Teknik adamların futbol mantalitesinin yanında oyuncu grubunun futbol karakteri de takımların oyun şeklini ya belirler, ya da etkiler. İstanbulspor maçında izlediğimiz Trabzonspor şampiyonluk sezonundaki takımdan kesitler sundu bizlere.
Kendinden emin, rahat ve akıcı bir oyun, sahanın her yerinde baskı kuran, rakibe nefes aldırmayan bir takım vardı sahada. Bence bunun en büyük sebebi “Hızlı oyun”u oynayabilecek bir kadro yapısıyla sahaya çıkılmış olmasıydı. Savunmadan kısa paslarla çıkıp orta sahayı Yusuf, Abdülkadir ve Bakasetas’la hızlı geçince öndeki oyuncular daha çok pozisyona girdiler. Buna rakibin zayıflığı diyemeyiz, elbette ki İstanbulspor kadro kalitesi olarak Trabzonspor’la denk değil belki ama boş bir takım da değil. Top rakipteyken iyi kapanan ve çok hızlı hücuma çıkan rakip bu maçta sadece bir kontra pozisyon yakalayabildi onu da savunma büyümeden engelledi. Orta saha oyuncuları önde ve ortada yapmış oldukları baskıyla İstanbulsporlu oyunculara hücum yapma fırsatı vermediler ve birçok pozisyonda topu rakipten çalarak tekrar hücum başlattılar. Maçın son bölümünde gol bölgesine yakın oynayan Djaniny daha etkili bir futbol sergiledi, belki de ilerleyen maçlarda o bölgede oynaması pozisyon ve gol olarak daha verimli olmasına sebep olacaktır.. Gelecek maçlar adına gayet ümit veren bir futbol sergileyen Trabzonspor’da özellikle maç 4-0 olduktan sonra keşke 1-2 tane genç oyuncu oyuna girebilseydi. Şampiyonluğa oynayan Trabzonspor’u hepimiz istiyoruz fakat günümüz ekonomik şartlarında kulüplerin altyapıdan yetişen oyunculara da ihtiyaçları var ve genç oyuncular böyle maçlarda forma almalılar. Baskının ve stresin olmadığı bu gibi maçlarda sahaya sürülecek yeni Uğurcan’ lar, Ömür’ler ve Yusuf’lar Trabzonspor’a nefes aldıracak ve Türk futbolundaki misyonunun devamını sağlayacaktır…
YUSUF YAZICI
Trabzonspor’un açıklanan ilk 11’de kupa maçında nerdeyse takımı ipten alan Yusuf Yazıcı’nın yer bulması beklediğimiz bir durumdu… Taraftarın Yusuf konusundaki beklentisinin yüksek olması sebebiyle daha önce sahadaki Yusuf Yazıcı performansları camiada pek kabul görmemişti, fakat son dönemde kıpırdanmaya başlayan ve Ümraniye maçındaki futboluyla bunu pekiştiren, kazanılan 4-0’lık İstanbulspor maçında özellikle Bakasetas’la uyumu, birbirlerini tamamlamaları rahatlıkla rakip sahaya geçip önde pozisyon üretmeleriyle ortaya çıkan güzel futbolunu attığı klas golle süslemenin yanında adeta “Ben geldim” mesajı veriyordu..
İstanbulspor maçında kendinden emin, özgüveni yerinde, futbolu ve formasını özlemiş bir Yusuf Yazıcı izledik. Top rakipteyken alan daraltıp baskı yapıyor, top Trabzonspor’dayken de oyunu yönlendiriyordu. Takım Yusuf’la vites yükseltmişti ve Yusuf kendini bulmuştu, ta ki sarı kart görene kadar, o dakikadan sonra biraz da sarı kart aldığı pozisyonu şekline bağlı olmalı ki teknik ekip zekice davranıp onu dışarı aldı. Umarız ve bekleriz ki Yusuf bu performansını sürdürerek hem eleştirilere cevap vermiş olur hem de Trabzonspor’da efsane olma yolunda emin adımlarla ilerler.
