Tarih boyunca birlik ve beraberlikle her bir zorluğun üstesinden gelen bir milletiz biz. Her ne kadar da son dönemlerde dünyada yaşanan ekonomik krizler, siyasi gerilimler ve sosyal eşitsizlikler birçok ülkede iç karışıklık riskini arttırması Türkiye gibi jeopolitik açıdan hassas bir ülkeyi de etkilese bile, bu tehlikeler dikkate alınarak diyorum ki birlik ve beraberlikle bunları yenmeliyiz.
Dayanışma, hoşgörü ve diyalog en güçlü silahımız olmalı 2026’da. Kutuplaştırıcı söylemler, provokasyonlar ve kaos çıkarma niyetlerine fırsat vermemek hepimizin sorumluluğu.
2026’da ekonomik adaletsizliğin giderilmesi, toplum barışının sağlanması için en büyük görev elbette siyasilere düşüyor.
Barış içinde huzurlu yaşam hepimizin dileği.
Öyle olur umarım 2026…
ÜLKEYE YATIRIMCI GELMİYOR
Valla bende olsam gelmem…
Öyle bir ülke yarattılar ki tek adam sistemi ile;
Ülkede hukuk garantisi kayboldu,
Resmi kurum TUİK’in enflasyon oranı yalan dolan,
Muhalefetin en güçlü adamı içerde hapiste,
Yargı istediği zaman siyasi bir operasyon çekip malınıza mülkünüze çökebilir,
Asgari ücret dolar bazında 3 sene öncesinin iki katı yani işçilik maliyeti misal Mısır’a göre çok pahalı…
Siz böyle bir ülkeye yatırım yapar mısınız?
Ben yapmam…
ALIN BAŞINIZA ÇALIN DEAŞ’INIZI…
Bizim Sinop ve Bayburt’tan sınırlı-sorumlu Selo yine döktürmüş. “Fetö bitti, PKK bitti. Şimdi Deaş ile başladı alçaklar” diyor. “DEAŞ, İslami bir örgüt değildir. İslam Alemine en büyük zarar veren bir terör örgütüdür. DEAŞ’lılar kafirdir! Siyonizmin köpekleridir” diyor ve işi getirip her zamanki gibi dış güçlere bağlıyor. “Deaş (Işid) satanizmin kurduğu bir yapıdır. Kurucuları İsrail ve ABD nin satanist itlerdir.” (harfine dokunmadım, ne yazdı ise o)
Selo’ya sormak lazım şimdi, bu dediklerin ile aynı tastan çorba içen kim? Destek verip alanlarda ellerini havaya kaldıran kim? Bunların uzantılarını tahliye eden kim?
Bak senin “dıj güjler” deyip her hatayı onlara yıkıp, kendi yanlışlarını saklayana bizim köyde şöyle derler: Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. (Mevlana)
Yanardönerlere karnımız tok…
YERİM SİZİN YÜRÜYÜŞÜNÜZÜ…
Yeni yılın ilk saatlerinde İstanbul’da Galata’dan Gazze’ye yürüyüş düzenlemişler.
Ey Allah’ım ya, siz önce mahallenizdeki Türk açları doyurun diyeceğim ama düzenleyenlerin hepsinin tuzu kuru.
Hayır, bu yürüyüş niye 1 Ocak sabahı?
Amaç belli. Bu yürüyüşün amacı Filistin’e destek İsrail’i protesto falan değil düpedüz yılbaşını protesto ve yılbaşını kutlayanları ötekileştirme.
Ne günlere kaldık arkadaş, ‘asgari ücret 28 bin yetmişbeş, geçinebiliyor musun?’ diye soruyoruz aldığımız cevap: Gazze’de katliam var! ‘DEAŞ Yalova’da eylem yapıyor haberin var mı?’ diyoruz aldığımız cevap: zulme sessiz kalan şeytandır. ‘2026 karanlık bir yıl gibi görünüyor, sen ne düşünüyorsun?’ diye soruyoruz aldığımız cevap: ağaç süslemek gavur icadı kardeşim, Müslümanız Elhamdülillah…
Ayrıca eylem dediğin 5 bin kilometre uzaktan iştirakle olmaz. Toplu olarak mesela Gazze’ye yürüyün, ne o Galata falan? Ya da hazır Galata’da iken binin gemiciklere gidin bir İsrail limanlarına, orada ne olmuş diye ilk elden öğrenirsiniz. Yollar yürümekle aşınmıyor yani.
