’un kültür ve sanat hayatında özel bir durak oldu. Bir dönemin sanatçıları, şairleri, oyuncuları, müzisyenleri ve yazarları bu kıyıda iz bıraktı. Tanju Gürsu’dan Aysel Gürel’e, Oktay Rifat’tan Volkan Konak’a, Kazım Koyuncu’dan Sunay Akın’a kadar pek çok ismin anılarında Ganita’nın ayrı bir yeri bulunuyor. Kimi bu kıyıda şiir yazdı, kimi bir türküye Trabzon’u kattı, kimi de çay masalarında dostlukları büyüttü. Oyun, Ganita’nın yalnızca bir sahil değil, Trabzon’un hafızası ve sanatın uğrak yeri olduğunu yeniden hatırlatıyor.
Şiir, Müzik ve Anlatıyla Duygusal Bir Yolculuk
“Ganita’nın Üstünden Bir Martı Geçti”, izleyicisini yalnızlığın, aşkın, dostluğun, kayıpların ve yeniden umut etmenin iç içe geçtiği duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Ganita’nın taşları, deniz kokan anıları, dost sofraları ve çay buğusuna karışmış hatıralar oyunun atmosferini oluşturuyor. Bu hikâye, fırtınayla savaşmak yerine yağmura razı olan insanların iç dünyasına dokunuyor. Sahnede şiir, müzik ve anlatı aynı duyguda birleşirken, izleyici geçmişten gelen bir sesi, yarım kalmış bir aşkı ya da eski bir dostun kahkahasını yeniden duyar gibi oluyor.