ALKIŞLIYORUM COŞKUN ÖZTÜRK
O gerçek bir futbol sevdalısı, özel bir insan. Amatör futbol oynasa da ailesinden aldığı terbiye ve ağırbaşlılığı ile parmakla gösterilen bir kişi. Uzun yıllar Avrupa'da çalıştı. Büyük bir fabrikanın on iki yıl müdürlüğünü yaptı. Canından çok sevdiği, gönül verdiği bordo-mavili renkler hayalinde genç yaşta yönetici olmak sevdası vardı. Allah da ona bunu nasip etti. Nerede ne zaman konuşacağını duracağını iyi bilen biri.
Bahsettiğimiz kişi, iş insanı Coşkun Öztürk. Geçmiş dönemlerde köy okullarına, ülkemizin birçok bölgesine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve yurtdışındaki Trabzonspor sevdalılarına yüklü miktarlarda Trabzonspor formaları gönderip bordo-mavi sevgisinin uzak coğrafyalarda yeşermesine katkı veren Trabzonspor yöneticisi ve iş insanı sevgili Coşkun Öztürk şimdi de başkan Sayın Ahmet Ağaoğlu’nun başlattığı “Hediye Forma Challange” kampanyasına 1061 forma alarak destek verdi. Trabzonspor deyince gözleri ışıldayan Coşkun Öztürk kendinden bekleneni yaparak minik yürekleri sevindirdi. Trabzonspor için hiç bir görevden ve fedakarlıktan kaçmayan Öztürk”ün değeri bilinmeli. Çalışkan, özverili ve genç yaşına rağmen oldukça tecrübeli bir yönetici olan Öztürk’ün Trabzon sporuna ve Trabzonspor’a hizmetlerinin devam etmesi temennisiyle bu yolda kendisine başarılar dileriz.
YENİ UMUTLARA YELKEN AÇTIK
Ümraniye-Trabzonspor maçında ilk düdük çaldı ve maç başladı. Oyunun hakimi tamamen Ümraniye’deydi. Ev sahibi Ümraniyespor, Trabzonspor'un kalesine çok iyi geldi ve 1-0 öne geçti. İlk yarı bu şekilde bitti. İkinci yarıda oyunun hakimi Ümraniyespor'da idi. Herkes maçın bu şekilde biteceğini zannederken uzatma dakikalarında sahneye Vitor Hugo çıkarak mükemmel bir kafa vuruşuyla eşitliği yakaladık ve maçı Bordo- Mavililer uzatma dakikalarına taşıdı. Uzatmanın ilk devresinde Trabzonspor mükemmel bir performans ortaya koydu. Kazanılan penaltıyı son haftalarda form grafiği üst düzeyde olan Bakasetas kaçırdı. Sonra Maxi Gomez'in harika ortasıyla Yusuf Yazıcı'nın golüyle farkı ikiye çıkardık. Sonra uzatmanın ilk devresi böyle bitti. İkinci uzatmanın devresinde penaltı kazandık. Topun başına bu sefer Yusuf Yazıcı geçti. Yusuf’la skoru 3-1’e getirdik. Trabzonspor yelpaze gibi açıldı durdurana aşk olsun. Golcü futbolcu Maxi Gomez son noktayı koydu. Ve Trabzonspor sahadan 4-1 kazanarak ayrıldı. Maçın penaltılara gitmesine izin vermedi. Son 16 turunda karşılaşan iki takımdan biri çeyrek finale yükseldi ve o da Trabzonspor oldu.
Bordo-Mavililer bu kez hafta sonu, Akyazı Şenol Güneş Stadı’nda İstanbulspor karşısında 90 dakika oyunun hakimi oldu. Zayıf ve güçsüz rakibi karşısında çok iyi oynadı. Gomez ile golü bularak perdeyi araladı derken yan hakem oftsayt gerekçesiyle bayrağını çekti. Gol geçerli sayılmadı. İlerleyen dakikalarda Yusuf Yazıcı gelen topu ağlarla buluşturdu. Ve sonra ilk yarı sonucu 1-0 kapandı. Ve ikinci yarıya Bordo- Mavililer hızlı başladı. Bordo-Mavili takımın atağında İstanbulspor kalecisinden dönen topu Marc Bartra filelere yolladı. İlk golde asist yapan Bakasetas topla birlikte harika döndü ve çok iyi vurdu ve golünü attı. 3-0'dan sonra Abdullah hoca oyunda değişikliğe gitti. Bakasetas’ın yerine Trezeguet oyuna girdi. Mısırlı oyuncu attığı golle hem kendine güven getirdi hem de eski günlerine döndü. Trezeguet bir gol daha attı ama ofsayt gerekçesiyle gol sayılmadı. Sonra maç sona erdi ve kazanan taraf Bordo-Mavililer idi. (EFE KAAN ÖZTÜRK)
ZAMAN’I GELDİ
Trabzonspor’da hafta içi sessiz sedasız genç oyuncu Emirhan Zaman’ın sözleşmesi uzatıldı. Soğuksuspor altyapısında yetişen ve oynadığı futbolla dikkatleri üzerine çeken Emirhan, 2014 yılında Soğuksuspor’dan transfer edilip altyapıya kazandırıldı.
