GENÇLERİ ANLAMAK

Abone Ol

 
Peki, biz büyükler, gençlere nasıl yaklaşıyoruz? Çocuğunu elinden tutup ev oturmasına giden bir ebeveyn, çocuğunu ne kadar adam yerine koymaktadır? Ev oturmasına gidilen evdeki büyükler bu gence nasıl davranıyor? Ne gibi sorular soruyor? Klasikleşmiş sorular neredeyse bütün anne-babaların ortak sorularıdır. “Okula gidiyor musun? Kaça gidiyorsun? Derslerin nasıl? Okul iyi mi?” Vs… Bu sorulara muhatap olan genç kafasında şöyle sorularla büyüklere diş bilemeye devam edecektir. “Allah kahretsin. Bunlar da benim anne-babam gibi… Okul nasıl? Dersler nasıl? Bana “Sen nasılsın? Mutlu musun? diye soran bir büyüğe rastlayacak mıyım?” Gençler öncelikle kendilerinin mutluluğu ile ilgilidirler. Okul onların umurunda değil… Okulu gençlerin mutluluklarının önüne geçiren bir anlayış, onların karmaşa yaşamalarına katkı yapıyor demektir.
 
Okul çocuklarımızdan daha önemli değildir!.. Çocuklarımız da asla bizim yaşadığımız hayatı yaşamak zorunda değildir. Herkes kendi hayatını yaşar. Sakın çocuklarımız için yaşıyoruz anlayışını onlara hissettirmeyin. Çünkü çocuklarınız sizin hayatını yaşamaktan nefret ederler. Çocukları için yaşadığını söyleyen anne-babanın sık sık “Benim zamanımda” diye başlayan cümleler kurması kaçınılmazdır. Gençleri çileden çıkaran cümlelerin başında da bu ve benzeri cümleler gelmektedir. Böyle cümleler kurarak gençlere yaklaşmaya çalışan ebeveyn gençleri anlamada zorlanacak, belki de onları hiç anlayamayacaktır. Oysa gençlerin en önemli problemi “anlaşılamamak” tır!
 
Gençler zor bir dönemden geçiyorlar. Onlara anlayış göstermek biz büyüklerin sorumluluğundadır. Bizim anlayış göstermediğimiz bir ilişki biçiminde, onlardan anlayış beklemek boşuna bir beklenti olacaktır. Gençler öncelikle anlaşılmak istiyorlar. Anlaşıldıklarını anladıkları andan itibaren onlar da sizi anlamaya başlayacaktır. Anlaşamadığımız gençlerin hayatlarının gün geçtikçe kararacağını unutmamak gerekir…