Lübnan’ın güneyindeki Sayda şehrinde, kutlamaların bir parçası olan havaya ateş açma geleneği, tanınmış Hristiyan Ğattas ailesinin genç kızının hayatını tehlikeye attı.
Genç kız, isabet eden yorgun bir mermiyle ağır şekilde yaralandı.
Hemen Dr. Ğassan Hammud Hastanesi’ne kaldırılan genç kızın durumu, doktorların çabalarına rağmen kritikti.
Acilen Beyrut’taki Amerikan Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi.
Lübnan’ın en önde gelen hekimleri ve Amerikalı bir tıp ekibi, artan kanamayı durdurmak için seferber oldu, ancak kızın başındaki yaranın büyüklüğü karşısında umutlar tükenmeye başladı.
Bu çaresizlik anında, Hristiyan anne hastane koridorlarında yankılanan yürek burkan bir feryatla haykırdı:
“Neredesin ey Muhammed? Neredesin ey Müslümanların peygamberi! Gel de ümmetinin kızıma ne yaptığını gör! Senin ümmetin senin doğum gününü kutlarken benim kızımı öldürdü!”
Doktorlar, annenin kızına son bir kez veda etmesi gerektiğini bildirmeye hazırlanırken, beklenmedik bir durum yaşandı.
Anne titreyen bacaklarıyla kızının odasına girdiğinde, onu yatakta doğrulmuş ve şaşkınlıkla “Anne kapıyı kapat! Onu tut, gitmesine izin verme!” diye bağırdığını gördü.
Şaşkınlıktan dili tutulan anne, güçlükle “Kızım, kimi tutayım? Kimden bahsediyorsun?” diye sordu.
Genç kızın cevabı, odadaki herkesi dondurdu:
”Anne… O, Muhammed’di. Allah’ın Resulü! Odaya geldi… Başımın üstüne elini koydu… Yaram kapandı… Kan durdu… Sen kapıyı açınca da çıktı gitti.”
Bu sözler üzerine annenin kalbine bir sıcaklık yayıldı.
Gözyaşları içinde Şehadet getirerek İslamiyet’i kabul etti.
Yaşanan mucizenin ardından, Ğattas ailesinin tamamı o gün Müslüman oldu.
Ayrıca, olaya bizzat şahit olan aralarında Amerikalı doktorların da bulunduğu bir grup tıp çalışanı da İslam’a girdi.
Lübnan’da geniş yankı uyandıran bu hadise, Hristiyan annenin çaresizlik feryadının, Peygamber Efendimiz ’in (s.a.v.) doğum gecesinde manevi bir cevap bulduğunu ve İslam dininin rahmetini bir kez daha gösterdiğini kanıtladı.
Lübnan’ın büyük bir kısmı bu olayı, İslam’ın şefkatli yüzünün ve mucizevi gücünün bir timsali olarak hâlâ hatırlıyor.
Arapçadan Tercüme: Abdülhamid DOĞAN
Beni de son derece etkileyen bu hikâyeyi sizlerle paylaşmak istedim.
Bugün o topraklarda Müslüman kanı dökülmeye devam ediyor.
Çocuklar, kadınlar, insanlar katlediliyor
İsrail’in gazabından kurtulamıyor.
Ateşkesi bozup yeniden Gazze’ye saldıran İsrail’i bu mübarek gecenin ve bugünün yüzü suyu hürmetine kahr-ı perişan eyle Ya Rabbi. Âmin
Miraç Kandiliniz ve cumanız mübarek olsun.