Şu an Trabzonspor Elit U19 Yaş Altı Ligi takım kaptanı olan Emirhan Zaman ön libero ve stoper mevkilerinde oynuyor. Ön sezisi güçlü, çabuk ve her iki ayağını da ustalıkla kullanıyor olması U19 liglerinde onu ön plana çıkaran özellikleri. Bu yıl gösterdiği performansla A takıma göz kırpan Emirhan Zaman, teknik ekibin de dikkatini çekmiş durumda. Önümüzdeki gerek kupa gerekse de lig maçlarında kadroya alınması muhtemel olan Emirhan Trabzonspor’a katkı verip uzun yıllar hizmet edecektir. Emirhan ve onun gibi potansiyel oyuncular uygun zamanlarda mutlaka değerlendirilmelidir.
DİRİLENİN KAFASINA TAKUNYA İLE VURDU
Havalar güzel gidince soluğu her zamanki gibi Faroz'da alıyoruz. Faroz'da eski limanın havası olmazsa da deniz kenarında yer alan Su Ürünleri'ne ait Kooperatif’te hem güneşten faydalanıyorsun, hem de denizde yüzen karabatak ve martılara simit, ekmek atarak onları beslemek insanın hem yorgunluğunu alıyor hem de zihinsel olarak rahatlatıyor.
Kooperatifte dinlendikten sonra İlhan Hardaloğlu ile soluğu Faroz kahvesinde alıyoruz, Ergun Reis, Kamış Orhan ve Kartal Baba ile sohbet ediyoruz. Yıllarca Trabzon Devlet Tiyatrosu'nda çalışan ve nam-ı diğer "Rektör" Reşit ağabey yanımıza gelerek sohbetimize katılıyor. Sohbet koyulaşınca Baba Kartal geçmişte dinlediği bir anısını anlatmaya geçiyor:
"O yıllarda mahallenin büyüklerinden Hovarda Kenan, Kütük Sali, Fahrettin ağabey, Vahit Aga ve Yakup Erte, Numune Hastanesi’nin santralinde çalışan arkadaşlarının yanına mesai bitiminden sonra giderek kafa yapıyorlar. O yıllarda hastane morgunun sorumluluğunu Vahit Aga yapıyordu. Vahit Aga sohbet esnasında ayağa kalkıp ara sıra morga geçerek ölüleri buzlu su ila ıslatıyor. Tekrar masanın sohbetine katılıyor, sonra da sohbete dönüyor.
İlerleyen saatlerde morga yeni ölüler geliyor. Vahit Aga gelen ölüleri tekrar buzlu suyla ıslatıp, arkadaşlarının yanına dönüyor. Ancak morga getirilen bir ölüde hiç ummadığı bir olayla karşılaşıyor.
Yeni gelen ölülerden biri dirilip ayağa kalkmaya çalışırken Vahit Aga bur anda şok oluyor ve dirilen ölünün kafasına ayağındaki takunyayı vurarak "yat aşağıya, başıma bela mı olacaksın" diye bağrıyor. Santral odasında bulunan arkadaşları, Vahit Aga'nın bağırma sesine morgdan dışarı çıkıyor. Ve gözlerine inanamıyorlar, ölmüş diye morga getirilen kişi dirilip, kalkıyor! Morga girdiklerinde bir de ne görsünler, "Gerçekten ölü olarak gelen biri dirilmiş Vahit Aga da elinde takunya ile kafasına vuruyor! Bunun üzerine Vahit Aga'ya sarılıp, onu yana çekiyorlar.
