Küresel hurma pazarı, 2025 yılında ulaştığı 32,7 milyar dolarlık hacmin ardından 2026 yılında 34,5 milyar dolara doğru hızla ilerliyor. Yıllık bileşik büyüme oranı %6,14 olarak öngörülen bu devasa sektörde, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri hakimiyetini koruyor. Ancak bu büyüme, beraberinde karmaşık tedarik zinciri sorunlarını da getiriyor. Özellikle İsrail’in, Avrupa’daki tüketici boykotlarını aşmak amacıyla, yasa dışı yerleşim bölgelerinde üretilen hurmaları "üçüncü ülkeler" üzerinden pazarladığı iddiaları, sektörel raporlarda geniş yer buluyor. Hollanda ve Fransa’nın bu ürünler için bir "paketleme ve yeniden dağıtım merkezi" haline geldiği belirtiliyor.
Medjool Hurmalarının %75'i İsrail Menşeli mi?
"Hurmaların Kralı" olarak bilinen yüksek katma değerli Medjool hurması, şu an pazarın en tartışmalı kalemi. CBI (Gelişmekte Olan Ülkelerden İthalatı Teşvik Merkezi) verilerine göre, Avrupa'ya giren Medjool hurmalarının en az yarısı İsrail kaynaklıyken, bazı uluslararası gıda yayınları bu oranın %75'e ulaştığını öne sürüyor. Tartışmanın merkezinde ise üretim ve ihracat rakamları arasındaki dev fark var. İsrail’in toplam 35 bin tonluk ihracatının sadece 8 bin 800 tonunun resmi sınırları içindeki Arava Vadisi’nde üretilmesi, geri kalan büyük kısmın yasa dışı yerleşimlerden geldiği şüphesini güçlendiriyor.
Avrupa'da "Hurma Aklama" Operasyonu
Uzmanlar, "hurma aklama" (date washing) adı verilen bir yöntemle, yerleşimlerde üretilen ürünlerin Hollanda, Fas veya Birleşik Arap Emirlikleri menşeli gibi gösterilerek AB pazarına sunulduğunu ifade ediyor. Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın 2019'da aldığı karara göre, yerleşim yerlerinde üretilen malların üzerinde bu durumun açıkça belirtilmesi zorunlu. Ancak denetimlerin özellikle Ramazan dönemindeki yoğunlukta zayıflaması, bu kuralın ihlal edilmesine zemin hazırlıyor. Hollanda'daki hurmaların yaklaşık yarısının, Almanya'daki arzın ise %25'inin İsrail bağlantılı olduğu tahmin ediliyor.