Her İç Daralması Panik Atak Değildir

Son dönemde sokakta sosyal medyada ya da arkadaş ortamlarında sıkça duymaya başladığımız bir cümle var "Ay benim panik atağım var!" Sınavda heyecanlanan, topluluk önünde konuşurken kalbi hızlanan, hatta trafikte canı sıkılan herkes yaşadığı o anlık konforsuzluğu "panik atak" olarak etiketleyip geçiyor.

Abone Ol

Bazen de bu terim, zorluklardan kaçmak, sorumluluk almamak ya da çevredekilerin ilgisini çekmek için bir tür "kalkan" olarak kullanılıyor.

Peki, gerçek gerçekten böyle mi? Tabii ki hayır. Her iç daralması, her anlık kaygı ya da stres bir panik atak değildir. Klinik bir terim olan panik atağın bu kadar popülerleşmesi ve hafife alınması, bu hastalığı gerçekten yaşayan ve hayatı kabusa dönen insanların mücadelesine de büyük bir haksızlıktır.

Gerçek Panik Atak Nedir?

Panik atak; ortada görünür hiçbir tehlike yokken, aniden ortaya çıkan ve zirve noktasına 10 dakika içinde ulaşan yoğun bir korku, dehşet ve dehşetli bir rahatsızlık nöbetidir. Kişi o an stresten ağlamaz kelimenin tam anlamıyla "Ölüyorum" ya da "Çıldırıyorum, aklımı kaçırıyorum" inancıyla sarsılır.

Gerçek bir panik atağın semptomları o kadar ağırdır ki, kişi bir psikologdan önce soluğu acil serviste alır:

Göğüste sıkışma ve ağrı: Kişi kalp krizi geçirdiğinden o kadar emindir ki, defalarca EKG çektirir.

Boğulma ve nefes alamama hissi: Hava yetmiyormuş gibi gelir, boğazı düğümlenir.

Aşırı titreme, terleme veya tam tersi ürperme.

Derealizasyon / Depersonalizasyon: O an çevrenin gerçek dışı gelmesi ya da kişinin kendi bedeninden kopuyormuş gibi hissetmesi (Dehşet verici bir yabancılaşma halidir).

Uyuşma ve karıncalanma: Genellikle ellerde, kollarda veya yüzde hissedilir.

Kaygı (anksiyete) insani ve sağlıklı bir duygudur. Sunum yaparken heyecanlanmak, faturaları düşünürken daralmak ya da biriyle tartışırken ağlamak normal psikolojik tepkilerdir. Ancak günümüz insanı, en ufak bir olumsuz duyguya bile tahammül edemiyor. Kendini kötü hissettiği an buna "klinik bir kılıf" uydurarak durumun sorumluluğundan kaçmaya çalışıyor.

Bir zorlukla karşılaştığında "Benim panik atağım var, üstüme gelmeyin" demek, o anlık krizden kaçmanın kolay bir yolu haline geldi. Oysa ağlamak ya da köşeye sıkışmış hissetmek panik atak değildir sadece o anki stresle baş etmekte zorlandığınızın göstergesidir.

Panik atak, insanların birbirinin üzerine gelmesini engellemek için kullanılacak bir manipülasyon aracı ya da günlük bir "can sıkıntısı" ünlemi değildir. O, profesyonel destek ve tedavi (BDT, EMDR vb.) gerektiren ciddi bir psikolojik tablodur.

Duygularımızı doğru tanımlamayı öğrenmeli, her heyecanı hastalıklaştırmamalıyız. Gerçekten bu acıyı çekenlerin sesinin kısılmaması için, klinik kelimeleri yerli yerinde kullanmak hepimizin sorumluluğudur.

Randevu ve iletişim için pskmerveak@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. Daha kapsamlı çalışmalarıma instagram @psikologmerveak adresinden ulaşabilirsiniz.