Alanyaspor hezimeti sonrası başlayan iç karışıklığa Başakşehir galibiyeti de merhem olamadı. Merhem olmaması bir yana Abdullah hocanın maç sonu ‘’içeride bir köstebek var’’ söylemi ile camia içerisinde cadı avı bile başladı.
Üstelik sadece lafta değil ciddi manada bir cadı avı.
İlk olarak Abdullah hocaya yakınlığı ile bilinen bir spor sayfası 2011’in önemli oyuncularından Giray Kaçar’ı hedef tahtasına koydu. Üstelik ima filan da değil ismini, cismini yazarak hedef gösterdi.
Yetmedi sosyal medyada bir grup taraftar uzun yıllardır Trabzonspor kamplarını takip eden Trabzonspor’a yakınlığı ile anılan Turkuaz medyanın muhabiri Yunus Emre Sel’i tabiri caizse linç etti. Bir yayında sarf ettiği ‘’taraftarın %90’ı Avcı’yı istemiyor’’ çıkışı sosyal medyada sıkça paylaşıldı ve başarılı muhabir iddiasını ispata davet edildi.
Bunlarda yeterli olmamış olacak ki; Önce efsane oyunculardan Serdar Bali’yi sonra da Erdal Hoş’u ‘’Hocanın kalemini kırmakla’’ itham ettiler, İttiler, kaktılar, örselediler..
Velhasıl kelam Abdullah hocanın sözleri sonrası Trabzonspor medyasının mensuplarının dikkati çekildi ve bir nevi kendilerine ‘’ayağınızı denk alın’’ ültimatomu verildi diyebiliriz.
Oysa hepimiz biliyoruz ki, Bu hedef tahtasına koyulan isimlerin damarını kessen kanı Bordo Mavi akacak isimler. Zaten alınan kötü saha sonuçlarının nedeninin de köstebek olmadığı zannımca aşikar.
Neyse ki Ümraniyespor kupa maçı imdada yetişti. Farklı galibiyet olayları biraz unutturur gibi oldu. Lakin görünen o ki; olası bir mağlubiyet durumunda bu yara daha çok kaşınacak, kanatılacak ve belki de kangrene dönüşecek.
Gelelim benim tavsiyeme; Trabzonspor’un sarsıntılı ilerleyişinin nedenin içeriden bilgi sızması olduğunu düşünmüyorum ama varsayalım sorun bu olsun yine de yöntem yanlış. Bu tip İdari sorunları, kamuoyu önünde ve mecrası dışına taşınma tehlikesi olan ortamlarda tartışmak yerine ‘’Kol kırılır yen içinde kalır’ misali Yönetim, hoca ve oyuncu üçgeninde çözülmesi gerektiğini düşünüyorum.
Hafta içi yaşananlara dair recetemi yazdım, şimdi geçiyorum gecenin maçına;
Kadrolar açıklandığında son günlerin formsuz ismi Traseguet’in kupada 2 golle yıldızlaşan Yusuf Yazıcı’ya formasını kaptırdığını gördük. Bunun dışında Abdullah hocanın beklenen bir onbirle sahaya çıktığını söyleyebiliriz.
İlk yarı boyunca beklendiği üzere Trabzonspor’un topa daha fazla sahip olduğunu, daha fazla rakip alanda görüldüğünü söyleyebiliriz. Fatih Tekke’nin bu oyuna çanak tuttuğunu rakibi eksik yakalamak adına birazda ev sahibini davet ettiğini söylemeliyiz.
Golün duran toptan gelmesi, Trabzonspor’un kaliteli ayaklarının set oyununda etkisizliği de bunun göstergesi gibiydi.
Golden sonra biraz daha efektif bir oyun görsekte rakibin direncinin kırıldığını söyleyemeyiz.
İkinci yarı yine bir duran top organizasyonu sonrası golle başladı Trabzonspor. Bu gol ile fark ikiye çıkınca rakibin konsantrasyonu da düştü ve tüm inisiyatif ev sahibi Trabzonspor’un eline geçti.
Golün morali ile temposu artan Fırtına ardı ardına goller bulmaya başladı. Önce Bakasetas ve ardından da Trezeguet ile skor bir anda 4-0’a geldi.
Golden sonra vites küçülten fırtına haftayı 3 puanla kapatmayı bildi.
Hafta içini casus, hain söylemleri eşliğinde cadı avı ile geçiren Trabzonspor camiasına hafta sonu futbol şöleni sunan Bordo mavili oyuncuları alkışlıyorum..
Teşekkürler çocuklar