Öldü diye morga getirilen, ama morgda yeniden yaşama dönen kişi için de hemen yetkililere haber veriyorlar. Adam da ölü olarak girdiği morgdan dirilerek çıkıyor. İşte böyle, siz siz olun bir hastanenin morgundan emekli olan bir görevliyle sohbet etmeye durun! Ne hikayeler vardı Vahit Aga'da... Vahit ağa rahmetli olmadan önce bu hikayeler yazılsa en çok okunan kitap olur.
FARKINDAMISINIZ OKUL SPORLARI SÜRÜNÜYOR
Trabzon’un spor şehri olmasında okul sporlarının katkısı inkar edilemez. Eskilerde elit sporcuları kulüplerinde izlemenin yanı sıra okul müsabakalarında da keyifle izlerdik. O dönemlerde binlerce seyircinin olduğu okul maçları olurdu, maçların atmosferleri bazen profesyonel düzeydeydi. Şehrimizden yetişen aklımıza gelen hemen her sporcu okul maçlarında da boy göstermiştir. Bir kültürdü okul maçları, Trabzon Lisesi, Affan Lisesi ve Fatih Lisesi futbol maçları unutulmazdı, rekabet ve mücadele derbi maçlarını aratmazdı, keza bu Liselerimizden yetişen yüzlerce futbolcu daha sonraları ülke futbolunda da boy gösterip A milli takımlara hizmet ettiler. Cumhuriyet, İskenderpaşa, Cudibey, Pelitli 75.Yıl ve Ata Ortaokulları bir nevi altyapı gibi çalışırlardı. Mehmet Akif, 100.Yıl ve diğerlerinin başarılarını anlatmaya sayfalar yetmez. Dünya Şampiyonları çıkardı okul takımları arasından. Okul takımına girmek gençler ve çocuklar için ciddi bir hedef olmanın yanı sıra inanılmazda bir motivasyon kaynağıydı. Bu vesileyle özellikle futbolda müthiş bir kaynaktı okullar ve okul maçları. Günümüzde bile anılardan bahsedilirken mutlaka okul maçlarına değinilir, o rekabetler ve yaşanılanlar anlatılır..
Kanuni Anadolu Lisesi Basketbolda ekoldü, Endüstri meslek Lisesi ve Fatih Lisesi hentbol kulüpleri gibiydiler. Trabzon’daki okul sporları kültürü anlatmakla bitmez. Günümüzde gerek eğitim sisteminin zorluğu, gerek ailelerin beklentileri gerekse de ekonomik sebepler okul sporlarını bitirme noktasına getirdi.
Örnek vermek gerekirse; Futbol şehri Trabzon’da önceki yıllarda 30-40 okulun katıldığı liseler arası futbol maçlarına katılan okul sayısı 8, ortaokullararası futbol maçlarına katılan okul sayısı arası 10 ve üzülerek söylüyorum bu sayı her geçen yıl düşüyor..
Bu sorunu konuştuğum Beden Eğitimi Öğretmenleri arkadaşlarımın neredeyse tamamı okul maçlarına katıl-a-mama sebeplerinin başta sınavlardan dolayı sporcu-öğrenci bulmakta zorlandıklarını ve gidiş geliş masraflarının çok fazla olduğunu söylüyorlar.
Çözüm noktasında sınavlar konusunda pek bir şey yapılamaz belki ama diğer konularda gerek İl-İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri gerekse de Gençlik Hizmetleri İl-İlçe Müdürlükleri ve hatta Trabzonspor bu konuya el verebilir ve Trabzon’daki kaynağın kurumasının, tarihi bir kültürün yok olmasının önüne geçebilirler.
Naçizane tavsiyem Gençlik Hizmetlerinin bu konuya ciddiyetle yaklaşıp öncelik vermesi. İstatistikler ortada… Kendilerine devredilen okul sporları yine Gençlik Hizmetleri’nin önderlik edeceği çalışmalarla eski verimli günlerine dönecektir. Bu konudaki çalışmaları sabırsızlıkla bekliyoruz…