Kimi dedesinin ya da ninesinin elinden tutup çekine çekine camiye gelirdi, kimi de anne babasının vaat ettiği küçük bir ödülün heyecanıyla koşarak gelirdi. O cami, yaz boyunca hem okulumuz hem oyun alanımız hem de en güzel hatıralarımızın mekânı olurdu.
Elbette oralarda sadece güzel anılar biriktirmedik. Dini bilgilerimizin temelini de, Kur’an-ı Kerim okumayı da ilk kez oralarda öğrendik. Çoğumuz Sübhaneke duasını o rahlelerin başında ezberledi. Elif-Bâ ile başlayan yolculuğumuz, Kur’an okumaya geçince bambaşka bir sevince dönüşürdü. Elemterekeyfe Suresi'ne kadar gelmek, 32 farzı eksiksiz bilmek bizim için adeta yarı hafız olmak demekti.
Kolay değildi elbette. Anlamakta zorlandığımız sayfalar, bir günde geçemediğimiz dersler olurdu ama kimse pes etmezdi. Gün içinde herkes mutlaka hocanın rahlesinin önüne oturur, dersini okurdu. Eksiksiz ve güzel okumak ise o günün en büyük gururuydu.
Tıpkı okulda olduğu gibi öğle araları ve teneffüsler vardı ancak kurallar okul kadar katı değildi. Bu yüzden çocukluğumuzu doyasıya yaşar, türlü yaramazlıklar yapar, sonra yeniden rahlenin başına geçip kaldığımız yerden devam ederdik.
Çocukluğumun en güzel yazları o yaylalarda geçti. Yarıyıl tatillerinde de köyümüzde, evimize en yakın camiye gider öğrendiklerimi tekrar ederdim ama Yaz Kur’an Kurslarının yeri hep bambaşkaydı. Farklı şehirlerde yaşayan, sadece yaz aylarında camide buluşabildiğimiz arkadaşlarımız vardı.
Bugün geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki bize sadece Kur’an okumayı öğretmediler. Saygıyı, paylaşmayı, sabretmeyi, büyüklerin dizinin dibinde edeple oturmayı, aynı çatı altında kardeş olmayı da oralarda öğrendik.
O günlerin samimiyetini ve manevi huzurunu bugün hâlâ özlemle hatırlıyorum. Camiye daha büyük bir istekle gitmemiz için rahmetli bakkal Selim amcanın ve Hanefi dedenin dağıttığı gofretlerin tadı ise hâlâ damağımda, hatırası hep hafızamda.
Toplumumuzda Kur’an-ı Kerim okumayı bilenlerin büyük bölümü ilk eğitimini yaz Kur’an kurslarında almıştır. Bu kurslar, ilköğretim çağındaki çocukların hem Kur’an okumayı hem de temel dini bilgileri öğrendiği çok kıymetli eğitim yuvalarıdır. Üstelik çocuklar burada sadece dini eğitim almakla kalmaz; arkadaşlarıyla vakit geçirir, sosyalleşir ve ekran bağımlılığından da uzaklaşırlar.
Uzmanların da ifade ettiği gibi, çocukluk dönemi öğrenmenin ve kalıcı alışkanlıklar kazanmanın en verimli dönemidir. Bu nedenle çocuklarımızı yaz Kur’an kurslarına sevdirerek ve teşvik ederek göndermeliyiz. Günümüzde bu kurslarda gerçekleştirilen sosyal ve kültürel etkinlikler de çocukların manevi ve ahlaki gelişimlerine önemli katkılar sunmaktadır.
Yaz tatili gelip geçer ancak burada kazanılan bilgi, dostluk ve güzel değerler bir ömür boyu insanın yanında kalır. Yaz Kur’an Kursları; sağlam karakterli, edepli, bilinçli ve erdemli nesiller yetiştirmek adına önemli bir fırsattır.
6 Temmuz'da Yaz Kur’an Kursları başlıyor. Yarın bir gün arkanızdan bir Fatiha, bir Yasin okuyacak nesiller için çocuklarımızı camiye gönderelim.
Eli açık, gönlü zengin hayır sahipleri; sizler de camileri ziyaret edin, çocuklarımızı küçük hediyelerle sevindirin. Bazen bir gofret, bazen bir tebessüm, bir çocuğun ömür boyu unutamayacağı güzel bir hatıraya dönüşebilir.
Haydi çocuklar camiye...
Kalın sağlıcakla.