Haydi, Bana Eyvallah…

Dedi Özgür Özel. Kılıçdaroğlu kurmayları da pek rahat, burunlarından kıl aldırmıyorlar.

Abone Ol

Helal olsun demek lazım aslında Kılıçdaroğlu’na, iki ay geçmedi yılların partisini yerle bir etti. Etrafındaki insanlarda da iyi yüz var yani, bunlardan biri ben olsam çocuğum yıllarca birinin suratına bakamaz valla.

Büyük başarı diye adlandırıyorum ben bunların yaptığını, iki ay arkadaş iki ayda bu ülkenin vatandaşlarının gözünde nasıl bir nefret ve tiksinti objesine dönüverdiniz? Bir genel seçim yapılsa yüzde 2 ile 4 puan arasında dolanıp durursunuz, yaşayarak göreceğiz. Toplum her şeyi görüyor, toplumu sonsuza kadar kandıramazsınız.

Bunu gören ve tüm çabalarına rağmen bir gram yol ilerleyemeyen Özgür Özel, bu hafta yeni bir parti kuracağını söyleyerek partisinden istifa etti. 1 milyon 200 bin civarında olan üye sayısı Özgür Özel sonrası (3 senede) 700 bin artmış, 2 milyon üyeye ulaşmıştı. Özgür Özel’in yeni parti sinyali sonrası (daha 3 günde) 1 milyon küsur kişi CHP’den istifa etti. İstifalar halen devam ediyor. (22 Temmuz çökmeden sitelerine baktım, resmi istifa sayısı 1.193.652)

Büyük insanlar veda ederek gider, küçük insanlar ihanet ederek.

Kılıçdaroğlu için söylenecek tek cümle bulabildim;

Adam kaybediyor…

ÖZGÜR ÖZEL’İN ŞANSI…

Bence müthiş bir ivme yakaladı, zamanlaması mükemmel.

Bugün işte partiyi kurdum dese ve İban paylaşsa 3 günde CHP’nin devletten aldığı yıllık parti desteği parasının 5 katını toplamazsa ben de bir şey bilmiyorum.

5 milyon kişi kelle başı 1000 lira verse 5 milyar lira yapar, ülkede de algı operasyonu gırla gidiyor. Her gün kaç kişinin para yolladığını açıkla, insanlar görsün Özgür Özel’in gücünü. Görsün ki dip dalganın ne kadar büyük olduğu anlaşılsın. Ayrıca AKP’nin kaybettiği tescillensin, AKP’nin seçimleri kaybedeceği insanların bilinçaltına yerleşsin ve AKP’den kopuşlar hızlansın.

Olur, mu olur.

Bu işler psikolojik yöntemlerle olur, parmağındaki bir yüzükle yola çıkan örneği var.

Neyse, ne diyorduk? Özgür Özel enteresan bir ivme yakaladı gibi, önümüzdeki uzun yıllar lider vasfını devem ettirirse ömür boyu siyaset yapar.

Ayrıca dik duruşunu sevdi seçmen, uzun zamandır böyle bir duruş bekleniyordu sanıyorum. Ne kadar dik durursanız halk o kadar yanınızda olur işte, yıllardır biz bunu diyorduk.

Şimdi muhalefette ister İmamoğlu olsun, ister Özgür Özel olsun fark etmiyor.

Dik duruş önemli idi, Özgür Özel bunu gösterdi. Diyorlar ki, Özel’i de alacaklarmış alsınlar bence. Çünkü her alınandan sonra muhalefetin etki alanı büyüyor ve daha geniş kitlelere ulaşıyor. Muhalefetin artık bir lidere ihtiyacı yok…

Ahmet gider Mehmet gelir ama dava devam eder.

Dava ülkeye demokrasi getirmektir.

Efsane bir jenerasyon geliyor dostlar, önümüzdeki seçim çok eğlenceli olacak.

Hazırlanın…

YAŞASIN, 67 BİN ÖĞRENCİ SIFIR ÇEKMİŞ!

Üniversiteye giriş sınavlarında (YKS) bu sene 67 bin öğrenci hiçbir soruya doğru yanıt veremeyerek sıfır puan almış.

Ya arkadaş, 12 sene okudunuz, 12 senede hiç mi bir konu öğrenmediniz?

Alın başınıza çalın işte, yıllardır değiştirdiğiniz ve bir türlü oturtamadığınız eğitim sisteminin geldiği nokta bu. Bu çocuklar sınava gireceği okulu nasıl bulmuşlar, o da ayrı mucize…

Geçen sene (2025) sıfır çeken öğrenci sayısı 40 bin 818 iken bu sene (2026) birden 67 bin 087’e yükselmiş. Artış, yüzde 64.

Bizim Yusuf Tekin’in göreve geldiği 2023 yılından bu yana YKS’de sıfır çeken öğrenci sayısı 272 bin 192 olmuş. Gerçi ilk geldiği sene sıfır çekenler 100 bini aşmıştı, şimdi Yusuf çıkıp bu seneki 67 bini başarı görebilir…

Valla ben olsam bu ülkede ilk 50 bine giremeyen öğrenciye liseyi tekrar okut, bak ne oluyor?

Sıfır ne arkadaşım, sıfır?

Hiçbir soruya doğru cevap verememenin mucizesini bir anlatın da bizde bilelim.

