Bu yılda muhteşem bir organizasyonla,
Önemli bir sanat festivalini sonlandıran Başkan Şükran Üst'ü kutluyorum.
Tabu bu etkinliklerin,
Sanatsal olduğu kadar,
Kültürel ve sosyal katkıları da unutulmamalıdır.
*
Şunu biliyoruz;
Türkiye Osmanlı bakiyesi bir ulu devlettir.
Yüzyıllarca birlikte yaşamış,
Şimdi sınırlarımızın dışında kalmış,
Milyonlarca insan var unutamadığımız.
Unutulmadığımız...
Kolay değil,
Dillerden dillere günümüze gelen onca hatıralar var.
İşte Yunanlı Sofia.
Femin Art'ın davetlisi olarak 3 keredir Ülkemize geliyor.
Acıları var,
Aileden yarım kalmış.
Sonlanmamış zoraki terk edilmişlikler var...
Evet,
Sofia ressam.
Hem de iyi de ressam.
Hatta Femin Art'ın Yunanistan Temsilcisi.
Resimlerinde daha çok dini motifleri görmekteyiz.
Hatta illa da İsa!
Yani anlayacağınız gibi Sofia hayli muhafazakar.
*
Dedeleri Giresunlu Sofia'nın.
Babasının babası Giresun Duvandüzü/Kayalan mahallesinde Papazdı.
Sofia Anlatıyor,
*
"Giresun Duvandüzü Kayalan köyüne gittim.
Dedemin köyünü buldum.
Ama o kiliseyi bulamadım.
Kiliseyi yıkmışlar,
Hiç bir iz,
Hiç bir enkaz kalmamış.
Ama bir büyük bir taşa,
'Kilisenin duvarındaki taştır' hayaliyle yaslanarak fotoğraf çektirdim.
Dedim ya kiliseyi yıkmışlar ve yerine binalar yapmışlar.
Gördüm ağladım.
Daha doğrusu göremedim,
Ağladım...
Oysa dedem orada,
İnsanlara iyi insan olmayı öğretiyordu...
*
Atatürk büyük lider.
Türkiye'nin kurucusu.
Ama bizi buralardan o kovdu.
1922 yılında Rusya üzerinden Türkiye'yi terk ettik.
Bu terklerde büyük acılar yaşandı...
*
"Hayır, Atatürk kovmadı,
Mübadele anlaşması gereği gittiniz" dediğimizde
Evet, orası da öyle der gibi mimik yaptı Sofia.
*
"Yine de çok mutlu oluyorum" diyor.
"Geleneklerimiz devam ediyor...
Küçük farklılıklar var.
Ama o da normaldir.
*
Dedem Türkiye'den çok bahsederdi.
Babam da gözü kulağı Karadeniz'dedir hep.
Trabzon'da,
Giresun'dadır.
Unutamadığımız komşularımız varmış.
İyi diyaloglarımız varmış.
*
Giresun'u terk ettiklerinde,
Büyük annem 18 veya 20
Büyük babam 25 yaşlarındaydı.
Büyük babam,
Büyük annemi sevdi ve gizlice evlenmişlerdi."
*
"Büyük Annemin,
Sürgün yıllarında açlık ve problemler nedeniyle hastalanıp 17 yaşında ölen ve adı
Sofia olan bir kız kardeşi vardı.
O nedenle,
Ben dünyaya gelince büyük annem adımı Sofia koydu.
*
Evet,
Trabzon'a bu 3. gelişim.
İlk gelişimde çok tedirgindim."
*
Belli ki Tük düşmanlığını fazla vermişler Yunanistan'da.
Fakat görülen o ki,
Fena halde Trabzonsporlu .
Ve şimdi bırakın tedirgin olmayı,
Sofia;
Dağda,
Bayırda,
Yaylalarda,
Sergi salonlarında,
Hatta Trabzon Lisesinin ön kapısında bile Yunan Bayraklı görsellerini görüyoruz...
*
Sofia,
Giresun Kayalan Köyünde vaktiyle baya zendin olduklarını,
Hayvancılıkla iştigal ettiklerini,
100 koyun,
50 inak ve 2 orman alanına sahip olduklarını,
Öğreniyoruz.
Sofiya,
"Babam ailenin 5 çocuğundan en küçük olanıydı"
Diyor.
*
Femin Art'ın Sanat etkinliği bitti ama,
Sofia bir haftadır hala aramızda.
Adeta buralarda kalmaya can atıyor..
Trabzon'u
Trabzonluları seviyor.
Ama illa da başkan Şükran Üst ve Evinde kalmakta olduğu Hacer Sarı'yı bir başka seviyor.
Adeta kardeş gibiler...
Bu arada biz de bir Yunanistan daveti aldık.
Tabi "Nasip/kısmet" dedik.
Ama davet için yine de teşekkürler,
Giresunlu Sofia!
KATİL AMERİKA !
Çok açık
Anlamamak için aptal olmak bile yetmez.
Hatta deli olmak bile.
Anlamamak için zır deli olmak lazım...
*
Rusya'da 1990 yılında kominizim havlu attığından beri,
Ülkeme karşı fana halde değiştin Amerika.
