Yaşadıkları koloninin ötesine geçseler de boruları ötmezdi. Racon gereği birbirlerinin egemenlik alanlarını ihlal etmedikleri gibi aynı ortamda da bulunmamaya dikkat ederlerdi. İt iti görünce çomağını, deli deliyi görünce de sopasını saklar dediğimiz cinslerdendi.
Arafilboyu, Yenicuma, Faroz, Sotka gibi mahallelerde bizim zamanlarımızda durum böyleydi. Trabzon’a gidip geldiğimde façası bozuk bu tiplere şimdilerde daha az rastlıyorum. Şartlar onları da biraz ehlileştirdi, türleri zamanla azaldı nesilleri tükendi sanki.
Şimdi büyük kentlerde bu modellerin daha kentli görünen versiyonları piyasada. İyi kötü bir arabaları var. Zorunlu eğitimin gönülsüz mezunlarının duvara asmalık olmasa da birer diplomaları var.
Kurtlar Vadisinin çakal figürasyon sürüsü inovasyona önem veriyor olmalılar ki bir nevi kendilerini güncelliyorlar. Sosyal medyada içerik üretecek kadar telefonun bir takım özelliklerini biliyorlar. Çalışmayan cihaza tekme atanın bir derece gelişmiş olanı açma kapama düğmesini bilenlerden.
Varoşlardaki inlerinden çıkıp kent meydanlarını, AVM’leri kendilerine avlak belleyen bu çakallara sorsan alayı “delikanlı” yiğitlik konusunda da mangalda kül bırakmazlar. Gel gör ki tüm dertleri ot, nevale ya da kumar parası çıkarmak.
Tipleri onların kartviziti gibidir. Tas kafa saç tıraşları, giyimleri, yengeç yürüyüşleri ile ben buradayım derler. Uzak dursan da gelir sana bulaşır. Ona buna sataşır, omuz atar, racon keser. Ali kıran baş kesendir. Bağırır çağırır, millete huzur vermez, illallah dedirtir. Aslına bakarsanız etrafındaki primitif canlılardan güç bulan birer kuru gürültücüdür çoğu.
Bu endemik çakallar o kadar beddua alırlar ki muratları hiçbir zaman olmaz. Akıbetleri de alkol, uyuşturucu ya da bir kurşun, bıçak yarasıyla berbat olur.
Bunların yaşı küçük olanlarına suça sürüklenmiş çocuk deniyor. Ne suça itilmesi bilakis bile isteye koşa koşa gidiyorlar. Bu arada “Suça sürüklenmiş çocuklar“ romantikliğinden de bir an önce kurtulmak gerektiğini düşünüyorum. Bıçak, tabanca taşıyabilen kişi çocuk değildir, olamaz da.
Bir de bunların kravatlı, sinek kaydı traşlı, diplomalı olanları vardır ki onlar da devlet yönetirler. Kırmızı ya da mavi kravatları mutlaka vardır. Cinsel istismarcı, sapık bu arızalar, diğer tüm milletleri kendilerinin pazarı, kölesi olarak görür, ağızlarını da yaya yaya konuşurak insanlara istikamet verirler.
Bu katiller okul, hastane bombalatırlar, çocukları öldürürler sonra da cambaza bak misali kutuplarda yolunu kaybetmiş penguen üzerinden vicdan kasar pezevenkler.
Onların bildiği, bizim bilmediğimiz bir şeyler mi var acaba? Esasında herşeyi geri kalmış, medeniyetten nasibini alamamış biz zavallılar için yapıyorlar ama adamların kadrini kıymetini bilmiyoruz.
Beyaz adamın tek derdi; insanların daha müreffeh olması, demokrasi ile müşerreflenmesidir. Bunun için gerekirse yüzbinlerce insanı öldürürler. Ne var ki bunda?
İnsanlık için çalışan bu pelerinsiz kahramanlar gecelerini gündüzlerini dünya barışı ve huzuru için harcarlar. Füze atarlar, bomba atarlar, darbe yaparlar ama hep bizim için. Kimsenin altınında, petrolünde gözleri yoktur. Komşunun tavuğun kışt demezler. Hepsi batılı modern insanlar ne kötülük düşünebilirler ki?
Bu gözü dönmüş sapıklardan emlakçı olanı enerji, petrol, maden peşinde işinde gücünde yani diğeri de vadedilmiş toprak safsatası peşinde. Evet Allah’ın onlara vadettiği bir şey var. Onlara vadettiği bir lanet var.
Haa bu dünyada olmadı mı öbür dünyada mutlaka olacağından kimsenin şüphesi olmasın. Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor “Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.”
Görüldüğü üzere Cenab-ı Allah zalimler için lokasyon veriyor. Bu modern firavunların ellerindeki teknolojiye güvenip de farklı bir güzergah için navigasyon açmaları da beyhude olacak. Nereye gideceklerini ve ilelebet de orada kalacaklarını bizlere mukaddes kitapta müjdelemiş.
O zalimler cehennemdeki azaptan kurtulmak için ölümü isteyecekler, ölüme razı olacaklar, amma boşuna. Ölümü istemek de onları azaptan kurtaramayacaktır. Çünkü ebedi bir hayatın olduğu o yerde artık ölüm yoktur.
Şeytanyahu ve o lanetli kavmin kuklası Sarı Psikopatın da sonları böyle olacak Allah’ın izniyle. İnşaallah geberip gidecekler.
Bir önceki yazımın başlığından yola çıkarak; “Dinsizin hakkından imansız gelir” çok ağır değil mi diye soranlar olmuştu. Tekraren belirtiyorum. İster Müslüman olsun ister Putperest olsun, zalim kim olursa olsun duracağımız yer tam da onun karşısıdır. Zalimler için yaşasın cehennem.
İman edenler için “Başı rahmet, ortası mağfiret sonu cehennem azabından kurtuluş” olan bu mübarek ayda dualarınıza şunu da ilave etmeyi unutmayınız. “Allah’ım bu zalimlerin geberdiklerini görmeyi bizlere nasip et ve sonsuz cehennem azabını onların üzerinden eksik etme”
Aşk ile şevk ile ve tüm kalbimizle “Amin”