Sıfır çeken insanlarla aynı sandığa gidip oy vermek istemiyorum, ehliyet alıp benimle aynı trafiğe çıkmasını istemiyorum. Böyle bir başarısızlık olmaz arkadaş. Bu insanlar Türkçe okuduğunu anlamıyor, trafik işaretlerine mi uyacaklar?

Beraber yaşamak zorunda olduğumuz bu zırcahilleri yetiştirdiği için Bakan Yusuf Tekin’i tebrik ediyorum.

Eserinizle övünün…

ARAKLI’DAKİ KANGREN DEVAM EDİYOR…

"Kötü koku sadece çevreyi kirletmiyor; insanların psikolojisini, aile huzurunu ve yaşam kalitesini de olumsuz etkiliyor. Hatta bu nedenle yaşanan aile içi huzursuzluklardan bile kendimizi sorumlu hissediyoruz. Ne yazık ki bu sorun yüzünden bazı vatandaşlarımız yıllarca yaşadıkları evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu gerçekten üzücü bir durum…"

Demiş, kim demiş?

Cevap veriyorum, sıkı durun: Araklı Belediye Başkanı Hüseyin Avni Coşkun Çebi. (Niye 3 ismi var diye epeydir düşünüyorum. İsim konusunda sanırım aileler uzlaşamadılar. Aydınlatırsa seviniriz, benim gibi soru işareti olanlar olabilir…)

Neyse, Bakanlık nezdinde temaslarının devam ettiğini söylemiş Başkan. Süreç veremiyor, geçmiş tecrübelerine dayanarak. Geçmişte çözeceğiz şu zamana kadar dedi, olmadı. Haklı…

“Koku devam ettiği sürece Araklı’da yaptığımız diğer hizmetlerin anlaşılması asla mümkün değil” diye de süper bir yorumda bulunmuş.

Bence de haklı Başkan, bizim önümüzden çöp arabası geçiyor kokusuna dayanamıyoruz yöre halkı ne yapsın?

Bu sorunu çözmeyen Bakanlık yetkililerini derhal Araklı’daki tesiste misafir etsin diyorum Çebi Başkan. Arada pencereyi açıp derin bir nefes alıp çeksinler ceza olarak.

Bakanlık kulağının üzerine yattığı sürece bir gram yol ilerleyemiyoruz, görün işte…

YENİ PARTİ…

Sağ seçmen, sol seçmen diye bir şey yok artık.

Vizyonunu açıkladı Yeni Parti, Atatürk’le, Misak-ı Millîyle, Cumhuriyet’le sorunu olmayan herkesle beraber hareket etmek istiyorlar.

Bakın Macaristan’a, Peter Magnar katıldığı bir mülakatta yoğun destek gördü. 2024’te gitti Tisza Partisine girdi, 3 ay gibi kısa sürede Avrupa Parlamentosunda ikinci parti durumuna getirdi. İki yıl sonra da 2026’da ezici bir çoğunlukla Macaristan seçimlerini kazandı. Arkanda halk desteği olacak arkadaşım. Arkanda halk desteği olduğu zaman parti isimleri teferruat olur.

Her ne kadar CHP Atatürk’ün partisi olsa da AKP’nin 25 yıldır yürüttüğü kara propaganda ile birçok sağ seçmen için adeta bir öcü haline gelmiş bir durumda, bu bir gerçek. Bu gerçeğin ışığında sıfırdan bir parti kurup CHP’deki mutlan dalgalanmasından arınmış bir şekilde yeniden başlamak bana hiç sakıncalı gelmiyor.

Gerçi ben Türkiye’de bir şeylerin artık seçimle değişebileceğini düşünmeyenlerdenim ama yine de yeni bir parti muhalefette çekim merkezi olabilir.

Vatana millete hayırlı olsun demek düşer bize…

BOŞ TENCERE İKTİDARI YIKAR MI?

Süleyman Demirel’in bir veciz sözüdür ama ben diyorum ki; durum kimin tenceresinin boş olduğuna göre değişir!

Mesela imanlı boş tencereniz varsa iktidarın düşmesi yerine içinde pişirdiklerine şükür edersin. Hele de erzak yardımı alıyorsan, çocuk başına okul parası alıyorsan, elektrik, su, doğalgaz faturaların bir şekilde ödeniyorsa tenceren kaynıyor demektir. Pek çok seçmen bu şekilde yönetiliyor.

Hatta bazı seçmenler arasında tencerenin icat olunmadığına bile inananlar mevcut.

Ama tarihin gösterdiği başka bir gerçek daha var. Sosyolojik meşruiyet, ekonomik gerçekleri sonsuza kadar erteleyemiyor ne yazık ki.

Halkın içindeki temsil edilme duygusu çok güçlü bir siyasi sermayedir.

Lakin alım gücü sürekli düşüyor, gelecek umudu her geçen gün kayboluyor ve ekonomik sıkıntılar gündelik hayatın merkezine yerleşiyorsa, zamanla en güçlü sosyolojik bağlar bile aşınmaya başlıyor.

İşte bu yüzden diyorum ki; “boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur” sözü yanlış değildir. Sadece eksiktir zamanımızda…

Bizim Selo (Selahattin Çebi) her gün ezan dinmez, bayrak inmez, Gılışdaroğlu sesega’yı batırmıştı, cehape zihniyeti, dış mihraklar, faiz lobileri falan der durur. Bütün suç cehape zihniyetinde, Selo öyle diyor.

Tencereye gel Selo, tencereye.

Yaklaşan seçimde göreceğiz o yerli ve milli tencerenizi…

Yıkar, yıkar…