Hatta Batı,
Sen de çok değiştin.
Ama illaki de Amerika.
*
Ne bu ya!
Bu kadar alçaklık olur mu?
Bu kadar aleni.
Bu kadar yüzsüz.
Bu kadar küstah bir düşmanlık var mıdır ?
*
Bunca dostluğumuza rağmen,
Korelerde Amerikan çıkarlarına,
Canımızı siper etmemize rağmen.
Ölmemize,
Gazilerimize rağmen...
*
Komşumuz Rusya'yı onlarca yıl,
Hatırınıza "can düşmanı" görmemize rağmen,
Şimdi sen kalk bu vefalı ülkeyi arkasından hançerle.
İktidarlarını devir.
Kendi adamlarını getir.
*
Yetmedi.
Sözde dindar bir musibeti ,
Ülkemin başına ince taktiklerle bela et.
Tüm devlet kadrolarını ele geçirmesini sağla.
Ve sonra kalk eşi benzeri görülmemiş bir kanlı darbe daha yaptırt.
*
Evet,
Tıpkı ürettiğin PKK gibisin Amerika.
Onun kadar alçak,
Onun kadar düşman.
Onun kadar gaddar.
Onun kadar nankörsün...
*
Ülkeme huzur vermedin Amerika!
Dost görüldüğün halde ülkemin gelişmesini sürekli engelledin.
Çıkarların gereği yıllarca ülkemi Ruslara karşı fena halde kullandın.
Sözde Ruslara karşı kurduğun dinleme sistemleriyle
Ülkemin en mahrem bilgilerini öğrendin.
Memleketimi savaş arenasına çevirdin.
*
Ama yine de yetmedi
Ülkemde misyonerlik çalışmalarını aralıksız devam ettirerek,
Kendi din anlayışını çakmaya çalıştın.
"Casus papazlar" cehennemine çevirdin Ülkemi.
*
Dedim ya,
Yetmedi yine.
Bin yıllık kardeşliği yıkmaya,
Kürdü Türk'le savaştırmaya çalıştın.
Ve çalışmaktasın.
Binlerce TIR dolusu kanlı silahları verdin.
Nifak soktun...
*
Sözde insan görümlüsünüz.
Lakin aslında,
Ürkütücü ve güvenilmez ve tiksindirici bir canisiniz.
Bozguncusunuz.
Nifakçısınız.
*
Sizin gibiler için Allah,
"Vay onların hallerine!" diyor.
Görülen o ki,
O gününüz de yakındır Amerika.
Biliyoruz ki,
Zulme dayanan saltanatlar yıkılır.
DOKTOR HANIM!
Basın olarak elbette size duygusal eleştireler yapabiliriz...
Hatta size büyük haksızlıklar da yapmış olabiliriz.
Hatta sizin,
Belki de görevinizi yapmaktan başka da bir suçunuz,
Kusurunuz da olmayabilir.
Ama ortada,
Eşine ilaç yazdırmak için makamınızda meydana gelen bir ölüm olayı var.
*
İşte siz bu olayı iyi yönetemediniz.
Yusuf Topal ifadenize göre size "saldırırken"
O sırada yere yığıldığında;
Belli ki,
Size acilen ihtiyacı vardı.
İşte o sırada Hipokrat yemini yapmış birisi olarak,
Yapmanız gereken;
Polis çağırmak değil de,
Doktorluk yapmaktı.
İşte bunu yaparak Yusuf Topal'ın hayatını kurtarsaydınız,
Heykelinizin o hastanenin bahçesine dikilmesini yazardım bu köşemden.
*
Bunu yapmadınız.
Yapamadınız.
Belki de basiretiniz bağlandı.
Hislerinize yenildiniz belki de.
Her ne ise...
*
Ama şimdi de kalkmış,
Ölüp giden mevtaya dava açıyorsunuz.
Amacınız ne?
Allah aşkına bu akılları size kim veriyor?
Sahi bu merhum Yusuf Topal'ın,
Nasıl biz ceza almasından yanasınız?
*
Mesela para cezası mı?
Mesela hücre cezası mı?
İdam mı?
El insaf be Doktor Hanım!
ŞU İŞE BAKIN!
CHP,
Parti olarak muharrem İncenin Cumhurbaşkanı olması için,
Olanca gücüyle haftalarca kampanya yaparken,
Aynı CHP Muharrem İnce'nin CHP Genel Başkanı olmamsı için elinden geleni yapıyor.
Şimdi demezler mi adama,
Bu ne perhiz,
Ne lahana turşusu?
FIKRA
Bir İngiliz doktor diyor ki:
Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki,
Biz bir adamın beynini alırız ve başkasına koyarız ve onu altı haftada,
İş arayacak hale getiririz.
Alman doktor diyor ki:
Bu hiçbir şey değil;
Biz bir adamın beynini çıkarırız ve başkasına koyarız ve onu dört haftada savaşa hazır hale getiririz.
Amerikalı doktor da diyor ki:
Beyler!
Siz çok geridesiniz.
Biz Teksas’tan bir beyinsizi aldık ve beyaz saraya koyduk.
Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor,
Yarısı da savaşa hazırlanıyor.