Gazze’ye yürüyüş ayakları ile yılbaşı kutlayan insanları ötekileştirip, adeta İsrail ile yan yana konumlandırma çabalarınız çok komik. Ayrıca bu yürüyüşün Bilal’e yol veren yürüyüş olduğu da çok açık. Trabzonspor’u bile buna alet ediyorsunuz ya, bu işlerin de modası geçer diyorum size Trabzonspor’u yönetenler.
Yürü, anca gidersiniz…
TRABZON’UN 2025’DEKİ 2 HAYAL KIRIKLIĞI STK’SI…
Bence bir numara Trabzon Kent Konseyi.
İktidarın atadığı başkanı ile Trabzon’un hiçbir konusuna merhem olmayan, olamayan Kent Konseyi en büyük hayal kırıklığı. Hiçbir kurum üzerinde etkisi olamayan, hiçbir konu üzerinde görüşü olamayan, hiçbir sorun ile projesi olamayan bu kurum ne yazık ki Trabzon için buzdolabındaki derin dondurucuya koyulmuş birilerinin arka bahçesi olmaktan öteye geçememiş bir vaka. Şimdi diyecekler ki, bizim “Turizm Eylem Planı”mız var proje adına.
Koskoca bir balon, ortada ne eylem var ne de ayakları üzerine basan bir proje! İş olsun, torba dolsun hesabına senelerdir internet sitelerinde bile boy gösteren bir balon. Kime ne yararı olmuş, kim almış okumuş da “aaa… bak Trabzon Kent Konseyi ne güzel bir eylem planı yapmış, biz de acayip bundan yararlandık. Teşekkürler…” kim demiş?
İkinci hayal kırıklığı Trabzon Emekliler Derneği…
9 bin üyemiz var diyor “hakkı huzur”lu dernek başkanı, 20 lira aylık topluyoruz diyor. Yıllık 240 lira onun hesabına göre her üyeden alınıyor. Sene başı trink banka hesabından çekiyor otomatik ödeme ile. 9 bin üyeden senede toplanan para 2 milyon 160 bin TL. Aylık 180 bin lira Trabzon için. 1,5 milyon üyemiz var diye de ekliyor dernek başkanı Türkiye çapında. Çarpın bakın ne kadar para topluyorlar. Dernek başkanları ve birkaç yönetim kurulu üyesi huzur hakkı (onlar değiştirmiş Hakkı Huzur diyorlar) parayı bölüşüyorlar. Genel başkanlarının altında 20 trilyonluk araba, onunla saraya falan gidiyor. Ne iş yapıyorlar? İşleri sadece derneğe üye kayıt etmek, beni de çağırıyorlar utanmadan gel üye ol diye.
Bulmuşsunuz bedavadan yaşama organı size niye alet olayım, zerre faydanız yok emekliye.
Hakkının huzuru sizin olsun, emekliden toplayıp cebe indirdikleriniz elbet bir gün boynunuza kolye olur. Garibanın hakkı, elbet bir yerden çıkar…
Trabzon’da bu iki kurum ne yazık ki net olarak hayal kırıklığı…
DENİZ YÜZÜMÜZE TÜKÜRÜYOR, TINMIYORLAR…
Yıllar önce Karadeniz Gazetesi’nin başlığı idi: “Deniz Yüzümüze Tükürdü”…
Hafta başı bir fırtına koptu Beşirli sahili çöp deposu. Deniz içinde ne varsa kustu sahile. Büyükşehir ekipleri hemen koştu kısa zamanda kirli görüntüyü bertaraf etti.
Ve hemen basına servis ettiler, kısa zamanda çözdük diye.
Karadeniz durulmaz, haberleri yok.
Siz dolgularla onu doldurmaya, ekolojisi ile oynamaya, sahilini boydan boya otobanlarla donatmaya devam edin. Onun ne zaman patlayacağını bilemezsiniz.
Karadeniz’in fıkrası çoktur ama asla şakası yoktur.
Benden hatırlatması…