Hadi ordan, hadi ordan…!

Çocuğa ilk terbiyeyi aile verir,

Abone Ol

Sonra mahalle, sonra okul, sonra öğretmen.

Güvenliğini de devlet sağlar

Ama o zincir çoktan kırıldı.
Yerine ne kondu biliyor musunuz?
Kontrolsüz sosyal medya, şiddeti normalleştiren oyunlar ve bomboş bir umursamazlık.

Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta çocuklar öldü.
10 tane yavru,

10 can,
30 tanesi yaralı.

Sosyal medya serseri mayını gibi, zehirli sarmaşık gibi dolaşan toplumu ve çocuklarımızı sarıp sarmalamış.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan katliamlar üzerinde yazdığım makalede Milli Eğitim Bakanını istifaya çağırdım.

Aman Allah’ım yer yerinden oynadı.

Sen nasıl olur da bakanı istifaya çağırırsın

Sen nasıl olur da bakanı eleştirirsin

Ve seviyesiz mesajlar

Allah aşkına şu işe bakın,

Kimse çocukların nasıl katil olduğunu konuşmuyor, kimse 10 yavrumuzun öldürülmesini konuşturmuyor da

Sen bakanı istifaya nasıl çağırırsın

Küçük beyinler buna takılmış.

Küçük kafaların aklı bu kadar kesmiş,

Utanmadan, sıkılmadan kendine göre bu şekilde tepki gösteriyor.

Ulan memlekette çocuklar birbirini öldürüyor, siz hâlâ neyin hesabını yapıyorsunuz.
Sizin derdiniz çözüm falan değil, sizin derdiniz gündem kavgası.

Kimse çıkıp şunu sormuyor,
Bu çocuklar nasıl bu hale geldi?
Kim zehirledi bunları?
Kim eline o silahı, o kini, o nefreti verdi?

Ama yok…
Sizin kapasiteniz buraya kadar.

Birisi çıkıp sorumluluk çağrısı yapınca, “Sen nasıl bakanı eleştirirsin?”

Hadi ordan, hadi ordan

Ulan çocuklar ölmüş çocuklar.
Siz hâlâ makam derdindesiniz.
Bunun adı körlüktür, başka bir şey değil.

Bakın açık söylüyorum.
Bu ülkede asıl tehlike silah değil.
Asıl tehlike sizin gibi düşünen bu dar, bu sığ, bu umursamaz kafa yapısıdır.

Sosyal medya dediğiniz şey şu an kontrolsüz bir bataklık.
Kim ne isterse yayıyor.
Kim ne isterse çocukların zihnine sokuyor.

Şiddet, nefret, sapkınlık…
Hepsi elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor.

Peki nerede denetim?
Nerede kontrol?
Nerede devlet?

Yok.

Ama biri çıkıp “sorumlular hesap versin” deyince suçlu o oluyor.
Ne güzel dünya lan.

Bakın, Yunanistan’da tren kazasında bir kişi öldü diye Ulaştırma Bakanı istifa etmiş.
Bizde 10 çocuk ölüyor,
Hâlâ “Bakanı istifaya nasıl çağırırsın, ayıp oldu, nasıl söylersin” diyen bir güruh var.

Asıl ayıp ne biliyor musunuz?
Bu kadar büyük bir felaketi bile anlamayacak kadar küçülmüş olmanız.

Siz bu kafayla giderseniz daha çok konuşuruz bu olayları.
Daha çok çocuk ölür.
Daha çok “nasıl oldu” diye bakakalırız.

Çünkü siz hâlâ gerçeğe bakmıyorsunuz.
Deve kuşu gibi kafanızı kuma gömmüşsünüz, bilmem nerenizle dünyaya bakıyorsunuz.

Beyin desen kuş beyni kadar

Ama gerçek orada duruyor.
Çıplak, sert ve acı.

Ve siz istemeseniz de yüzünüze çarpmaya devam edecek.

Hadi şimdi yine gidin,
Koltuk tartışın.
İsim tartışın.
Sorumluluk tartışmayın.

Çünkü sizin derdiniz çözüm değil.
Sizin derdiniz boş gürültü.

Yazık… Gerçekten yazık.